Sakarya 625. hafta: Bayramlar hakikat yolunda dönüşüme vesile olmalı

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, Kurban Bayramı’na denk gelen 625. Hafta açıklamasında “Bu bayramın halkımızın etnik, mezhep ya da siyasi nedenlerle ayrışmasının önünde set olmasını, bizi farklılıklarımızı ayrışmaya dönüştürmeyen bir anlayışa, barışa ve adalete sevk etmesini niyaz ediyoruz.” dedi

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, her cumartesi günü yaptığı basın açıklamalarına Kurban Bayramı’nda da devam etti. Bayramın ikinci gününe denk gelen 625. hafta açıklamasında “Bayramların bir yakınlaşma ve paylaşma vesilesi olduğunun bilincinde olmalıyız. Bu günlerde ayrışmaları, kırgınlıkları sonlandırmak üzerimize vaciptir. Allah’a daha yakın olmak adına onun kullarını sevmek ve ‘ben’in yerine ‘biz’i koyabilmek için en bereketli günlerdir bayramlar… Bu bayramın; halkımızın etnik, mezhep ya da siyasi nedenlerle ayrışmasının önünde bir set olmasını, bizi farklılıklarımızı olgunlukla karşılayıp ayrışmaya dönüştürmeyen bir anlayışa sevk etmesini niyaz ediyoruz, bölgemizdeki iç savaşların sonlanarak barışa evrilmesi ve bölge halklarına huzur getirmesi yolunda bir dönüm noktası olması için dua ediyoruz. Bu bayramın; yeryüzünün her tarafında dökülen kanların ve akıtılan gözyaşlarının sonlanması, barış ve adaletin tesisi için bir milat olmasını Allah(c.c)’tan niyaz ediyoruz.” mesajı verildi.

Diriliş Saati Dergisi’nden Muhammed Emin Duman’ın okuduğu açıklamanın devamında siyasette ve toplumda yaşanan ahlaki yozlaşmaya dikkat çekildi. Duman, “Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarın “metal yorgunluğu” hastalığına düçar olduğunu seslendiriyor. Evet, ortada bir hastalık var. Bu hastalığın adı “ahlaki çürüme”dir. Eğitimde, adalette, ekonomide, siyasette, sanatta, bilimde; hasılı her alanda ahlaki çürüme ile karşı karşıyayız. Ahlaki erdemler hızla anlamını yitiriyor. Adalet, dürüstlük, emanete riayet, ölçü ve tartıda hile yapmamak, iffet gibi erdemlerin anlamını yitirdiğini, hayatımızdan çıkmaya başladığını gözlemliyoruz. Kıldığımız namazlar, tuttuğumuz oruçlar bizi kötülüklerden alıkoymuyor. Dost acı söyler. Bu şartlar altında Türkiye’nin aydınlık geleceğinden söz edemeyiz.” dedi. Arakan Müslümanlarının uğradığı zulme dikkat çekilen açıklamada “Müslümanlar kendi aralarındaki ihtilafları çözümleyip birlik olamadıkları sürece dünyadaki zulme müdahale imkânları olmayacaktır. İç savaşlarını sonlandırıp barışı ikame eden, farklılıklarını zenginlik olarak görüp tefrika tuzağına düşmeyen bir İslam coğrafyası tüm dünya mazlumlarının umudu olacaktır. Arakan Müslümanları için dualarımızı arttıralım.” İfadelerine yer verildi.

625. Hafta Basın Açıklaması

BAYRAMLAR HAKİKAT YOLUNDAKİ DÖNÜŞÜM İÇİN MİLAD OLMALIDIR!

