Sakarya 573. Hafta: Suriye’de müzakere süreci hızlandırılmalıdır!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 573. hafta basın açıklamasında Türkiye’nin darbe girişiminin ardındaki NATO ve ABD ile ilişkilerinden bağımsızlaşması gerektiğini vurgularken, Suriye’de çözüm için müzakerelerin hızlandırılmasını istedi. 15 Temmuz sonrası tasfiye sürecinde adalet ilkesine riayet edilmesi çağrısı yaptı.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 573. hafta basın açıklamasında 15 Temmuz darbe girişimi sonrası süreç ile Suriye’de devam eden iç savaş gündeme alındı. Platform adına Diriliş Saati Dergisi’nden İhsan Aslan tarafından yapılan açıklamada “15 Temmuz darbe girişiminin oluşturduğu türbülans olanca şiddetiyle devam ediyor. Devlet kadrolarından on binlerce kişi ihraç edildi, her gün yeni ihraçlarla yüzleşiyoruz. Binlerce firma incelemeye alındı. Yüzlerce firmaya kayyum atandı. Kayyum atanan firmalar geçtiğimiz hafta TMSF’ye aktarıldı. Bu firmaların satışı ya da iflası söz konusu… FETÖ üzerinden yapılan operasyonlarda adalet ilkesinin zedelenmemesi ön şart olmalıdır. Haksız yere açığa alınan, gözaltı uygulamasına maruz kalan çok sayıda insanımız mevcut. Ticari işletmelere yapılan operasyonlarda da haksızlıklar görülebiliyor… FETÖ’de fonksiyonel pozisyonu olanların haricindeki kişileri daha dikkatli bir değerlendirmeye tabi tutmak gerektiği inancındayız.” denildi.

Açıklamada, Amerika’nın dünyanın dört bir yanında kendisi ile sorunu olan yönetimleri devirmek ve işbirlikçi yönetimleri işbaşına getirmek amacıyla çeşitli darbe yöntemlerini kullandığına dikkat çekilerek, Brezilya örneği verilerek, “Türkiye, Amerika ve NATO ile ilişkiler noktasında bir dönemeçte duruyor. 17/25 Aralık ve 15 Temmuz operasyonlarının bir Amerika/NATO operasyonu olduğu konusunda genel bir mutabakat var. Artık başkaldırmanın ve bağımsızlığımızı ilan etmenin tam zamanıdır. Eğer yeniden 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz yaşamak istemiyorsak, Amerika ve NATO’dan bağımsız bir Türkiye inşa etmek zorundayız. Brezilya’da yaşanan son örnek bu konunun aciliyetini ve ciddiyetini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Türkiye kendi potansiyelinin farkına varmalıdır. Halkımızın bağımsız Türkiye yolunda kenetlenerek fedakarlık için hazır olduğunun teminatı 15 Temmuz’dur.” denildi.

Açıklamada, Cerablus operasyonuyla Türkiye’nin fiilen parçası olduğu Suriye meselesiyle ilgili olarak da şu ifadeler yer verildi: “Türkiye’nin Cerablus operasyonu devam ediyor. Türkiye, Suriye sınırında güvenli bir bölge oluşturma tezi ile bu operasyona başladı… Türkiye kendi güvenliği açısından gerekli tedbirleri almakta ne kadar haklı ise, Suriye’de ve Irak’ta devam eden kaosun sonuçlandırılması için de bölge ülkeleri ile birlikte hareket etme noktasında aynı ölçüde sorumludur. Bu bölgenin tüm meşru güçleri dışarıdan gelen her tür müdahaleyi reddederek; yabancı güçleri bölgeden çıkarmalı, çatışmaları sonlandırmalı ve müzakere sürecini başlatmalıdır. 5 yıldır devam eden Suriye iç savaşının birinci derecedeki mağduru Suriye halkıdır. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunduğu ve Suriye’nin gelecekteki yönetim şeklini ve anayasasını Suriye halkının belirlediği bir çözüm planı son derece adildir.”

573. Hafta Basın Açıklaması

SURİYE’DE MÜZAKERE SÜRECİ HIZLANDIRILMALIDIR!

15 Temmuz darbe girişiminin oluşturduğu türbülans olanca şiddetiyle devam ediyor.

Devlet kadrolarından on binlerce kişi ihraç edildi, her gün yeni ihraçlarla yüzleşiyoruz.

Binlerce firma incelemeye alındı. Yüzlerce firmaya kayyum atandı. Kayyum atanan firmalar geçtiğimiz hafta TMSF’ye aktarıldı. Bu firmaların satışı ya da iflası söz konusu…

FETÖ üzerinden yapılan operasyonlarda adalet ilkesinin zedelenmemesi ön şart olmalıdır.

