Sakarya 549. Hafta: Türkiye iç ve dış sorunlarını siyasi müzakereyle çözmelidir!

2016-03-Sakarya-549-hafta-01

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, İstanbul ve Ankara’daki katliamları protesto ederek, herkesi mevcut çatışma sürecini bitirmek üzere kardeşliğin ve barışın dilini kullanmaya çağırdı

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, İstanbul’da ve geçen hafta Ankara’da gerçekleşen katliamları protesto etti. 549. hafta basın açıklamasını Diriliş Saati Dergisi’nden Serdar Duman okudu. “Son dönemde gerçekleştirilen kanlı eylemlerin bu ülkenin halklarını tahrik etmeye, Güneydoğu’da devam eden çatışmaları tüm ülke sathına yaymaya dönük bir hedefinin olduğunu düşünüyoruz. Ülkemizin ana etnik unsurları olan Türk ve Kürt halklarının bu oyuna gelmemeleri için tüm kanaat önderlerinin, aydınların, alimlerin birleştirici ve barışçıl bir dili kuşanarak toplumu aydınlatmaları zorunludur.” denilen açıklamada “18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde bu savaşın mesajları dikkatle tekrar gözden geçirilmelidir. Çanakkale Savaşı’nın en önemli mesajı; Osmanlı topraklarında yaşayan mazlum Türk, Kürt, Arap diğer tüm Müslüman unsurların zalim emperyalist güçlere karşı birçok imkansızlıklara rağmen gösterdikleri şanlı direniştir. Çanakkale Savaşı, bu topraklarda yaşayan çeşitli etnik unsurların et ve tırnak gibi olarak ümmet bilinciyle, vahdet şiarıyla nasıl bir tarih yazabileceğinin canlı örneğidir. Bugün aynı ruhla, bu coğrafyanın tümünde barışı sağlayamazsak, yangın bölgemizi ve ülkemizi sarmaya devam edecektir.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, son gelişmelerin bölgesel gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceği söylenerek “Ak Parti iktidarı; Arap Baharı sürecinde Amerika, İsrail ve Batılı müttefiklerinin oyununa gelmiştir. Türkiye özellikle Suriye’de tam bir figüran gibi kullanılmış, amaç hasıl olduktan sonra da derin bir sorun yumağı ile baş başa bırakılarak kenara atılmıştır. Sonuç olarak Rusya, İran, Irak, Suriye gibi tüm komşuları ile sorunlu bir Türkiye gerçeği ile yüzleşiyoruz. Komşularımızla sorunlarımızı giderecek, barışı tesis edecek adımların acilen atılması ülkemizin içindeki sorunların çözümünü büyük ölçüde mümkün kılacaktır. Komşularımızla sorunlu olmamız kimin işine yarıyorsa, Türkiye’nin istikrarsızlığına dönük eylemler de onların işine yaramaktadır. Bu noktada özellikle Amerika, İngiltere ve İsrail istihbaratlarına dikkat çekmek istiyoruz. İkinci önemli husus ise Türkiye’nin Amerika-Suud-İsrail şer eksenine dâhil edilme çabalarıdır. Türkiye’nin bir yandan “Sünni Blok” yalanı ile İslam coğrafyasındaki Amerikan karakolu olan Suudi Arabistan ile işbirliğini, bir yandan da işgalci ve zalim Siyonist İsrail ile yakınlaşmasını öngören proje tam bir Amerikan projesidir. Türkiye’nin de Amerika-Suud-İsrail şer ekseninden uzak durmasının ülkemizin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.” denildi.

 549. Hafta Basın Açıklaması

TÜRKİYE KOMŞULARI İLE SORUNLARINI ÇÖZMELİDİR!

Ankara’da 13 Şubat’ta ve bugün İstanbul’da gerçekleştirilen katliamları lanetliyoruz. Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyoruz.

Son dönemde gerçekleştirilen kanlı eylemlerin bu ülkenin halklarını tahrik etmeye, Güneydoğu’da devam eden çatışmaları tüm ülke sathına yaymaya dönük bir hedefinin olduğunu düşünüyoruz.

Ülkemizin ana etnik unsurları olan Türk ve Kürt halklarının bu oyuna gelmemeleri için tüm kanaat önderlerinin, aydınların, alimlerin birleştirici ve barışçıl bir dili kuşanarak toplumu aydınlatmaları zorunludur.

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde bu savaşın mesajları dikkatle tekrar gözden geçirilmelidir. Çanakkale Savaşı’nın en önemli mesajı; Osmanlı topraklarında yaşayan mazlum Türk, Kürt, Arap diğer tüm Müslüman unsurların zalim emperyalist güçlere karşı birçok imkansızlıklara rağmen gösterdikleri şanlı direniştir. Çanakkale Savaşı, bu topraklarda yaşayan çeşitli etnik unsurların et ve tırnak gibi olarak ümmet bilinciyle, vahdet şiarıyla nasıl bir tarih yazabileceğinin canlı örneğidir.

Bugün aynı ruhla bu topraklarda barışı ve huzuru sağlamak için ayağa kalkma zamanıdır.

