Sakarya 626. Hafta: Allah, size adaleti ve iyiliği emrediyor; her fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 626. hafta basın açıklamasında yargı sisteminin tarafsız ve adil olması gerektiğine vurgu yapıldı.

Platform adına Sakarya Dayanışma Derneği’nin yaptığı basın açıklamasında, “Yüksek yargı başkanlarının, artık açık bir şekilde eski iktidar sahiplerine hizmet etmediklerini söylediklerini görüyoruz. Doğru ama eksik. Mevcut vaziyette de “hukukun üstünlüğü” sağlanmış değil; üstünlerin hukuku kaidesi bozulmadı maalesef. Yargı sistemi yine tarafsız değil, sadece üstünlük sağlayanlardan yana taraf değiştiriyor. Eskinin değil yeni iktidar seçkinlerinin politik maksadını gözetiyor. Diğer taraftan, çok atıf yapılan ifadesiyle ‘milli irade’nin temsil bulduğu Meclis de, artık ne yasa yapıyor, siyasal iktidarı denetleyebiliyor. Tüm hayatımız kararnamelerle tanzim ediliyor. Oysa yeryüzünde hiçbir iktidar, ‘külli irade’ gibi tahayyül edilemez. Hiçbir iktidar sahibi, kendisini denetimden muaf göremez” ifadelerine yer verildi.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 626. Hafta Açıklaması

Allah, size adaleti ve iyiliği emrediyor; her fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor!

Değerli platform dostları, şehrimizin duyarlı insanları;

Türkiye, dünya okyanusunda istikametini kaybetmiş bir gemiye döndü. Hangi yöne dümen kıracağı belli değil. Bir gün batıyla kavga edip, doğuya yöneliyor; ertesi gün tam tersini yapıyor. Şark kurnazlığıyla strateji karıştırılıyor. Günü kurtarma manevraları politika sanılıyor. Hamasetin sığ sularında siyaset boğuluyor. Kapılıp gittiğimiz anafor, her alanda halkın geleceğini yutmaya devam ediyor.

Toplumu bir arada tutacak, insanları barış ve kardeşlik içinde yaşatacak en temel ilke ve değerlerin ayaklar altına alındığı günler yaşıyoruz. 15 Temmuz’da melun bir darbe girişiminden kurtulduk; fakat 12 Eylül darbe anayasasının dahi ‘ehven’ sayıldığı sahneler yaşıyoruz. Oysaki beklentimiz, darbeciliğin kesinkes tarihe gömülmesidir.

Geçmişte Ergenekon davasının maksadından nasıl saptırıldığını gördük. 12 Eylül’ün, akabinde 90’lı yılların karanlığının, faili meçhullerin, gözaltında kayıpların, asit kuyularının failleri gün ışığına çıkarılmadı; süreç darbeci paralel devlet yapılarının birbiriyle güç mücadelesine dönüştü. Davalar öylesine ifsad edildi ki, sonucunda geçmişin kirli yapıları dahi aklanmış sayıldı. Lakin şimdi de görüyoruz ki, 15 Temmuz davalarında bu acı tecrübenin ders alınmamış gibi hareket ediliyor. Darbecilikle, darbeci yapılarla ve bu yapıları besleyen bataklıkla sahici bir yüzleşme, nihai bir hesaplaşma yaşanmıyor. Hukukun en temel ilkelerine riayet edilmeden ilerleyen süreçlerin sonucunda nasıl adalet tecelli edemez.

Yüksek yargı başkanlarının, artık açık bir şekilde eski iktidar sahiplerine hizmet etmediklerini söylediklerini görüyoruz. Doğru ama eksik. Mevcut vaziyette de “hukukun üstünlüğü” sağlanmış değil; üstünlerin hukuku kaidesi bozulmadı maalesef. Yargı sistemi yine tarafsız değil, sadece üstünlük sağlayanlardan yana taraf değiştiriyor. Eskinin değil yeni iktidar seçkinlerinin politik maksadını gözetiyor. Diğer taraftan, çok atıf yapılan ifadesiyle ‘milli irade’nin temsil bulduğu Meclis de, artık ne yasa yapıyor, siyasal iktidarı denetleyebiliyor. Tüm hayatımız kararnamelerle tanzim ediliyor. Oysa yeryüzünde hiçbir iktidar, ‘külli irade’ gibi tahayyül edilemez. Hiçbir iktidar sahibi, kendisini denetimden muaf göremez.

Değerli dostlar,

Unutmayalım ki; adaletin; mülkün, siyasi iktidarın, mülki idarenin temeli olmadığı bir vasatta, ne huzur olur, ne güvenlik kalır. Fitne ve şiddet hüküm sürer; toplumsal bağlar çözülür, toplumsal kardeşlik çürür gider. Yozlaşmanın toplumun kılcal damarlarına kadar yayıldığı bir hal ise felakettir.

İşkencenin, delilsiz suçlamanın, insanları peşin hükümle ‘hain’ ya da ‘işbirlikçi’ diye yaftalamanın, yargısız infazın, çocuklara tecavüzün, ensestin, her türlü hayasızlığın ve her alanda azgınlığın sürekli gündeme gelmesi; açık bir helak olma halidir. Peygamberlerin geldiği çağlarda benzer sahneleri yaşayan nice kavim, yok olup gitmiştir. Biz de, tepetaklak olup gitmeden, istikametimizi adalete, erdeme, hakka, hakikate, ahlâka, hukuka ve barışa çevirmeliyiz.

Müslümanca bir şuurla, adalet ve özgürlük yolunda, karınca kararınca yürüyüşümüzde;  12. yılımızı geride bırakıp, 13. yıla başlamanın arefesindeyiz. Sözümüzü, her Cuma hutbesinde dinlediğimiz ama toplumca riayet edip, hayata hükmetmesini sağlayamadığımız şu ayet mealiyle tamamlıyoruz:

“Haberiniz olsun ki Allah, size adaleti, iyi davranmayı ve yakınlara yardımda bulunmayı emrediyor; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor; dinleyip anlayıp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl/90)

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu

 

Bir Cevap Yazın