Bir Kurban Bayramı’nı daha ihya ediyoruz. Bu vesile ile başta Sakarya halkı olmak üzere tüm dünya Müslümanlarının kurban bayramlarını kutluyor, bu bayramın tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
Bayramların bir yakınlaşma ve paylaşma vesilesi olduğunun bilincinde olmalıyız. Bu günlerde ayrışmaları, kırgınlıkları sonlandırmak üzerimize vaciptir. Dostlukları pekiştirmek, birbirimize kenetlenmek ve dayanışmayı zirveye taşımak da üzerimize vaciptir. Kısacası Allah’a daha yakın olmak adına onun kullarını sevmek ve “ben”in yerine “biz” koyabilmek için en bereketli günlerdir bayramlar…
Bu bayramın ülkemizde halkımızın etnik, mezhep ya da siyasi nedenlerle ayrışmasının önünde bir set olmasını, farklılıklarımızı olgunlukla karşılayıp ayrışmaya dönüştürmeyen bir anlayışa bizi sevk etmesini niyaz ediyoruz.
Bu bayramın bölgemizdeki iç savaşların sonlanarak barışa evrilmesi ve bölge halklarına huzur getirmesi yolunda bir dönüm noktası olması için dua ediyoruz.
Bu bayramın tüm dünyada ezilenler, mahrumlar ve mağdurlar için küresel egemenlere karşı uyanışa ve direnişe vesile olmasını temenni ediyoruz.
Bu bayramın yeryüzünün her tarafında dökülen kanların ve akıtılan gözyaşlarının sonlanması, barış ve adaletin tesisi için bir milad olmasını Allah (c.c)’tan niyaz ediyoruz.
Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminin sonrasında yeni bir süreç ile yüzleşmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarın “metal yorgunluğu” hastalığına düçar olduğunu seslendiriyor.
Evet, ortada bir hastalık var. Bu hastalığın adını daha net koymalıyız. Hastalığın adı “ahlaki çürüme”dir. Başta iktidar partisi yöneticileri olmak üzere tüm halkımızı tehdit eden bu hastalık son derece tehlikeli bir şekilde seyrediyor.
Eğitimde, adalette, ekonomide, siyasette, sanatta, bilimde; hasılı her alanda ahlaki çürüme ile karşı karşıyayız. Ahlaki erdemler hızla anlamını yitiriyor.
Ahlakın olmadığı yerde sadece çıkarlar ve arzular vardır. İnsanoğlu Habil’i bırakıp Kabil olma yolundadır. Çıkarları ve arzuları tatmin etmek için her yol mübahtır.
Faiz, rüşvet, adam kayırma, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma gibi haramların meşrulaştığını görüyoruz.
Adalet, dürüstlük, emanete riayet, ölçü ve tartıda hile yapmamak, iffet gibi erdemlerin anlamını yitirdiğini, hayatımızdan çıkmaya başladığını gözlemliyoruz.
Kıldığımız namazlar, tuttuğumuz oruçlar bizi kötülüklerden alıkoymuyor.
Amerikan orjinli popüler kültürün etkisi altında yetişen sorunlu bir yeni nesil gerçeği ile karşı karşıyayız.
Kafayı sadece maddi kalkınmaya takmış, manen çöküşü göremeyen ya da görmek istemeyen bir iktidar anlayışının sonu hüsran olacaktır.
Dost acı söyler. Bu şartlar altında Türkiye’nin aydınlık geleceğinden söz edemeyiz.
Türkiye’nin birincil problemi ahlakın tesis edilmesidir ve acil eylem planları bu amacı öncelemelidir.
Ahlak anlatılarak değil örneklik oluşturularak tesis edilebilir.
Türkiye’de başta siyaset olmak üzere tüm alanlarda ahlaki örnekliklerin oluşturulduğu ve teşvik edildiği yeni bir ruha ihtiyaç vardır. Bu ruh inşa edilebilirse aydınlık bir gelecekten söz edilebilir.
Bu noktada hükümet birinci derece sorumludur. Hiçbir seçim endişesi hükümeti bu gerçeklerle yüzleşmekten alıkoymamalıdır.
Arakan’da Müslümanlara dönük zulüm devam ediyor.
Onbinlerce Müslüman topraklarını terk ederek civar ülkelere, özellikle de Bangladeş’e hicret etmek için çabalıyor.
Myanmar Ordusu yüzlerce sivili kadın, çocuk, yaşlı demeden katletti.
Arakan’da devam eden zulmü durdurmak için tüm Müslüman ülke yönetimlerine ve tüm Müslüman halklara görev düşüyor.
Müslümanlar kendi aralarındaki ihtilafları çözümleyip birlik olamadıkları sürece dünyadaki zulme müdahale imkanları olmayacaktır. Çünkü birlik demek güç demektir. Müslümanlar güçlü olamadıkları sürece çaresiz kalmaya mahkumdur.
İç savaşlarını sonlandırıp barışı ikame eden, farklılıklarını zenginlik olarak görüp tefrika tuzağına düşmeyen bir İslam coğrafyası tüm dünya mazlumlarının umudu olacaktır.
Arakan Müslümanları için dualarımızı arttıralım. Türkiye bütün zorluklara rağmen konuyu Birleşmiş Milletler’e götürmek ve başta İslam ülkeleri olmak üzere çeşitli ülke yönetimleri ile diplomasi yürütmek suretiyle Arakan için gayret ediyor. Bu gayretleri desteklediğimizi ve Arakan’a yapılacak her türlü yardım faaliyeti için hazır olduğumuzu bu meydandan deklare ediyoruz.
Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir Cevap Yazın