Sakarya 584. Hafta: OHAL’e ironik açıklamayla tepki

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 584. haftada ironik bir basın açıklaması yaparak, “Keşke esenlik dolu, barış ve huzur dolu, adalet ve özgürlük dolu günlere ermiş olsaydık da, burada buluşmamıza gerek kalmasaydı ama ne yazık ki durum öyle değil!” dedi.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 584. hafta basın açıklamasında, son dönemde yaşanan bazı gelişmeleri ironik bir dille gündeme taşıdı. Platform adına Sakarya Dayanışma Derneği’nden Kadrican Mendi’nin okuduğu açıklamada, “Ne mutlu(!) bize ki, 12 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz haftalık basın açıklamalarımızda, her şeyin tozpembe olduğu günlere de eriştik! Düşünün ki, eğer bizim gibi muhalif sesler zamanında kesilmese; Siirt’te bir maden ocağı, hükümetin son zamanlarda sık sık yaşanan kazalar yüzünden anında gerekli tedbirleri alan ve sorumluları cezalandıran tutumu sonucu yeni ihmallere müsaade edilmediği için göçük olmadan kapatılmayacak ve onlarca işçi göçük altında kalacaktı!.. Yine bu hafta, muhalif seslerin biraz daha azalması sayesinde, iktidarın çocuklarımız üzerine nasıl da titrediğini gördük, kıvanç duyduk! Yoksa 2 yaşındaki bir çocuk kreşte şiddete maruz kalacak ya da 14 yaşındaki ortaokul öğrencisi Kader, kendisini istismar eden 51 yaşındaki bir ahlaksız tarafından teneffüste av tüfeğiyle öldürülmüş olacaktı.” dedi.

Basın açıklamasının devamında, “Daha nice olağanüstü halleri muhalefetin fitneleri susturulduğu için, neşe içinde atlattık geçtiğimiz hafta… Ve bizlerde anladık ki, 12 yıldır devam eden muhalif pratiğimiz boyunca, memleket daha güzel bir hale geldi, insanlar can sıkan gerçekleri duymayınca mesut, yöneticilerimiz itiraz eden olmayınca daha bir mesrur oldular. İşte tüm bu mutluluk tablosu biz geçen hafta alana çıkamayınca açıklama yapamayınca gerçekleşmiş oldu! Keşke anlattıklarımız, gerçekten yaşadıklarımız olsaydı, olaylar anlattığımız şekilde gerçekleşseydi! Keşke esenlik dolu, barış ve huzur dolu, adalet ve özgürlük dolu günlere ermiş olsaydık da, burada buluşmamıza gerek kalmasaydı ama ne yazık ki öyle değil! Kalbini ve gözünü gerçeğe açık tutanlar için olağan halimiz de ortada, yaşadığımız olağanüstü haller de!” Açıklama Hacc Suresi’nden “Şüphesiz Allah, ki, Allah inananları (bütün kötülüklere karşı) mutlaka koruyacaktır; çünkü, Allah, hangi türden olursa olsun, hainleri ve nankörleri asla sevmez.” ayet mealinin okunmasıyla son buldu.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 584. Hafta Açıklaması

Değerli basın mensupları, duyarlı Sakarya halkı;

Ne mutlu(!) bize ki, 12 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz haftalık basın açıklamalarımızda, her şeyin tozpembe olduğu günlere de eriştik! Geçen hafta OHAL gerekçesiyle bu meydana çıkamadığımız için her şey bir anda yoluna girdi ve günaşırı beyaz haberler yetişti televizyon ekranlarına, gazete sayfalarına! Emekçisi, emeklisi, esnafı, memuru ile her şeyin olağanüstü bir şekilde yolunda gittiğini gördük.

Düşünün ki, eğer bizim gibi muhalif sesler zamanında kesilmese; Siirt’te bir maden ocağı, hükümetin son zamanlarda sık sık yaşanan kazalar yüzünden anında gerekli tedbirleri alan ve sorumluları cezalandıran tutumu sonucu yeni ihmallere müsaade edilmediği için göçük olmadan kapatılmayacak ve onlarca işçi göçük altında kalacaktı! Denetimlerde, meydana gelen çatlakların toprakla kapatıldığı her nasılda tespit edilemeyecek ve yine “kader” denilip geçilecek bir iş cinayeti daha gerçekleşecekti. Neyse ki, hükümetimiz önceki maden facialarına tepki gösteren toplumsal muhalefeti bastırmayı başardığı için, bu kez emekçilerden yana alınan olağanüstü tedbirler, yeni bir Soma faciasının önüne geçmiş oldu. Ne toprak altında kalan bedenler unutuldu, ne de göçük altından çıkacak cansız bedenler için maden ocağı kapısında bekleyen analar, eşler, evlatlar var bu hafta!