Tüm Ortadoğu coğrafyasının barışa ve huzura susadığı bir süreçteyiz. Bu coğrafyanın tümünde barışı sağlayamazsak, yangın bölgemizi ve ülkemizi sarmaya devam edecektir.

Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Libya’da, Afganistan’da barışı tesis edersek, ülkemizde de barışı tesis edebiliriz.

Emperyal güçlerin bu bölgedeki hedefi kaos çıkarmak ve bölgedeki sınırların yeniden çizilmesini sağlamaktır. Demokrasi, insan hakları, kitle imha silahlarının yok edilmesi gibi aldatıcı söylemlerle İslam coğrafyasını karıştıran ve iç savaşları tetikleyen iki yüzlü batı emperyalizmine karşı uyanık olmak zorundayız.

Ak Parti iktidarı; Arap Baharı sürecinde Amerika, İsrail ve Batılı müttefiklerinin oyununa gelmiştir. Türkiye özellikle Suriye’de tam bir figüran gibi kullanılmış, amaç hasıl olduktan sonra da derin bir sorun yumağı ile baş başa bırakılarak kenara atılmıştır.

Sonuç olarak Rusya, İran, Irak, Suriye gibi tüm komşuları ile sorunlu bir Türkiye gerçeği ile yüzleşiyoruz. Komşularımızla sorunlarımızı giderecek, barışı tesis edecek adımların acilen atılması ülkemizin içindeki sorunların çözümünü büyük ölçüde mümkün kılacaktır.

Komşularımızla sorunlu olmamız kimin işine yarıyorsa, Türkiye’nin istikrarsızlığına dönük eylemler de onların işine yaramaktadır. Bu noktada özellikle Amerika, İngiltere ve İsrail istihbaratlarına dikkat çekmek istiyoruz.

Komşularımızla ilişkilerimizde barış ve güvenin tesisi altını çizmek istediğimiz birinci husustur.

İkinci önemli husus ise Türkiye’nin Amerika-Suud-İsrail şer eksenine dahil edilme çabalarıdır. İsrailli yetkililer ve gazeteler Türkiye’nin bölgesinde yalnızlaşması sonucu İsrail’e yanaşmak zorunda kaldığını söylüyorlar, yazıyorlar. Türkiye’nin bir yandan “Sünni Blok” yalanı ile İslam coğrafyasındaki Amerikan karakolu olan Suudi Arabistan ile işbirliğini, bir yandan da işgalci ve zalim Siyonist İsrail ile yakınlaşmasını öngören proje tam bir Amerikan projesidir.

Suudi hanedanının Sünni dünyanın liderliğine soyunduğu bir süreçten geçiyoruz.

Suudi yönetimi önderliğinde kurulan sözde İslam Ordusu, 200 bin asker ve yüzlerce savaş uçağı ile tatbikat yaparak Yemen direnişine gözdağı vermeye çalışıyor. Yemen’de bir seneyi aşkın süredir devam eden iç savaşta büyük çoğunluğu sivil 20 bine yakın insan öldü. Yiyecek ve ilaç ihtiyacının had safhada olduğu, açlıktan ölümlerin başladığı ve maalesef Ak Parti iktidarının zalim Suud hanedanının yanında yer alması nedeniyle medyamızda hiç yer bulamayan Yemen gerçeği ile yüz yüzeyiz.

İsrail’e karşı kılını kıpırdatmayanların, Filistin direnişini yalnız bırakanların; Amerika’nın ve kendilerinin menfaatleri söz konusu olduğunda yirmiyi aşkın ülkeden asker toplamaları ümmet açısından son derece trajiktir ve düşündürücüdür.

Aynı Suud yönetiminin liderliğinde kurulan ve Körfez emirliklerinin dahil olduğu Körfez İşbirliği Konseyi geçtiğimiz günlerde Hizbullah’ı terörist ilan etti. Bu kararı lanetliyoruz. Asıl teröristlerin devlet terörü uygulayan Amerika, İsrail ve Suudi Arabistan olduğunu bu meydandan bir kez daha deklare ediyoruz.

Türkiye’nin de Amerika-Suud-İsrail şer ekseninden uzak durmasının ülkemizin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Altını çizmek istediğimiz üçüncü önemli husus ise ülkemizde barışın tesisi için etkili olabilecek tüm mekanizmaların harekete geçirilmesidir. Bu ülkede şiddet durmalıdır. Barışın tesisi için tüm yollar denenmelidir.

Şiddeti övmeyen tüm yaklaşımlar ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın terör suçunun kapsamının genişletilmesine dair son açıklamaları kabul edilemez. İfade özgürlüğünü kısıtlayan her girişim bu ülkede barışı zora sokacaktır.

Bu ülkenin bütünlüğünü ve huzurunu bozmayacak her bakış açısı, her teklif müzakere edilebilmelidir. Yönetim biçimine, mevcut uygulamalara, bürokrasiye dair geliştirilecek eleştiriler veya yeni tekliflerin konuşulmadan boğulmaya çalışılması bu ülkenin yararına değildir.

İktidarın özgürlükleri kısıtlayan, güvenlik eksenli uygulamaları en üst seviyeye taşıyan, ötekileştiren politikalardan acilen vazgeçmesi gerekmektedir. Barış masasının tekrar kurulması hayati öneme haizdir.          

Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir cevap yazın