Sakarya 571. Hafta: Bağımsız Türkiye ümmetin umududur!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 571. hafta basın açıklamasında “bağımsız bir Türkiye” çağrısı yapıldı.

Platform adına Diriliş Saati Dergisi’nden Ali Gürler’in okuduğu açıklamada Güneydoğu’da gerçekleşen patlamaların amacının Türkiyeyi karıştırmak olduğu ve bu amaca hizmet eden PKK ve benzeri örgütlerin arkasında ABD, İsrail ve Batılı ülkelerinin istihbarat kuruluşlarının olduğu belirtildi.

Bombalı saldırıları boşa çıkarmanın yolunun iktidarın Kürt sorununa adalet devleti olarak yaklaşması olduğunu söyleyen Gürler, “Ana dilde eğitim ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi talepleri sağlıklı bir zihin yapısı ile tekrar gözden geçirilmelidir. “Adalet” üzerinden yapılacak siyasi okumalar bu ülkenin huzurlu geleceğinin teminatı olacaktır” dedi.

Türkiye’nin darbe girişiminin arkasındaki ABD, İsrail ve Batılı ülkelere sırt çevirmesi gerektiğinin altını çizen Gürler, İsrail ile yapılan anlaşmanın Filistin’e ihanet hükmünde olduğunu kaydetti.

Buna karşın, Türkiye’nin özellikle Suriye çerçevesinde İran ve Rusya ile kurmaya başladığı ittifakın olumlu bir adım olduğunu dile getiren Gürler “Batı hegemonyasından kurtulmuş tam bağımsız bir Türkiye hem içeride hem de dışarıda barışın öncülüğünü yapacaktır. Amerika ve NATO’ya hayır diyen bir ülke inşa etmenin tam zamanıdır. Küresel efendilerin kontrolünden çıkmanın elbette bu ülke halkına siyasi, sosyal ve ekonomik bedelleri olacaktır. Ancak bu ülkenin halkı kenetlenerek nasıl fedakarlık gösterebileceğini 15 Temmuz direnişi ile ispat etmiştir. Halkımızın Bağımsız Türkiye’yi kurmak için de gerekli bedelleri ödemeye hazır olduğunun teminatı 15 Temmuz direnişidir” diye konuştu.

571. Hafta Basın Açıklaması

BAĞIMSIZ TÜRKİYE ÜMMETİN UMUDUDUR!

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ülkemiz zor bir süreçten geçiyor.

Güneydoğu’nun değişik yerlerinde gerçekleştirilen bombalı saldırılara son olarak Van, Bitlis ve Elazığ’daki bombalı saldırılar eklendi.

Bu saldırıların arka planında Türkiye’yi karıştırmak ve zaaf içinde göstermek gibi bir amacın olduğu açıktır. Böylesine kritik bir dönemde bu amaca hizmet eden PKK ve benzeri örgütlerin arkasında Amerika, İsrail ve diğer bazı Batılı ülkelerin istihbarat kuruluşlarının olduğunu tahmin etmek zor değildir.

Bu oyun bozulmalıdır. Bu oyunu bozmanın yolu ise Türkiye’nin ulus devlet reflekslerini bir kenara bırakıp, adalet devleti olarak Kürt sorununa yaklaşmasıdır.

15 Temmuz darbe girişiminde Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde Kürt halkının nasıl direndiğini he birlikte gözlemledik. HDP’lisi ve Ak Parti’lisi ile tüm Kürt halkı sokaklardaydı. Kürt halkının bölünme ve şiddete prim vermeyen tavrı her zaman net olmuştur.

İktidarın; Kürt halkının barışa en yakın olduğu bu son süreci iyi değerlendirerek, söz konusu bombalı provakasyonları boşa çıkarmak için gerekli adımları atmasının tam zamanıdır.

Ana dilde eğitim ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi talepleri sağlıklı bir zihin yapısı ile tekrar gözden geçirilmelidir. “Adalet” üzerinden yapılacak siyasi okumalar bu ülkenin huzurlu geleceğinin teminatı olacaktır.

Dış politikada bağımsız bir çizgi oluşturulması da Kürt sorununa çok ciddi manada pozitif katkı sağlayacaktır.

Ortadoğu’da sınırların yeniden çizilmesini ve devletlerin kolay kontrol edilebilir devletçikler olarak bölünmesini hedefleyen Amerikan planı bozulabildiği takdirde bölgeye huzur gelecektir. Türkiye’nin darbe girişimi sonrası Rusya ve İran ile kurmaya başladığı ittifak bu planın bozulması için hayati öneme haizdir.

Diğer taraftan Türkiye-İsrail arasındaki anlaşma Meclis’ten geçti. İsrail Başbakanı’nın açıkladığı anlaşma metninin bir kısmının da meclisten gizlendiği görülüyor. Bu anlaşma hem Mavi Marmara şehitlerine hem de Filistin halkına ihanet hükmündedir. Bu tür anlaşmalar ile Amerika’nın ve müttefiklerinin eksen kayması noktasında ikna edilemeyeceği 15 Temmuz’da bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Batı hegemonyasından kurtulmuş tam bağımsız bir Türkiye hem içeride hem de dışarıda barışın öncülüğünü yapacaktır.

Amerika ve NATO’ya hayır diyen bir ülke inşa etmenin tam zamanıdır. Küresel efendilerin kontrolünden çıkmanın elbette bu ülke halkına siyasi, sosyal ve ekonomik bedelleri olacaktır. Ancak bu ülkenin halkı kenetlenerek nasıl fedakarlık gösterebileceğini 15 Temmuz direnişi ile ispat etmiştir. Halkımızın Bağımsız Türkiye’yi kurmak için de gerekli bedelleri ödemeye hazır olduğunun teminatı 15 Temmuz direnişidir.

Türkiye Amerika’nın Irak ve Suriye operasyonlarının bedelini ağır bir şekilde ödemektedir. Özellikle Suriye bataklığına Türkiye’yi de çekmeyi başaran Amerika ve müttefikleri bu ülkeyi kendi halkı ve ülkemiz için cehennem haline getirmişlerdir.

Amerika’nın demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi yalanlar üzerinden meşrulaştırmaya çalıştığı sahte devrimlerin maskeleri bir bir düşüyor.

15 Temmuz bu sahte devrim teşebbüslerinden birisidir. Suriye’de 2011’den beri devam eden iç savaş da Amerika’nın sahte devrim teşebbüsünün bir sonucudur.

Gelinen noktada akl-ı selim galip gelmiştir. Türkiye, İran ve Rusya Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi çözüm üzerinde anlaşmışlardır. Bu durum Amerikan planının çöküşü demektir.

Temennimiz tüm Ortadoğu’da Amerikan oyununun bozulmasıdır. Tam bağımsız bir Türkiye hem İslam ümmetinin, hem de tüm dünya mazlum halklarının umududur.

Rabbimiz’den Amerika, İsrail ve Batılı müttefiklerinin ülkemize, İslam coğrafyasına ve tüm dünya mazlum halklarına kurdukları tuzakları boşa çıkarmasını, bu tuzakları kendi başlarına geçirmesini niyaz ediyoruz.

Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir cevap yazın