Sakarya 550. hafta: Adalet İçin Şahitliğimiz Sürecek!

2005 yılında, “tevhid, adalet, özgürlük” şiarıyla başlattığımız mücadelemiz, 550. haftasına girmiş bulunuyor. Geride kalan 10 yıl boyunca, Rabb’imizin “Ey iman edenler her davranışınızda Allah’ı sıkı sıkıya gözeten ve adalete bağlı şahitlik eden kimseler olunuz. Sakın herhangi bir gruba karşı duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin. Adil olunuz, takvaya en yakın tutum budur. Allah’tan korkunuz. Hiç kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” ayetinde bizlere yüklediği sorumluluğun bilinciyle davranmaya gayret ettik.

Bu meydanda şahitliğini yaptığımız 550 haftada, Türkiye’deki iktidar seçkinlerinin değiştiğini gördük. İktidarın eski sahiplerinin tasfiyesine; çıkar ortaklıklarının tasfiyesine ve son olarak da şahsileştirilmek istenen bir iktidarın temerküzüne tanıklık ettik. Sorunu, devletin siyasal iktidarına kimin hükmedeceğiyle tanımlayanlar açısından bu değişim, şüphesiz büyük bir önem taşıyordur. Fakat sorunu, iktidarın yapısıyla ve hükmetme biçimiyle tanımlayanlar için bu mesele, ikincil bir tartışmadır. Çünkü değişmesi gereken asıl şey, zulüm üreten sistemdir, ifsad eden zihniyettir.

Bir yerde, insanlar, güç ve iktidar sahibi efendilere kapıkulu kılınmak isteniyorsa, orada temel mesele, efendinin kim olduğu değil, efendilik düzenidir. Kula kulluk aynı kalacaksa, insanları ezerek, sömürerek dönen çarklar aynı şekilde dönecekse, efendilerin değişmesinin bizim için bir anlam olmayacaktır. İşte son 10 yıldır, bu meydanda anlatmaya çalıştığımız husus budur. Derdi gücü ele geçirmek olanlarla, adaleti güçlü kılmak, adaleti hakim kılmak isteyenlerin ayrıldığı yer de burasıdır.

Değerli dostlar,

Hep birlikte görüyoruz ki; bugün, hem çevremizdeki hem de ülkemizdeki gelişmeler, her yönüyle bölge halklarının aleyhine işlemektedir. Küresel güç savaşları, milyonlarca insanın hayatını, ailesini, sevdiklerini yok etmiş; yurdun ve tabiatı ağır şekilde yıkıma uğratmıştır. Kapitalist çıkar savaşları, milyonlarca insanı daha açlığa, yoksulluğa, evsizliğe ve çaresizliğe sürüklemiştir. Gidişattan Türkiye de nasibini fazlasıyla almış; siyasal güç ve iktidar hırsının, çıkar siyasetinin, faiz ve rant düzeninin, denetimsiz yönetim mekanizmasının toplumu nasıl ezebileceğine, fesada uğratabileceğine ve yıkıma götürebileceğine şahit olmuştur.

İnsanların politik görüşlerinden dolayı artık birbirinden selamı sabahı kestiği günlerden geçiyoruz.  Halkın birbirini ispiyonladığı, karaladığı ve düşman bellediği zamanlara geldik. Kendinden görmediğinin acısına duyarsızlaşmış, kendinden bilmediğinin uğradığı zulme alkış tutmaya başlamış, karşıt bellediğine yapılan her türlü haksızlığa rıza göstermeyi davranış haline getirmiş kitlelerle varacağımız yer, felaketten başka neresidir? Bir topluluk daha başka nasıl helak olabilir?

Her muhalif sözün düşmanlaştırıldığı, insanların fişlendiği, ayrımcılığa, iftiralara ve zulme uğradığı, şiddete maruz kaldığı, yaşam ya da çalışma hakkının acımasızca elinden alındığı, hukukun hiçe sayıldığı, hakların birer birer gasp edildiği, çatışmalı bir ortamın hüküm sürdüğü bir vasatta, bizi bürokratik oligarşinin ya da vesayet düzeninin bittiğine kim inandırabilir? 12 Eylülcüler, 28 Şubatçılar değişmiş olabilir ama 12 Eylül darbe düzeni, 28 Şubat baskı süreci aynı metotlarla, aynı uygulamalarla devam ediyorsa, bunun neresi ‘Yeni’ Türkiye’dir! Hayır, karşımızdaki, onlarca yıldır bildiğimiz egemen zihniyetin ta kendisidir ve değişmemiştir. Ve bu zihniyet, bu yapısal sorun temelden değişmedikçe, bizim mücadelemiz de kesinlikle bitmeyecektir! Platformumuz, 550 haftadır olduğu gibi, adaleti ayakta tutma mücadelesinde, Müslümanca bir şahitliği sürdürmeye devam edecektir. Rabb’imiz, ayaklarımızı kendi yolunda sabit kılsın ve bizi Din Günü razı olacağı kullarından ayırmasın.

 

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu adına Sakarya Dayanışma Derneği

Bir Cevap Yazın