Sandığın galibi, toplumun zemini

Yontma taş, cilalı taş derken aradan asırlar geçti ve yine başka bir taş devrine, inşaat devrine geldik madem, o halde mevzuya inşaattan girebilirim.
Kendinize ev yapacaksanız, lazım olan malzemeler bellidir.
Elinizdeki malzemeler ne kadar iyi olursa olsun, en önemli husus ise bence zemindir.
En iyi demiri, çimentoyu kullanıp, en iyi mimar ve mühendisle dahi çalışsanız; binayı yapacağınız zemin uygun değilse o binanın akıbeti bellidir; yıkılır gider.
Eğer zemin sağlamsa; iradeniz ve imkânınız varsa sağlam bir bina inşa edebilirsiniz; büyük bir felakete uğrasanız dahi sonrasında o zemine, yeniden ve daha sağlam bir bina inşa edebilirsiniz ve o bina ayakta kalabilir.
Bozuk zeminde başınıza gelecek olansa kaçınılmazdır, tekrar tekrar yıkılır gidersiniz; gün gelir ayakta da duracak haliniz olmaz.
Bugün, Türkiye’de karşı karşıya olduğumuz en büyük felaket; bana kalırsa toplumsal zeminin çürümeye yüz tutan halidir.
Toplumun farklı kesimlerinin birbirine karşı artık hınç bilemeye başladığı bir halin her tarafa sirayet etmesidir.
İnsanların birbirine karşı taş kesildiği bir zemin kolay kolay ıslah olmayacak hali alır.
İşte böylesi bir halde, geçmiş kavimleri helak eden nedenlerin her birini aynı anda bünyemizde barındırırken, tek sayhada silinip gitmiyorsak yeryüzünden; bu, kıyametin henüz kopmamasıyla ilgilidir; yoksa kendimizde bulacak bir hikmet kaldığına şahsen inanmıyorum.
İnsanlar her gün birbirine karşı daha fazla hoyratlaşıyor ve artık bu kanıksanır oldu.
Daha beter örneklere ise özellikle sandık dönemlerinde şahit oluyoruz.
Üç günlük iktidar saltanatı, beş kuruş etmeyecek dünyevi çıkarlar uğruna yapılıp edilenler, yazılıp çizilenler, konuşup söylenenler gerçekten kahredici.
Korkarım önümüzdeki haftalarda mezkûr dehşetin dozu daha da yükselecek.
Nitekim daha seçim takvimi açılmadan önce “savaş” söylemi ile “seçim” birlikte zikredilmeye başlanmıştı ve ne yazık ki bu söylem ciddi bir rahatsızlık uyandırmamıştı.
Yönetenlerin, yönetmeye talip olduğu toplumun kendisine oy vermeyen kesimini düşmanlaştıran bir üslup ve tavır takınmasına hak ettiği tepki gösterilmemişti.
Babanın oğula, kardeşin kardeşe, komşunu komşuya muhtaç olduğu unutulmuş; insanlar politik tercihlerinden ötürü birbirine karşı kolayca konuşlandırılabilmişti.
Babayı oğula, kardeşi kardeşe, komşuyu komşuya düşüren politik söylemin, toplumsal zemin üzerindeki tahribatı; kısa vadeli hesaplar ve çıkarlar uğruna göz ardı edilebilmişti.
Bundan daha beteri de; siyasal iktidarı savunmak uğruna toplumsal zeminin örselenmesine göz yumulurken; toplumu savunmak adına siyasal muhalefetin adeta suç unsuru gibi gösterilmesiydi.
Oysa düşünmek gerekmez mi; herkes kendinden görmediğini böylesine acımasızca dışlayacaksa, karalayacaksa, onun başına her türlü belanın gelmesinden medet umacaksa ve başka türlü içinin soğumayacağından dem vuracaksa; biz zaten çoktan helak olmuş sayılmaz mıyız?
Eğer bu hal, önümüzdeki günlerde de aynı bu şekilde devam ederse, korkarım ki toplum adına kazananı olmayan başka bir seçim daha yaşamış olacağız.
Seçim seli gittiğinde kendimizi yine çamur deryasına batmış halde bulacağız.
Bunun kime, ne hayrı dokunur ki!
Sandık kurulup, kaldırıldıktan sonra; birbirinin bakmaya yüzü kalmamış insanlarla nasıl bir gelecek inşa edebilirsiniz?
Sandıktan galibiyeti uğruna her şeyin göze alınmasına razı kalan insanlarla nasıl bir toplumsal iradeye sahip olabilirsiniz?
Kazanmak uğruna her şeyin mübah sayılmasına cevaz verip istediğini elde edenlerle, kaybedenleri yarın hangi zeminde, güzelce bir arada tutabilirsiniz?
Seçimin savaş, mitinglerin meydan muharebesi, kitlelerin ise birbirine karşı ezeli düşmanmış gibi gösterildiği bir vasatta, sandık ortadan kalktığında kimden, hangi hayrı görebilirsiniz?
İnsanların, verdiği oy her ne olursa olsun; seçimden sonra da bu memlekette ve bir arada yaşayacağı gerçeği hesaba neden katılmaz?
Siyasal iktidar kadar muhalefetin de hak olduğu, yönetenler kadar yönetilenlerin de eşit olduğu gerçeği nasıl ve neden bu kadar kolay göz ardı edilir?
Aynı sandığı giden insanlardan birini makbul, diğerini hain görmek nasıl bir gaflettir?
Son yıllarda politikada kimlerin kimlerle yan yana geldiği ve sonrasında karşı karşıya düştüğü görülmüşken, siyasetteki bu ayrılıkların toplumda fitne sebebi sayılmasının önü alınamaz mı?
Hepsi olabilir ama olmuyorsa; bu hesabın vereceği zararı kimsenin tek başına ödeyemeyeceği iyi bilinsin.
Bu ülkede her türlü farklılığıyla bir arada, barış ve huzur içinde yaşayabilme iradesi, imkân ve ihtimali yok edilerek elde edilecek hiçbir sandık zaferinden topluma fayda gelmeyecektir.

Beytullah Önce

 

Bir Cevap Yazın