Haksız yere açığa alınan, gözaltı uygulamasına maruz kalan çok sayıda insanımız mevcut. Hatanın çabuk giderilmesi veya hatırlı kişilerin devreye girmesi ile yanlışlığın hızlı giderilmesi bazen mümkün oluyorsa da, çoğu kez haksız mağduriyetlerin devam ettiğine ve kısa sürede de ortadan kalkmayacağının işaretlerine tanık oluyoruz.

Ticari işletmelere yapılan operasyonlarda da haksızlıklar görülebiliyor.

Bir yandan “Paranın dini olmaz” felsefesi işletilirken, bir yandan parasal çıkarları için dönemin TUSKON gibi güçlü legal işadamları örgütlerine yaslanan insanları suçlamak ne kadar rasyoneldir?

FETÖ’de fonksiyonel pozisyonu olanların haricindeki kişileri daha dikkatli bir değerlendirmeye tabi tutmak gerektiği inancındayız.

İktidar partisinin içindeki ayıklama da sürekli gündemde olmasına karşın henüz hayata geçirilemedi. Bu durumu da son derece manidar buluyoruz.

Türkiye’nin Cerablus operasyonu devam ediyor. Türkiye, Suriye sınırında güvenli bir bölge oluşturma tezi ile bu operasyona başladı. Operasyonun başlangıcında bölge ülkelerinin zımni bir onayının olduğu açık idi.

Ancak operasyonun daha güneye, hatta Halep civarına kadar inme belirtisi göstermesi bazı bölgesel tepkileri de beraberinde getirdi.

Türkiye kendi güvenliği açısından gerekli tedbirleri almakta ne kadar haklı ise, Suriye’de ve Irak’ta devam eden kaosun sonuçlandırılması için de bölge ülkeleri ile birlikte hareket etme noktasında aynı ölçüde sorumludur.

Bu bölgenin tüm meşru güçleri dışarıdan gelen her tür müdahaleyi reddederek; yabancı güçleri bölgeden çıkarmalı, çatışmaları sonlandırmalı ve müzakere sürecini başlatmalıdır.

5 yıldır devam eden Suriye iç savaşının birinci derecedeki mağduru Suriye halkıdır.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunduğu ve Suriye’nin gelecekteki yönetim şeklini ve anayasasını Suriye halkının belirlediği bir çözüm planı son derece adildir.

Suriye’deki Arap, Kürt, Türkmen tüm etnik yapıların ve Sünni, Nusayri, Şii, Dürzi, Hristiyan tüm dini ve mezhebi yapıların ayrışmasına meydan vermeden, hak ve özgürlüklerden aynı ölçüde yararlanmayı teminat altına alan bir çözüm planının geliştirilmesi başta Türkiye ve İran olmak üzere tüm bölge ülkelerinin sorumluluğudur.

Amerika’nın dünyanın dört bir yanında kendisi ile sorunu olan yönetimleri devirmek ve işbirlikçi yönetimleri işbaşına getirmek amacıyla çeşitli darbe yöntemlerini kullandığı artık hepimizin malumu…

Son olarak Brezilya’da yargı darbesi ile başlayıp, senatoda devam eden bir süreç ile halkın seçtiği devlet başkanı görevden uzaklaştırıldı.

Bu filmin benzerini biz 17/25 Aralık’ta ülkemizde gördük.

Brezilya’daki bu yeni tarz darbe sonrası Bolivya, Ekvator ve Venezuela, Breziya ile diplomatik ilişkilerini dondurduklarını ifade ettiler. Küba ise darbeyi şiddetle kınadığını açıkladı.

Amerika’nın Brezilya’da gerçekleştirdiği darbeyi lanetliyoruz. Bu darbeye karşı duruş sergileyen Güney Amerika ülkelerini selamlıyoruz.

Türkiye, Amerika ve NATO ile ilişkiler noktasında bir dönemeçte duruyor. 17/25 Aralık ve 15 Temmuz operasyonlarının bir Amerika/NATO operasyonu olduğu konusunda genel bir mutabakat var. Artık başkaldırmanın ve bağımsızlığımızı ilan etmenin tam zamanıdır. Eğer yeniden 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz yaşamak istemiyorsak, Amerika ve NATO’dan bağımsız bir Türkiye inşa etmek zorundayız. Brezilya’da yaşanan son örnek bu konunun aciliyetini ve ciddiyetini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır.

Türkiye kendi potansiyelinin farkına varmalıdır. Halkımızın bağımsız Türkiye yolunda kenetlenerek fedakarlık için hazır olduğunun teminatı 15 Temmuz’dur.

Rabbimiz’den tüm dünya mazlumlarına Amerika’nın başını çektiği küresel güçlere karşı yardım etmesini niyaz ediyoruz.

Rabbimiz’den küresel istikbara karşı mücadelede ayaklarımızı sabit kılmasını niyaz ediyoruz.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir cevap yazın