KHK KHK büyüyen haksızlık!

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen olağanüstü hal, çok uzun zamandır darbeciliğin, darbecilerin tasfiyesinden ziyade toplumsal muhalefetin baskılanması ve tasfiye edilmesine hizmet ediyor. Her KHK, bu yanlış gidişatı hızlandırıyor.

Kanun Hükmünde Kararnameler ile bugüne kadar ne darbecilikle ne de darbeci yapılarla ilgisi, alakası, iltisakı olmayan bir sürü insanın emeği, hakkı, çalışma hayatı gasp edildi. Haklarında ne idari ne de adli hiçbir işlem dahi bulunmayan insanlar, tamamen iktidarın politik kararı ile haksızlığa, hukuksuzluğa uğradı. Zincirin son halkasında ise, bugüne kadar sosyal adalet mücadelesi içinde yer alan ve bulunduğu her ortamda adaleti, hukuku, özgürlüğü herkes için ayrımsız savunma çabası yürüten Basri Özgür oldu.

Basri Özgür, ihracıyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ”

Sorgusuz, sualsiz, adını doğru koyalım, firavunca yapılan bu kamudan ihraçlara son KHK ile ben de eklendim.

Tabii ki kişisel bir sorun olarak görmüyorum, yüzbinden fazla insan aynı şekilde atılmış. Fırsat bu fırsat denilerek KESK’liler; değil 15 Temmuz kalkışması Fettullahçılara da en uzak kesimden olan KESK üyesi-temsilcisi-yöneticisi benim gibi üç binden fazla kişi atılmış. Ama keşke sorun bununla sınırlı olsa, hani ben kendi payıma şikayetsiz katlanırım. Ama iş biraz daha vahim gibi. Bu gidiş gidiş değil.

Şehvetle ya da kerhen iktidarın tarafında olanlar işler ne kadar karışırsa karışsın, karşılarında gördükleri muhalefetin kazanma şansını pek akıllarına getirmiyor –ki burada haksız sayılmazlar- ama farkına varmamakla hiç iyi etmedikleri bir şey var: bir şekilde bu gidiş durmaz/değişmezse yuvarlandığımız yerde sadece bugün baskılananlar; toplumun o yarısı yanmayacak. Hangi taraftan olursa olsun tepedeki bir avuç güçlü, zengin, ayrıcalıklı kesim haricinde hepimiz büyük felakettin ağzında olacağız.

Bir not daha düşmek istiyorum, muhalefettekiler olarak iktidarı eleştiriyor, bu halini kabul etmiyor, en tepesinden tabanına değişmeleri gerektiğini düşünüyoruz, ki haksız sayılmayız. Adalet ve özgürlük için bu hal kabul edilir değil. Ancak muhalefetin bir türlü görmediği ya da yüzleşemediği kendisinin de benzer şekilde köklü bir değişim, dönüşüm yaşamaya muhtaç olduğu.

Ne yapmalı diye arıyoruz ya, işte ben de ararken vardığım şeyi geçen sene iki yazı yazarak beyan etmeye girişmiştim.Bütün arkadaşlarımdan ricam,  bir ara vakit ayırıp okumaları. ”

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu da, konuyla ilgili daha önceki yaptığı açıklamalarda vurguladığı bir hususu, 624. hafta açıklamasında bir kez daha tekrar etti: “Gücün tek merkezde toplandığı dar bir alana sıkışan yönetim, Meclis’in devre dışı kaldığı kararnamelerle idare ediliyor. Her kararname, bu anlayışa dönük yeni bir uygulama ortaya koyuyor.

Darbeyle, darbeci yapıyla adalet ve hukuk içinde hesaplaşma çağrıları çoktandır havada kalıyor. İhraçlar, haklarında ne idari ne de hukuki hiçbir işlem bulunmayan insanları da haksızlığa uğratıyor. İdari kararlarla, bir gecede insanların hayatları mahvoluyor. Artık bu gidişata son verilmelidir.”

Platform Haber 

Bir Cevap Yazın