Boratav: Mevcut ekonomik duruma dair tek seçenek ‘devrimci’ seçenektir

Prof. Dr. Korkut Boratav’a göre AKP, dünya finans sisteminin temel doktrini haline gelen “2001 kurallarını” 2013 yılına kadar sürdürdü. Türkiye’yi ithalata ve dış sermaye girişine bağımlı hale getiren, sıkı faiz-serbest döviz politikasına dayalı bu doktrini yıllarca sürdüren AKP ve Erdoğan’ın başta inşaat olmak üzere iktidarının taşıyıcısı olan sektörlere ucuz kredi pompalamak için savaş açtığını, Erdoğan’ın faiz karşıtlığının buna dayandığını söyleyen Boratav’a göre karşımızda finansal kriz ve bir yıllık ağır bir bunalım dönemi var.

Gazete Duvar’dan İrfan Aktan’ın sorularına cevap veren Boratav’ın önemli vurguları şöyle:

“Cumhurbaşkanı son iki-üç yıldır, enflasyonun sebebi olarak gördüğü faizlere karşı bir savaş açtı. Cumhurbaşkanı, neyle kavga yaptığının farkında değil. Bakın, uluslararası finans sistemi, 2000 yılı sonrasında yeni bir kurallar bütününe yerleşti. Türkiye’de de bu kurallar bütünü, 2001 yılından itibaren uygulanmaya başlandı.

Temel kural, Merkez Bankası’nın bağımsız olması ve para politikasını onun yönetmesi. Bunu yaparken de dövizi kontrol etmekten vazgeçip faizi yüksek tutması, diğer bir kuraldır. Sermaye hareketlerini serbest bırakırsan, faiz ve döviz değişkenlerinden ancak birini kontrol edebilirsin…. AKP, 2013’e kadar bu doktrini sürdürdü. Merkez Bankası başkanını tayin ettikten sonra, onu özerk bıraktı. MB de esas olarak sıkı para, esnek döviz politikasını uyguladı. Bu olağan dönemlerde ucuz döviz, yüksek faiz anlamına geliyordu. Yüksek faizi gören para Türkiye’ye giriyor ve dövizi aşağı indiriyordu. Türkiye’ye giren sıcak para 2003-2007 yılları arasında Dolar üzerinden ortalama yüzde 33 getiri sağlıyordu….

Cumhurbaşkanı, inşaat sektörüne düşük faizli kredi pompalamanın sürdürülmesi için enflasyon hedeflemesinin gerektirdiği yüksek faizi zararlı görmeye başladı. 2003-2007’de ve 2009-2011 arasında uluslararası merkez bankalarının yüksek fon pompalaması sayesinde Türkiye ekonomisinin gelişme ivmesi iyi seyretti. Yüksek faiz problem olmaktan çıktı. Çünkü başı sıkışan şirketler, bankalar aracılığıyla döviz kredisi alıyordu ve bu da ehven oluyordu. Ama para girişi yavaşladığı andan itibaren Türk Lirası kredilerinin ucuz olması zarureti ortaya çıktı. Döviz kredisinin ucuz kalmasının şartı, ani pahalılaşmanın yaşanmamasına bağlı. O da dıştan gelen fon akımının devamını gerektiriyor. Fakat 2011’den sonra fon akımı tökezleyince döviz zaman zaman pahalılaşmaya başladı. Bu da başta inşaat olmak üzere krediyle yaşayan tüm sektörlere risk unsuru getirdi….

Boratav: Mevcut ekonomik duruma dair tek seçenek ‘devrimci’ seçenektir

(Mevcut ekonomik ve siyasi duruma dair) Tek seçenek radikal, “devrimci” seçenektir. Ama acaba Türkiye toplumu finans kapitale teslimiyetle sağlanan ve borçlanmayla ayakta duran refah konjonktürünün geride bırakılacağı yeni bir geleceğe kendisini hazırlayabilir mi? Hepimizin ortak problemi bu.”

Röportajın tam metni Gazete Duvar

 

Bir cevap yazın