Sakarya 569. Hafta: Darbeci ABD’yi bu topraklarda görmek istemiyoruz!

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 569. hafta basın açıklamasında, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford’un Türkiye ziyaretine tepki gösterildi.

Platform adına Diriliş Saati Dergisi’nden Ali Gürler’in okuduğu açıklamada, ABD’nin son ifşaatlarıyla birlikte 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olduğunun çok net bir şekilde anlaşıldığı belirtilerek “15 Temmuz darbe girişiminin arkasındaki örtülü güç olan, hatta son ifşaatlarıyla bu örtüyü de üzerinden kaldıran ABD merciilerinin ülkemizde hiçbir şey olmamış gibi ağırlanması kabul edilemez. Halkımızı hunharca katleden uçaklara üslerinden yakıt ikmali sağlayan ABD, aynı zamanda Fethullah Gülen Hareketi’nin desteklenmesi için 1980’li yıllardan beri seferber olmuş ve bu hareketi toplumsal ve siyasal zeminde öne çıkarmıştır. Darbe girişiminin olduğu gece de “bekle gör” tutumu izleyerek ikiyüzlü siyasetin eşsiz örneklerinden birini vermiş ve ancak darbenin başarısız olacağının anlaşılmasının ardından destek mesajları vermiştir. Hal böyle iken, ABD Genelkurmay Başkanı’na darbecilerin bombaladıkları yerlerin gezdirilmesi traji-komik bir durum olarak ortaya çıkarken, görüşmelerde yeni ahitleşmelerin yapılması da acı vericidir. Bu ülkenin idarecileri, artık darbenin arkasında olduğunu bildikleri ABD’nin bu ülkenin üzerindeki vesayetine son vermek için harekete geçmelidir, onunla yapılan anlaşmaların ve verilen her tavizin bu ülkeyi darbelere daha açık hale getirdiğini görmelidir” denildi.
ABD üslerinin kapatılması çağrısı da yapılan açıklamada ” İdareciler, darbe girişiminin olduğu gece tankların önüne yatarak destan yazan Müslüman halkımıza, bu darbenin kuklacılarını işaret etmeli ve böylece Amerikan karşıtı bir kamuoyunun oluşmasını sağlamalıdır. Arkasından ise halkın desteğini arkasına alarak ABD üslerini birer birer kapatmalı, bu ülkenin makus talihini değiştirecek yapısal değişikliklere gitmelidir. Aksi takdirde, darbeler tarihi hiçbir zaman kapanmayacak ve bu ülke emperyalist siyasetin kıskacında her geçen gün uçuruma doğru yol alacaktır” ifadelerine yer verildi.

Son olarak darbe girişimi sonrası hukuki süreç değerlendirilerek “Son zamanlarda Gülen Hareketi’yle uzaktan yakından ilişkisi olmayan insanların da operasyonlarda mağdur edildiğini görüyor ve gözlemliyoruz. Kurunun yanında yaşın da yandığını fark eden bizler, Müslüman kimliğimiz gereği adalet mekanizmasının işlemesi gerektiğini hatırlatıyoruz. Yine aynı adalet mekanizmasının Gülen ve çevresi tarafından mağdur edilen insanlar için de işlemesi ve bu insanların mağduriyetlerinin acilen giderilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Zira, Gülen’e bağlı odaklar tarafından geçmişte mağdur edilmiş yüzlerce Müslüman şu an zindanlarda ömür tüketmektedir. Başta Umut Davası olmak üzere onlarca davadan Müslüman’ın hakkının teslim edilerek serbest bırakılması, darbecilere verilecek en güzel cevaplardan biridir” görüşü dile getirildi.

569. Hafta Basın Açıklaması

DARBECİ ABD’Yİ BU TOPRAKLARDA GÖRMEK İSTEMİYORUZ!

15 Temmuz darbe girişimi tüm sıcaklığıyla gündemdeki yerini korurken, geçtiğimiz hafta ABD Genelkurmay Başkanı ülkemizi ziyaret etti.

15 Temmuz darbe girişiminin arkasındaki örtülü güç olan, hatta son ifşaatlarıyla bu örtüyü de üzerinden kaldıran ABD merciilerinin ülkemizde hiçbir şey olmamış gibi ağırlanması kabul edilemez.

Halkımızı hunharca katleden uçaklara üslerinden yakıt ikmali sağlayan ABD, aynı zamanda Fethullah Gülen Hareketi’nin desteklenmesi için 1980’li yıllardan beri seferber olmuş ve bu hareketi toplumsal ve siyasal zeminde öne çıkarmıştır.

Darbe girişiminin olduğu gece de “bekle gör” tutumu izleyerek ikiyüzlü siyasetin eşsiz örneklerinden birini vermiş ve ancak darbenin başarısız olacağının anlaşılmasının ardından destek mesajları vermiştir.

Hal böyle iken, ABD Genelkurmay Başkanı’na darbecilerin bombaladıkları yerlerin gezdirilmesi traji-komik bir durum olarak ortaya çıkarken, görüşmelerde yeni ahitleşmelerin yapılması da acı vericidir.

Bu ülkenin idarecileri, artık darbenin arkasında olduğunu bildikleri ABD’nin bu ülkenin üzerindeki vesayetine son vermek için harekete geçmelidir, onunla yapılan anlaşmaların ve verilen her tavizin bu ülkeyi darbelere daha açık hale getirdiğini görmelidir.

Darbe girişiminin olduğu gece tankların önüne yatarak destan yazan Müslüman halkımıza, bu darbenin kuklacılarını işaret etmeli ve böylece Amerikan karşıtı bir kamuoyunun oluşmasını sağlamalıdır.

Arkasından ise halkın desteğini arkasına alarak ABD üslerini birer birer kapatmalı, bu ülkenin makus talihini değiştirecek yapısal değişikliklere gitmelidir.

Aksi takdirde, darbeler tarihi hiçbir zaman kapanmayacak ve bu ülke emperyalist siyasetin kıskacında her geçen gün uçuruma doğru yol alacaktır.

Bu vesile ile, darbe girişimi sonrası devam eden operasyonlara da değinmek istiyoruz. Son zamanlarda Gülen Hareketi’yle uzaktan yakından ilişkisi olmayan insanların da bu operasyonlarla mağdur edildiğini görüyor ve gözlemliyoruz. Kurunun yanında yaşın da yandığını fark eden bizler, Müslüman kimliğimiz gereği adalet mekanizmasının işlemesi gerektiğini hatırlatıyor ve Rabbimizin ayetiyle uyarıyoruz: “Ey mü’minler! Allah için hakkı ayakta tutan hâkimler ve adaletle şâhidlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adâletsizliğe götürmesin. Adâlet yapın ki, o takvaya en çok yakın olandır. Allah’tan korkun. Çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdârdır.” (Maide 8)

Yine aynı adalet mekanizmasının Gülen ve çevresi tarafından mağdur edilen insanlar için de işlemesi ve bu insanların mağduriyetlerinin acilen giderilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Zira, Gülen’e bağlı odaklar tarafından geçmişte mağdur edilmiş yüzlerce Müslüman şu an zindanlarda ömür tüketmektedir. Başta Umut Davası olmak üzere onlarca davadan Müslüman’ın hakkının teslim edilerek serbest bırakılması, darbecilere verilecek en güzel cevaplardan biridir.

Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir cevap yazın