Sakarya 627. Hafta: Ulus Devlet Mantığı Sorgulanmalıdır!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 627. hafta açıklamasıyla 12. yılını geride bırakırken, batılı değerlerin eğitim sistemini yozlaştırdığını, batılı ulus-devlet modelinin ise etnik ve mezhebi ayrışmayı körüklediğini söyledi

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, her cumartesi yaptığı basın açıklamalarında 12. yılı geride bıraktı. 627. hafta basın açıklamasını platform adına Diriliş Saati Dergisi’nden Serdar Duman okudu. “12 yıllık süreç boyunca daima hakkın ve hakikatin sesi olmaya çalıştık.  Çıkarlar üzerinden değil, değerler üzerinden sorgulama yaptık. Adil duruşumuzu bozmadan bugünlere geldik.” diyen Duman,  sosyal medyada ifade ettiği düşünceleri nedeniyle cezaevinde tutulan platform kurucularından Kadrican Mendi için de “Yakın bir süreçte özgürlüğüne kavuşup aramızda olmasını umut ediyoruz.” temennisinde bulundu. Açıklamada, okulların açılmasıyla ilgili “Batı modernleşmesinin etkisi altındaki kimi eğitimciler laik eğitime sürekli vurgu yapıyorlar. Dinimizin değil, batı aydınlanmasının ürünü olan liberal değerlerin öne çıkarılmasından dem vuruyorlar. Bu eğitimciler yeni nesillerin düçar olduğu bunalımın temelinde batı kültürünün olduğunu görmezden geliyorlar… Elbette eğitim bilimsel olmalıdır. Ancak “hangi bilim” sorusunu da sormalıyız. Dünyayı kan ve gözyaşına boğan, mazlum halklara her türlü zulmü reva gören batının seçkinlerinin ürettiği bilim mi bize rehberlik yapacak? Yoksa temelinde ahlaki değerlerin olduğu, insanlığı mahvetmek için değil barışı ve mutluluğu sağlamak için üretilen bilim mi rehberlik yapacak?”

Batı emperyalizminin batı aydınlanmasının sonucu olduğunu hatırlatan Serdar Duman, bu mantığın sadece eğitimde değil ulus-devlet anlayışıyla yönetimde de sorun teşkil ettiğini belirtti. Duman, “Kuzey Irak’taki referandum tartışmaları şiddetlenerek devam ediyor. Son iki gündür Amerikalı ve İngiliz yetkililerin de müdahil olduğu toplantılar yapılıyor.  Referandumun yapılıp yapılmaması hususu belirsizliğini koruyor.  Osmanlı’nın iyice zayıflamaya başladığı son iki yüzyıldan itibaren coğrafyamızda ipleri önceleri İngiltere, şimdilerde ise Amerika eline aldı. Önce Osmanlı parçalanarak onlarca ulus-devlet oluşturuldu. Son yirmi yıldır ise mevcut ulus-devletlerin tekrar parçalanarak küçük, kontrolü çok daha kolay butik devletlere dönüştürülmesi planı yürürlükte… Emperyalizmin ürettiği ulus devlet modeli etnik ve mezhebi ayrışmayı körükledi. Şimdi ise, şiddetlenen etnik ve mezhebi tefrika dalgalarından yeni devletçikler üretme aşamasına geçildi. Asıl sorunun ulus-devlet mantığında yattığını görmeliyiz. Devletler belirli bir etnisite veya mezhep merkezli inşa edilmeyip, farklı etnisite ve mezheplerin tüm hak ve özgürlüklerden aynı ölçüde yararlandığı ademi merkeziyet esaslı inşa edilirse, söz konusu sorunun aşılabileceği görülecektir.” dedi.

627. Hafta Basın Açıklaması

Ulus Devlet Mantığı Sorgulanmalıdır!

Her hafta düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz basın açıklamalarında bu hafta 13.yıla giriyoruz. 12 yıllık süreç boyunca daima hakkın ve hakikatin sesi olmaya çalıştık.  Sürekli çıkarlar üzerinden değil, değerler üzerinden sorgulama yaptık. Adil duruşumuzu hiç bozmadan bugünlere geldik. Önce Allah’a, sonra halkımıza dayanan bu yürüyüşümüzü devam ettirmeye kararlıyız.  Bu vesile ile sosyal medyada ifade ettiği düşünceleri nedeniyle 4 aya yakın bir süredir cezaevinde yatan ve bu platformun kurucularından olan Kadrican kardeşimize de selamlarımızı gönderiyor, yakın bir süreçte özgürlüğüne kavuşup aramızda olmasını umut ediyoruz.

Okullar açılıyor. Her sene olduğu gibi bu sene de eğitim sistemimizin sorunları tartışılıyor.

Eğitim ile ilgili tartışma programlarında dikkatimizi çeken bazı hususları halkımız ile paylaşmak istiyoruz.

Batı modernleşmesinin etkisi altındaki kimi eğitimciler laik eğitime sürekli vurgu yapıyorlar. Dinimizin değil, batı aydınlanmasının ürünü olan liberal değerlerin öne çıkarılmasından dem vuruyorlar.

