Sakarya 570. Hafta: Tevhid, adalet ve özgürlük nöbetimiz sürüyor!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 570. hafta basın açıklamasında, 15 Temmuz darbe girişiminin magazinel boyutlarıyla ele alındığı eleştirisi getirilerek sahici ve kuklacıyı işaret eden gündemlerin masaya yatırılması gerektiğine dikkat çekildi.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 570. hafta basın açıklamasında, 15 Temmuz darbe girişiminin magazinel boyutlarıyla ele alındığı eleştirisi getirilerek, “Ekranları, “hocaefendi kılıklı bir meczubun sapkınlıkları” demeçleriyle dolduranlar; ifşaat diye “alçıdan el, terli fanila ya da kirli peçete” anlatılarını medyaya saçanlar; bir kez daha kuklaların saçmalıklarını gösterip, kuklacıların oyununu, sahne düzenini gözden kaçırmaya çalışıyor. Oysaki Gülenci şebekenin hangi sistem içinde, nasıl örgütlendiğini konuşmak gerekiyor. Hangi dönemde, kimlere, niçin “hizmet” ettiklerini anlamak gerekiyor. 15 Temmuz’un karanlığına nasıl geldiğimizi anlamadan, yeni felaketlerin önüne geçmek zorlaşacaktır. Eski sistemin ne hale geldiği ortadadır. NATO konsepti içinde dizayn edilmiş, Soğuk Savaş döneminden kalma reflekslerini ve örgütlenmesini devam ettirmiş, tüm kurumları toplumsal talepleri karşılamak yerine güç odaklarının çıkarlarını korumaya ayarlanmış bu vesayet sistemi daha fazla sürdürülemez. 15 Temmuz sonrasında, eski düzenin ve yapıların nihayete ermesi ise ülkedeki tüm kesimleri sahiden kuşatan toplumsal bir sözleşmenin yapılıp yapılamayacağıyla doğrundan ilişkilidir. Kendi sorunlarımızı barış içinde, halkın siyasetini ve taleplerini gözeterek çözüp çözemeyeceğimiz sorusu, bizi nasıl bir geleceğin beklediğinin de cevabıdır. Önümüzde yeni bir başlangıç için uygun bir imkân vardır. Bu imkânın heba edilip edilmemesi ise herkesin geçmiş hatalardan alacağı derse bağlıdır” denildi.

Platform Adına Sakarya Dayanışma Derneği’nden Kadrican Mendi’nin okuduğu açıklamada son olarak gündeme gelen kamu düzenlemeleri de konu edildi. Mendi, “Yeni bir kamusal düzen gibi kamu çalışanları için de yeni düzenlemelerin yapılması gerektiği ortadadır. Fakat bu konuda da, kamusal yararın mı yoksa kapitalist piyasanın çıkarlarının mı merkeze alınacağı meselesi önemlidir. Son günlerde gündeme gelen düzenlemeler, maalesef bir kez daha eski yanlış tercihlerde ısrar edileceğini ortaya koyuyor. İş güvencesinin ortadan kaldırılacağı, mülakat diye başlayıp torpile ve yönetenlere itaate varacak, sözleşmeli çalışmayı esas alan bir personel rejimi; son tahlilde kamu çalışanlarının emeğini köleleştirmeyi amaçlamaktadır. Kamu personel rejimi bu yönde bir değişime uğradığı zaman bundan sonraki süreç, eskisinden de kötü olacaktır. Bir yandan kapitalist verimlilik sistemi dayatılırken, diğer taraftan da insanlar, haksız değerlendirmelerle işsiz bırakılabilecektir. İktidar değiştikçe, kamu çalışanlarının da değişmesi gündeme gelecektir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Platform olarak hakkaniyetin, liyakatin, adaletin mümkün olduğu bir gelecek istiyoruz. Toplumsal barışın, huzurun, esenliğin egemen olduğu, hakça paylaşıma ve adil bölüşüme dayalı bir gelecek için mücadele ediyoruz. Bu sebeple içinde bulunduğumuz olağanüstü süreçte, tüm geleceğimizi ipotek altına alacak kararların, oldu-bittiye getirilen kararnamelerle alınmaması gerektiğini vurgulamak istiyoruz.” diye konuştu.

Mendi, platform olarak direnişe her zeminde devam edecekleri mesajını vererek açıklamayı sonlandırdı: “Rabb’imize döneceğimiz güne kadar biz eve dönmüyoruz. Resullerin yolunu sürdürüyoruz. Kendi irademizle, apaçık İslami kimliğimiz ve Müslümanca sözümüzle, kendi meydanlarımızda tevhid, adalet ve özgürlük nöbetimize devam ediyoruz.”

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 570. Hafta Basın Açıklaması

TEVHİD, ADALET VE ÖZGÜRLÜK NÖBETİMİZ SÜRÜYOR!