Yine bu hafta, muhalif seslerin biraz daha azalması sayesinde, iktidarın çocuklarımız üzerine nasıl da titrediğini gördük, kıvanç duyduk! Yoksa 2 yaşındaki bir çocuk kreşte şiddete maruz kalacak ya da 14 yaşındaki ortaokul öğrencisi Kader, kendisini istismar eden 51 yaşındaki bir ahlaksız tarafından teneffüste av tüfeğiyle öldürülmüş olacaktı. O zaman, yapılacak resmi bir açıklamayla, her tarafından cinnet, vahşet ve toplumsal bir çöküntü akan bu acı hikâye, “gönül ilişkisine ve kıskançlığa bağlı bir olay” şeklinde geçiştirilecekti! Ve belki de Kader, Meclis’teki önergenin yürürlüğe girmesiyle birlikte bambaşka bir kaderi yaşayacak ve 18 yaşına geldiğinde, kendisini istismar eden ahlaksız bir adamla evlenmek zorunda kalacaktı! Neyse ki, son bir hafta da muhalif seslerin biraz daha azaltılması sayesinde, çocuklarımızdan yana olağanüstü tedbirler alınabildi, onların masumane ruh dünyasını gözetildi de, yeni bir çocuk gelin faciasının önüne geçilmiş oldu!

Her türlü muhalif siyasi parti, meslek örgütü, sendika, sivil toplum örgütü ve basın’ın biraz daha sindirilmesi, bastırılması, tasfiye edilmesi sayesinde, geçtiğimiz hafta, hükümetin katil İsrail ile ilişkilerinde ilkeli bir pozisyon aldığını, işgalci çeteye karşısında, hem bölge halklarına hem “Mavi Marmara” şehitleri ailelerinin kalbine su serpecek bir tavır takındığını gördük. Ve anladık ki eğer iktidara muhalefet edenlerin sesleri zamanında kesilmeseydi, az daha Türkiye ile İsrail, yeniden birbirine karşılıklı büyükelçiler atayacaktılar, ikili ilişkilerin artmasından duyulan memnuniyetten bahsedilecekti, Türkiye’nin İsrail’e muhtaç olduğu teyit edilecekti! Neyse ki, muhalefetin susturulması sayesinde siyonist işgalcilerle olan tüm ilişkiler uygulanan olağanüstü politikalarla normalleşmedi de; tarihe yeni utanç sayfalarının eklenmesi de böylece önlenmiş oldu!

Daha nice olağanüstü halleri muhalefetin fitneleri susturulduğu için, neşe içinde atlattık geçtiğimiz hafta. Sandıktan yüzde 86 oy alan aday, üniversitesine rektör olarak bu sayede atanabildi mesela. Şırnaklılar huzur içinde evlerine döndüler, tüm bölgede dümdüz edilen şehirlerin yerine kendilerine sunulan “Toki konutları” müjdesiyle bayram eden bölge insanıyla, maalesef bu yıkımdan nasibini alamamış bahtsızların “keşke devletimiz bizimde evlerimizi yurtlarımızı dümdüz etse de bizde bu güzel Toki konutlarından alabilsek” şeklindeki hayıflanmalarına şahit olduk bu hafta.

Muhalif bir ses, neredeyse kalmadığı için hiç yasak haberi de duymadık!! İttihatçıların eğitim bakanı Emrullah Efendi’nin “okullar olmasa maarifi ne güzel yönetirim” sözündeki hikmet, iktidar tarafından derinlemesine anlaşılmış olmalı ki “ muhalefet olmasa memleketi ne güzel yönetirim” noktasına bu kadar süratle ulaşabildik. Böylece bundan sonra onlarca derneğin kapısına mühür vurulmasına, Yüzlerce gazete dergi site TV kanalı kapatılmasına da artık gerek kalmayacak!

Hele bir de muhalefetin sesi tamamen kesilebilse, sağda solda çatlak sesler çıkmasa; Asgari ücret açlık sınırının altında kalmayacak, İşsizlik oranları artmayacak, döviz tarihin en yüksek zirvesine ulaşmayacak!!!

Ve bizler de anladık ki, 12 yıldır devam eden muhalif pratiğimiz bitince, memleket daha güzel bir hale geldi, insanlar can sıkan gerçekleri duymayınca mesut, yöneticilerimiz itiraz eden olmayınca daha bir mesrur oldular. İşte tüm bu mutluluk tablosu biz geçen hafta alana çıkamayınca açıklama yapamayınca gerçekleşmiş oldu!

Değerli dostlar,

Keşke anlattıklarımız, gerçekten yaşadıklarımız olsaydı, olaylar anlattığımız şekilde gerçekleşseydi! Keşke esenlik dolu, barış ve huzur dolu, adalet ve özgürlük dolu günlere ermiş olsaydık da, burada buluşmamıza gerek kalmasaydı ama ne yazık ki öyle değil! Kalbini ve gözünü gerçeğe açık tutanlar için olağan halimiz de ortada, yaşadığımız olağanüstü haller de!

Sözümüz de, çağrımız da; aklını ve vicdanını üç günlük dünya çıkarı uğruna hakikate kapamayanlaradır.

Davetimiz hak ve adalet için tarihe hep birlikte şahitlik etmek, zayıfa, mazluma, emekçiye, şikâyetçiye sesini yükseltenlere karşı, sözümüzü yükseltme ve örgütleme çağrısıdır.

“Şüphesiz Allah, ki, Allah inananları (bütün kötülüklere karşı) mutlaka koruyacaktır; çünkü, Allah, hangi türden olursa olsun, hainleri ve nankörleri asla sevmez.” (Hacc Suresi, 38. ayet)

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu adına Sakarya Dayanışma Derneği

Bir cevap yazın