Bu eğitimciler yeni nesillerin düçar olduğu bunalımın temelinde batı kültürünün olduğunu görmezden geliyorlar. İletişim araçlarındaki hızlı teknolojik gelişme sonucu internet ve televizyon üzerinden çocuklarımıza direkt pompalanan batı kültürü bugün yaşadığımız sorunların temelini oluşturuyor.

Çocuklarımız küçük yaşlardan itibaren uyuşturucu, şiddet, cinsel taşkınlık, alkol, sigara gibi bir dizi kötülükle tanışıyor ve bunları alışkanlık haline getiriyorsa; nerede hata yaptığımızı doğru sorgulamak zorundayız.

İlgili eğitimcilerimiz yozlaşan ahlaki altyapıyı sorgulayacaklarına, evrim teorisi tartışmalarına takılıp kalıyorlar.

Elbette eğitim bilimsel olmalıdır. Ancak hangi bilim sorusunu da hemen akabinde sormalıyız. Dünyayı  kan ve gözyaşına boğan, mazlum halklara her türlü zulmü reva gören batının seçkinlerinin ürettiği bilim mi bize rehberlik yapacak? Yoksa temelinde ahlaki değerlerin olduğu, insanlığı mahvetmek için değil barışı ve mutluluğu sağlamak için üretilen bilim mi rehberlik yapacak?

Batı emperyalizminin batı aydınlanmasının bir sonucu olduğunu teslim etmezsek, yanlış teşhis koymaya devam ederiz.

Buradan batıcı eğitimcilere sesleniyoruz: Batının da içinde olduğu ahlaki krizin şu anda insanlığın en önemli sorunu olduğunu görmelisiniz. Yapılması gereken ilk iş eğitim sistemimizde baz alınan değerler sistemini sorgulamak olmalıdır. İslam’ın değerler sisteminin hakim kılınması için gelin ayrışmaya meydan vermeden topyekün mücadele edelim.

Kuzey Irak’taki referandum tartışmaları şiddetlenerek devam ediyor. Son iki gündür Amerikalı ve İngiliz yetkililerin de müdahil olduğu toplantılar yapılıyor.  Referandumun yapılıp yapılmaması hususu belirsizliğini koruyor.

Osmanlı’nın iyice zayıflamaya başladığı son iki yüzyıldan itibaren coğrafyamızda ipleri önceleri İngiltere, şimdilerde ise Amerika eline aldı. Önce Osmanlı parçalanarak onlarca ulus-devlet oluşturuldu. Son yirmi yıldır ise mevcut ulus-devletlerin tekrar parçalanarak küçük, kontrolü çok daha kolay butik devletlere dönüştürülmesi planı yürürlükte…

Emperyalizmin ürettiği ulus devlet modeli etnik ve mezhebi ayrışmayı körükledi. Şimdi ise, şiddetlenen etnik ve mezhebi tefrika dalgalarından yeni devletçikler üretme aşamasına geçildi.

Bu noktada iki hususun altını çizmek istiyoruz:

1- Eğer ulus-devlet olmak günümüzün bir realitesi ise, Türkler, Araplar, Acemler kadar Kürtlerin de ulus devlet kurmak hakkı vardır. Ancak Amerika’nın ve İsrail’in bölgesel planlarına hizmet edecek, tüm bölgeyi birbirine katacak bir ulus-devlet oluşumu elbette kabul edilemez.  Emperyal güçlerin etkisinden uzak, bölge halkları ile büyük ölçüde barış içinde yaşayacak bir oluşum tartışmaya açıktır.

2- Asıl sorunun ulus-devlet mantığında yattığını görmeliyiz. Devletler belirli bir etnisite veya mezhep merkezli inşa edilmeyip, farklı etnisite ve mezheplerin tüm hak ve özgürlüklerden aynı ölçüde yararlandığı ademi merkeziyet esaslı inşa edilirse, söz konusu sorunun aşılabileceği görülecektir.

Batı dünyası, sorunu farklılıkların temsil edildiği adem-i merkeziyetçi yönetimlerle aşmıştır. İslam coğrafyasına ise tutucu, merkeziyetçi ulus devletler reva görülmüştür.

Başta Türkiye olmak üzere tüm İslam ülkelerinin yapması gereken ilk iş ulus devlet mantığını sorgulamak olmalıdır. Aksi takdirde tüm zaafiyetlerimiz Amerikan emperyalizmine malzeme olmaya devam edecektir.

Ak Parti Hükümeti’ne düşen önemli görev ise, milliyetçi reflekslerle hareket etmeyi bırakıp, ilk dönemlerinde kanunlaştırıp Ahmet Necdet Sezer vetosuna maruz kalan Yerel Yönetimler Yasası’nı tozlu raflardan indirip tekrar meclis kürsüsüne getirmektir.

Son olarak; HDP Milletvekili Aysel Tuğluk’un annesinin cenaze merasimi sırasında meydana gelen nahoş müdahaleyi şiddetle kınıyor, suçluların bulunarak cezalandırılmasını talep ediyoruz.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

 

Bir Cevap Yazın