Değerli Sakarya halkı, duyarlı dostlar;

15 Temmuz darbe girişiminin ardından bir ay geçmek üzere. Sivil irade, o gece, balans ayarı askeri darbelere korunan sistemin, daha fazla darbelerle işletilmemesi yönündeki arzusunu net bir şekilde ortaya koydu. Temennimiz, 15 Temmuz’un, eski statükoyu getirmek isteyenlerin son çırpınışı olarak tarihe geçmesidir. Elbette bu tek başına yeterli değildir. Darbe karşıtlığının bir adım ötesine geçilmeli ve nasıl bir Türkiye sorusunun cevabı verilmelidir.

Ne yazık ki,temel meseleler ortada dururken, kaotik bir krizle karşı karşıya iken; bir kez daha gündemin magazine boğulduğunu gözlemliyoruz. Ekranları, “hocaefendi kılıklı bir meczubun sapkınlıkları” demeçleriyle dolduranlar; ifşaat diye “alçıdan el, terli fanila ya da kirli peçete” anlatılarını medyaya saçanlar; bir kez daha kuklaların saçmalıklarını gösterip, kuklacıların oyununu, sahne düzenini gözden kaçırmaya çalışıyor. Oysaki Gülenci şebekenin hangi sistem içinde, nasıl örgütlendiğini konuşmak gerekiyor. Hangi dönemde, kimlere, niçin “hizmet” ettiklerini anlamak gerekiyor. 15 Temmuz’un karanlığına nasıl geldiğimizi anlamadan, yeni felaketlerin önüne geçmek zorlaşacaktır.

Eski sistemin ne hale geldiği ortadadır. NATO konsepti içinde dizayn edilmiş, Soğuk Savaş döneminden kalma reflekslerini ve örgütlenmesini devam ettirmiş, tüm kurumları toplumsal talepleri karşılamak yerine güç odaklarının çıkarlarını korumaya ayarlanmış bu vesayet sistemi daha fazla sürdürülemez. 15 Temmuz sonrasında, eski düzenin ve yapıların nihayete ermesi ise ülkedeki tüm kesimleri sahiden kuşatan toplumsal bir sözleşmenin yapılıp yapılamayacağıyla doğrundan ilişkilidir. Kendi sorunlarımızı barış içinde, halkın siyasetini ve taleplerini gözeterek çözüp çözemeyeceğimiz sorusu, bizi nasıl bir geleceğin beklediğinin de cevabıdır. Önümüzde yeni bir başlangıç için uygun bir imkân vardır. Bu imkânın heba edilip edilmemesi ise herkesin geçmiş hatalardan alacağı derse bağlıdır.

Değerli dostlar,

Yeni bir kamusal düzen gibi kamu çalışanları için de yeni düzenlemelerin yapılması gerektiği ortadadır. Fakat bu konuda da, kamusal yararın mı yoksa kapitalist piyasanın çıkarlarının mı merkeze alınacağı meselesi önemlidir. Son günlerde gündeme gelen düzenlemeler, maalesef bir kez daha eski yanlış tercihlerde ısrar edileceğini ortaya koyuyor. İş güvencesinin ortadan kaldırılacağı, mülakat diye başlayıp torpile ve yönetenlere itaate varacak, sözleşmeli çalışmayı esas alan bir personel rejimi; son tahlilde kamu çalışanlarının emeğini köleleştirmeyi amaçlamaktadır.

Kamu personel rejimi bu yönde bir değişime uğradığı zaman bundan sonraki süreç, eskisinden de kötü olacaktır. Bir yandan kapitalist verimlilik sistemi dayatılırken, diğer taraftan da insanlar, haksız değerlendirmelerle işsiz bırakılabilecektir. İktidar değiştikçe, kamu çalışanlarının da değişmesi gündeme gelecektir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir.

Platform olarak hakkaniyetin, liyakatin, adaletin mümkün olduğu bir gelecek istiyoruz. Toplumsal barışın, huzurun, esenliğin egemen olduğu, hakça paylaşıma ve adil bölüşüme dayalı bir gelecek için mücadele ediyoruz. Bu sebeple içinde bulunduğumuz olağanüstü süreçte, tüm geleceğimizi ipotek altına alacak kararların, oldu-bittiye getirilen kararnamelerle alınmaması gerektiğini vurgulamak istiyoruz.

Kardeşler!

Rabb’imize döneceğimiz güne kadar biz eve dönmüyoruz. Resullerin yolunu sürdürüyoruz. Kendi irademizle, apaçık İslami kimliğimiz ve Müslümanca sözümüzle, kendi meydanlarımızda tevhid, adalet ve özgürlük nöbetimize devam ediyoruz.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu adına Sakarya Dayanışma Derneği

Bir cevap yazın