Sakarya’daki 583. hafta eylemine OHAL engeli

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 583. hafta açıklamasını, OHAL nedeniyle yasak olduğu ileri sürüldüğü için meydanda gerçekleştiremedi.

Konuyla ilgili platform tarafından yapılan açıklamada aşağıdaki not ve görsel paylaşıldı:

“Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 583. hafta basın açıklaması, OHAL gerekçesiyle her cumartesi, saat 12.30’da buluştuğumuz meydanda gerçekleştirilememiştir. İlk defa karşılaştığımız bu durum karşısında platform olarak konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmasını bekliyoruz.

12 yıldır, “tevhid, adalet, özgürlük” şiarıyla ve “herkese Müslümanca” bir duruşla yaptığımız haftalık açıklamalarımızla ortaya koyduğumuz şahitliğimiz devam edecektir.

SAKARYA ADALET VE ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 583. Hafta açıklamasını, OHAL nedeniyle 12 yıldır buluşulan meydanda yapılmasına izin verilmemesi gerekçesiyle yazılı olarak yaptı.

Platform adına Diriliş Saati Dergisi’nin yaptığı açıklama, makamında uğradığı bombalı saldırıda hayatını kaybeden Derik Kaymakamı için taziye mesajıyla başladı.

583. Hafta Basın Açıklaması

Bağımsız Bir Türkiye İnşa Etmeliyiz!
Derik Kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk’ü hunharca katledenleri lanetliyoruz. Ailesine başsağlığı diliyoruz.
Günlerdir kamuoyunu meşgul eden Amerikan seçimleri nihayet sonuçlandı.
Birkaç gündür de Trump’un nasıl bir politika izleyeceği tartışılıyor, yazılıp çiziliyor.
Amerikan politikalarının esasları yönünden Amerikan başkanlarına bağlı olmadığı, Amerikan derin devletinin asıl belirleyici olduğu hususu bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor.
Bu tezimizi ABD’nin güç haline geldiği ikinci dünya savaşından bu yana izlediği politikalar net bir şekilde doğrulamaktadır.
Sert gücü temsil eden cumhuriyetçilerin ya da yumuşak gücü temsil eden demokratların iktidara gelmesi ABD emperyalizminin yol açtığı küresel zulümde hiçbir değişikliğe tekabül etmemektedir.
Son başkan Obama bu iddiamızın en bariz örneğidir. Babasının Müslüman olması nedeniyle ikinci isminin Hüseyin olması, Demokrat partili olması, entelektüel bir kişiliği olması gibi bir dizi nedenle başkan olmasını müteakip hakkında çeşitli güzellemeler yapılan, hatta adına kurbanlar kesilen Obama’nın İslam coğrafyasına kestiği fatura bugün ortadadır.
Türkiye halkı olarak çıkış yolumuzun Amerika ve NATO hattı ile ilişkilerimizi kesmekten, bağımsız bir ülke inşa etmekten geçtiğini unutmamalıyız.
Tüm İslam coğrafyasının kurtuluşu da aynı reçeteyi devreye sokmasında, yani siyasi, ekonomik, sosyal,kültürel bağlamda bağımsızlığını ilan etmesindedir.
Amerika ve NATO’dan bağımsız, anti emperyalist ve anti-Siyonist çizgide birleşen Müslüman halklar sadece ümmetin değil tüm dünya mazlumlarının umudu olacaktır.
Dünyanın müstekbir güçleriyle, özellikle de Amerika ve NATO ile ittifak ederek dünyadaki adaletsizlikten dem vurmak tam bir çelişkidir.
Türkiye dış politikası yapıcılarının Osmanlı rüyasından uyanamamaları ülkemize Suriye ve Irak’ta kaybettirdi, kaybettirmeye devam ediyor.
Öncelikle siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel bağlamda bağımsızlığını ilan etmiş bir Türkiye inşa edilmeli, akabinde de İslam coğrafyasında kurulacak ittifaklarla bir güç oluşturma gayretine girilmelidir.
Müslüman dünya, adaletin hakim olduğu örnek sistemler ve güce dönüşecek meşru ittifaklarla yeniden yerküreyi yaşanır kılabilir.
Müslümanların maddi ve manevi potansiyeli tüm mazlumlara umut olabilecek yeni bir İslam medeniyeti inşa edebilecek güçtedir. Yapılması gereken problemin doğru teşhis edilmesi, tedavinin doğru yapılması ve bu süreçte sabırla mücadelenin sürdürülmesidir.
Olağanüstü Hal Uygulaması Adaletsizliğe Dönüşmemelidir!
Türkiye zor günlerden geçiyor. FETÖ üzerinden yürüyen operasyonlar tüm muhalif söylemlere/eylemlere kadar uzanmaya başladı. FETÖ sendromu ciddi bir adaletsizlik problemini gündeme getirdi.
Bir taraftan FETÖ ile ilişkisi olmadığı kesin olarak bilinen Kudüs TV gibi yayın organlarının muhalif tutumları nedeniyle kapatılması, basın açıklamalarına yasak getirilmesi; diğer taraftan devlet kadroları için yapılan KPSS gibi imtihanların mülakat ile taçlandırılarak tüm işe girişlerin torpile bağlanması adaletsizliğin geldiği noktayı göstermektedir.
Ak Parti Hükümeti’nin FETÖ ile mücadelesinde adaletten sapmaması önemli bir sorumluluktur. FETÖ ile mücadele konsepti adeta her muhalif söylemi/tavrı şeytani gören şizofrenik bir hal alırsa, bu durum ülkemize büyük zararlar verir.
Olağanüstü hal uygulaması adaletin hiçe sayıldığı bir uygulamaya dönüşmemelidir.
Hükümet yanlış uygulamaların bir gün bumerang tesiriyle kendisine veya kendi tabanına geri dönebileceğini dikkate almalıdır.
Türkiye’de inanç/ifade/basın özgürlüklerindeki ve fırsat eşitliği/adalet gibi hususlardaki bazı kazanımların heba edilmesinin endişesini taşıyoruz.
Beyaz Türklerin temsil ettiği merkeze karşı çevrenin sesi olduğunu ifade eden iktidar partisinin bu oyuna gelmemesini temenni ediyoruz.
Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir cevap yazın