Sakarya 621. Hafta: Geç gelen adalet, adalet değildir!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 621. hafta basın açıklamasında; FETÖ soruşturmalarına, Mehmet Görmez’in Diyanet İşleri Başkanlığı görevini bırakmasına ve Ortadoğu’daki son gelişmelere dikkat çekildi.

Platform adına Ali Fethi Gürler’in okuduğu açıklamada, FETÖ ile mücadele kapsamında yürütülen operasyonlarda, örgüt ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde, sırf muhalif söylemleri ve tavırları nedeniyle haklarında soruşturma başlatılan kişilerin sayısının oldukça arttığına dikkat çekilerek, “Olağanüstü hal nedeniyle yargı kararlarının düzeltilerek adaletin tecellisini sağlamanın son derece güç olduğu bir süreçten geçiyoruz. Mağduriyetleri gidermek için son olarak hükümet tarafından oluşturulan kurulan da adaletin acilen tecellisi noktasında yeterli olamadığı endişesini taşıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Öğretmen atamalarında uygulanan mülakat sistemi de eleştirilen açıklamada, “Adil bir şekilde gerçekleştirilecek KPSS sınavları sonrasında yapılacak ciddi bir güvenlik soruşturması ile FETÖ ayıklaması mümkün iken; konulan mülakat şartı ile FETÖ değil, iktidardan vize alamayan tüm gençlerimiz cezalandırılmaktadır” denildi.

Mezhepçi ve cemaatçi kliklerin Mehmet Görmez’den rahatsız olması sebebiyle görevden ayrılmasının adalet duygusunu zedelediğine değinilen açıklamada, “İktidar adalet adına bu mezhepçi ve cemaatçi kliklere değil, halkımızın sesine kulak verse idi; Mehmet Görmez şu anda görevinin başında olurdu” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada son olarak ABD’nin bölgemizdeki emelleri karşısında Türkiye ve İran’ın birlikte hareket etmesinin gerekliliğine vurgu yapan Ali Fethi Gürler, “Atlantik’ten Pasifik’e, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya tüm dünyayı kontrol etmek isteyen küresel egemenler mazlum halklara kan içiriyorlar. Amerikan emperyalizminin ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyadaki oyunlarını görmek ve bozmak hususunda tüm halkımızı duyarlı olmaya davet ediyoruz” dedi.

621. Hafta Basın Açıklaması

Geç Gelen Adalet, Adalet Değildir!

Adalet ahlaki değerlerin en önemlisidir. Adaletin yara alması halinde toplumun tüm değerler sistemi can çekişmeye başlar.

Türkiye’nin de bir türlü çözemediği adalet sorunu ile her geçen gün daha ciddi boyutta yüzleşiyoruz.

Fethullah Gülen Örgütü ile mücadele kapsamında yürütülen operasyonlarda; örgüt ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde, sırf muhalif söylemleri ve tavırları nedeniyle mağdur bırakılan insanımızın sayısı artık binlerle ifade ediliyor. Olağanüstü hal nedeniyle yargı kararlarının düzeltilerek adaletin tecellisini sağlamanın son derece güç olduğu bir süreçten geçiyoruz. Mağduriyetleri gidermek için son olarak hükümet tarafından oluşturulan kurulan da adaletin acilen tecellisi noktasında yeterli olamadığı endişesini taşıyoruz.

“Geç gelen adalet, adalet değildir” özdeyişini tekrar hatırlatarak, maddi ve manevi olarak mağdur olan ailelere nasıl bir ateşin düştüğünün farkında olarak başta hükümet olmak üzere tüm yetkili kurumları uyarıyoruz.

Eğitimde de adalet sorunu ile yüzleşiyoruz. Paralı eğitim ile başlayan adaletsizlik; Türkiye’nin ihtiyacı dikkate alınmadan adeta yirmili yaşlarda bir meşguliyet oluşturulması amacıyla üniversitelere yönlendirilen ve bu üniversitelerden mezun edilen milyonları devlet kadrolarına alırken de yürüyen torpil mekanizması ile katlanarak zirve yapıyor.

Bir dönem büyük ölçüde adalete tekabül eden KPSS sınavları dahi FETÖ bahanesiyle mülakat ilave edilerek adaletsizlik sembolü haline getirildi. Adil bir şekilde gerçekleştirilecek KPSS sınavları sonrasında yapılacak ciddi bir güvenlik soruşturması ile FETÖ ayıklaması mümkün iken; konulan mülakat şartı ile FETÖ değil, iktidardan vize alamayan tüm gençlerimiz cezalandırılmaktadır.

Adalet duygularımızı sarsan son uygulama da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in görevi bırakmak zorunda kalması idi. Diyaneti belirli cemaatçi gruplara teslim etmeyen, gelenekçilik ve modernistlikten uzak itidalli bir sahih İslam yolu çizmeye çalışan, mezhepçi yaklaşımlara prim vermeyerek vahdeti önceleyen örnek bir Diyanet İşleri Başkanı dönemini yaşadık. Mezhepçi ve cemaatçi klikler Mehmet Görmez’den rahatsız oldular. Hakkında her türlü karalamayı yaptılar. Ancak bir gerçek daha vardı ki, halkımızın çok büyük ekseriyeti ondan memnun idi. İktidar adalet adına bu mezhepçi ve cemaatçi kliklere değil, halkımızın sesine kulak verse idi; Mehmet Görmez şu anda görevinin başında olurdu.

Amerika’nın Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye karşı bir dizi yeni yaptırımlar kararı, mevcut küresel gerilimi biraz daha arttırdı. Başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın değişik bölgelerinde vekiller üzerinden yürütülen düşük yoğunluktaki dünya savaşı, tüm dünyayı saracak yüksek yoğunluklu bir sürece  evrilme riski taşıyor. Savaşın birinci derecedeki aktörleri Amerika, Rusya ve Çin’dir. Avrupa Birliği Amerika’nın müttefiki olarak safını önceden belirlemiştir.

Dünyada süren savaşın Ortadoğu bölümünde önemli diğer aktörler ise Türkiye ve İran’dır. Türkiye ve İran’ın bölgemize dönük hamleleri iyi okumaları ve birlikte hareket etmeleri hayati öneme sahiptir. Türkiye ve İran siyaset aklının bölgemizdeki oyunun farkında olmalarının ve ayrışmaya değil ittifaka dayanan bir ilişkiyi tercih etmelerinin tarihi bir sorumluluk olduğunu bu meydandan bir kez daha hatırlatıyoruz.

Atlantik’ten Pasifik’e, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya tüm dünyayı kontrol etmek isteyen küresel egemenler mazlum halklara kan içiriyorlar. Amerikan emperyalizminin ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyadaki oyunlarını görmek ve bozmak hususunda tüm halkımızı duyarlı olmaya davet ediyoruz.

Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir Cevap Yazın