Sakarya 616. hafta: Her alanda yaşanan krizler derinleşiyor

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 616. hafta açıklamasında; siyasetten, ekonomiye, yargıdan eğitime her alanda yaşanan sorunlara dikkat çekerek “Sistemin krizinden, kriz sistemine geldik!” dedi.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 616. hafta basın açıklamasında, siyasetten, ekonomiye, yargıdan eğitime her alanda kriz yaşandığını söyledi. İstanbul’dan gelen Adalet Zemini üyelerinin de destek verdiği açıklamada “Adaletin hakkını vermenin, hakkın sözünü yükseltmenin her geçen gün biraz daha zorlaştığı zamanlardan geçiyoruz. Bir dönem, sistemin yaşadığı krizlerden bahsederken; artık krizin sistem haline geldiği dönemleri yaşıyoruz. Siyasetin krizi topluma yönelik baskı ve şiddet üretiyor. Toplumsal sorunlara ve taleplere çözüm üretmek yerine, onlarca yıllık inkâr politikalarına geri dönülüyor. Ekonominin krizi asgari ücretli kölelik üretiyor. Kamuda ehliyet ve liyakat değil, mevki sahiplerine sadakat esas alınmaya devam ediyor. Üstelik bu tür bir kadrolaşmanın, 15 Temmuz’da nasıl bir felakete yol açtığı tecrübe edildiği halde! Emek; denetimsiz bir piyasanın insafsızlığına, acımasızlığına terk edilmiş… Emekçi; güvencesiz, kıdem tazminatsız, taşeronlaşmış, esnek çalışma adı altında hakları tırpalanmış bir hale getirilmiş ki daha ucuza sömürülebilsin.” ifadeleri kullanıldı. 

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 616. Hafta Basın Açıklaması

Sistemin krizinden, kriz sistemine geldik!

Değerli dostlar, duyarlı Sakarya halkı;

Açlıkta eşitlenmenin, yeryüzü sofrasındaki nimetleri bölüşmenin ayı mübarek Ramazan geride kaldı. Şimdi istiyoruz ki, oruç günlerinin verdiği dersler hiç unutulmasın. Dayanışma ruhu her günümüzü, her anımızı kuşatsın. Lüksün, israfın, gösterişin, şaşanın, hırsın ve istikbarın değil, paylaşarak çoğalmanın devri gelsin.

Biz istiyoruz ki, bayramın esenliği üç gün değil, her gün sürsün.  Lakin biliyoruz ki; istemek tek başına yetmez, mücadele etmek de lazım. İşte bu sebeple, 12 yıldır her cumartesi olduğu gibi, bugün de buradayız. Adalet ve özgürlük yolundaki kesintisiz yürüyüşümüze devam ediyoruz.

Adaletin hakkını vermenin, hakkın sözünü yükseltmenin her geçen gün biraz daha zorlaştığı zamanlardan geçiyoruz. Bir dönem, sistemin yaşadığı krizlerden bahsederken; artık krizin sistem haline geldiği dönemleri yaşıyoruz.

Siyasetin krizi topluma yönelik baskı ve şiddet üretiyor. Toplumsal sorunlara ve taleplere çözüm üretmek yerine, onlarca yıllık inkâr politikalarına geri dönülüyor. Defalarca denenmiş ve her defasında daha acı sonuçlar üretmiş eski yöntemler, yeni aktörler eliyle yeniden sahneleniyor. Kaybedilen ise sadece zaman olmuyor; nesiller de yitip gidiyor.

Ekonominin krizi asgari ücretli kölelik üretiyor. Kamuda ehliyet ve liyakat değil, mevki sahiplerine sadakat esas alınmaya devam ediyor. Üstelik bu tür bir kadrolaşmanın, 15 Temmuz’da nasıl bir felakete yol açtığı tecrübe edildiği halde! Emek; denetimsiz bir piyasanın insafsızlığına, acımasızlığına terk edilmiş… Emekçi; güvencesiz, kıdem tazminatsız, taşeronlaşmış, esnek çalışma adı altında hakları tırpalanmış bir hale getirilmiş ki daha ucuza sömürülebilsin.

Yargının krizi, hukuksuzluk üretiyor. Suçun tanımı, ilkelere göre güçlülere göre değişmeye devam ediyor. Üstünler için işlemeyen kanunlar; ezilenleri ise değirmen gibi öğütüyor. En temel hakların çiğnenmesine dahi gerekçeli kararlar üretilebiliyor. Yargı, hakkın, hukukun güvencesi olmaktan çıkınca; düşünceyi ifadenin, barışı savunmanın, adaleti istemenin bedeli de ağırlaşıyor.

Eğitimin krizi, cehalet üretiyor. İnsani değerlerden gün geçtikçe uzaklaşan bir nesil, iyi ve güzel olan her şeye yabancılaşıyor. Ruhunda açılan anlamsız boşluğu ise ne yazık ki, teknoloji, iddia oyunları, uyuşturucu gibi süfli bağımlılıklar dolduruyor. Şehrimizde her birkaç günde bir komaya giren genç haberi almamız sizce de ibret verici değil mi?

Değerli dostlar;

Kriz içinde kriz yaşarken, her şey yolundaymış gibi nasıl gösterebiliriz? Düşünün ki; sağlığın krizi, sürekli hastalık üretiyor. Medyanın krizi, her gün yeni bir yalan ve manipülasyon üretiyor. Dış politikanın krizi, bölgesel çatışmalar üretiyor; her yeni çatışma da silah tüccarlarına yeni pazarlar hazırlıyor.

Tüm bunların ortasında ise toplum büyük bir kriz yaşıyor. Toplumun krizi, her an derinleşen sosyal bir uçurum üretiyor. İnsanlar birbirine karşı sağırlaşıyor, birbirinin sesini işitmiyor. Yalnızca kendinden olanı sayan, kendisi gibi olana bakan insanlar çoğaldıkça; mevcut toplumsal kutuplaşmadan herkes kaybederek çıkıyor. İnsanı insana kırdırtarak, gününe gün, gücüne güç katanlar ise kendi devrinin saltanatını sürmeye devam ediyor.

İşte böyle bir zeminde; Platform olarak, bizi birbirimize bağlayacak en önemli ilkenin adalet olduğunu hatırlatıyoruz. Güçlülerin menfaati uğruna toplumun hukukun ve maslahatının çiğnenemeyeceğini söylüyoruz. Mağrur kınayıcıların kınamasına aldırmadan; ihtişamın sofrasına kurulmadan; üç günlük menfaat kapısına kul olmadan; her hal ve şartta doğru bildiğimiz sözü söylemeye devam ediyoruz.

Bunu, Hakk’a sadakatimizin gereği olduğu kadar; zulme karşı söylenmiş sözün bedelini geçmişte ödemişlere, bugün ödemekte olan yol arkadaşlarımıza ahdimizin de gereği sayıyoruz.

Şüphesiz Allah, zulmedenlere karşı iyiliğin, doğruluğun, adaletin yolunda yürüyenlerin yardımcısı, koruyucusu ve kollayıcısıdır.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu

 

Bir cevap yazın