28 Şubat’ı Hatırlamak

2014_0228_28-subatDün, rahmetli Necmettin Erbakan’ın 5. vefat yıldönümü idi.

Cenazesi de 5 yıl önce bugün kaldırılmıştı.

Bugün ise aynı zamanda 28 Şubat darbe sürecinin 19. yıldönümü.

Tarihsel açıdan sembolik bir çakışma gerçekten.

Sanıyorum bugün, bol bol 28 Şubat hikâyeleri dinleyeceğiz.

28 Şubat’ın neden darbe süreci olarak anıldığına dair yaşanmışlıkları hatırlayacağız.

O yüzden, 28 Şubat’ta neler olduğuyla ilgili detaya girmeyeceğim.

Daha çok, 28 Şubat’ın gerçekte anlamının ne olduğu ve bugün geldiğimiz noktadaki rolü üzerinde düşündüklerimi paylaşacağım.

Ama öncesinde bu konuda İsmet Özel’in sık atıf yaptığım bir yazısına değineceğim.

“Hesaba çekmek veya hesabını görmek.”

İsmet Özel, bu yazısında, önce dünya sistemine yönelen sosyalizan itirazın, gelir dağılımı ve insanlığın gelişip serpilmesi gibi hususlarda dünya sistemini hesaba çekmeye yettiğini ama bunun dünya sisteminin hesabını görmeye yönelik bir muhalefet olmadığını anlatıyordu.

Bu sebeple, dünya sistemi, aslında kendisiyle zihinsel olarak aynı temelleri paylaştığını gördüğü bu muhalefeti kendisine entegre etmeyi başarabilmişti.

Haliyle, soğuk savaşı Sovyet Bloku dahi kazanmış olsaydı, aslında insanlık bugünkü dünya sisteminin sadece biraz daha çeşitlilik kazandığını görecekti ama sistem değişmeyecekti.

Sovyet Bloku’nun çökmesinden sonra ise dünya sistemi, kendisine yönelik tehdit olarak yükselen İslami başkaldırıyı görmeye başlamıştı.

Özel’e göre, dünya sistemi açısından asıl mesele, bu başkaldırının da sosyalizan başkaldırıyla aynı akıbeti paylaşıp paylaşmayacağıydı.

Özel, şöyle diyordu:

“Eğer Müslüman karşı çıkı modernleşmenin türevi özelliklerin sınırında tutulabilirse ve dünya sisteminin belli çarpıklarından dolayı hesaba çekmek yönünde geliştirme gösterirse İslamcılara belli bir manevra alanı açılacaktır diyebiliriz.

Yok eğer, Müslüman dünya görüşünü benimseyenler kendilerini Batı medeniyetinin mayasında bulunan değerlere olan akrabalıkların ötesinde bir değerler dizisinin temsilcisi sayarak dünya sisteminin hesabını görmeye hazırlanıyorlarsa, yapacakları ilk iş… sisteme hayatiyetini veren önyargılardan farklı bir alandan devşirme yeterliliğini göstermek zorundadırlar.”

Şahsen, 28 Şubat’ı tam da bu bağlamda okumayı tercih ediyorum.

28 Şubat, Türkiye Müslümanlarına sorulmuş bir soruydu:

Sistemi hesaba çekip, kendi hesabınızı mı kapatmak istiyorsunuz?

Yoksa sistemin hesabını görmek mi istiyorsunuz?

Sanırım, geldiğimiz noktada, bu soruya verilen cevabın, ilk şık olduğunu söyleyebiliriz.

28 Şubat, Türkiye Müslümanları’nın İslami referanslarla kurduğu adalet, hakkaniyet ve özgürlük temelli söylemlerinin siyasal sistemle hesaplaşmakla karşı karşıya geldiği andı.

Sistemin efendileri, 80’li ve 90’lı yıllarda toplumsal tesiri daha yakından hissedilmeye başlanan İslami Uyanış’ın, İslamcı taleplerin ve düzene yönelik itirazların karşısında tedirginlik duymaktaydı.

Buna karşı, hem itiraz sahiplerinin asıl hesabının ne olduğunu, hem de ne kadar direnç geliştirebileceklerini görmek için darbe sürecini başlatmış oldular.

Zannediyorum ki, durumun korktukları kadar tehlike arz etmediğini görmeleri uzun sürmemiştir.

Çünkü Türkiye Müslümanlarının kahir ekseriyatı, sistemle hesaplaşmak yerine, sisteme boyun eğmeyi tercih ettiler.

İddialarından vazgeçmek kaydıyla sistemde kendilerine biçilen role talip oldular.

Eğer sistemde kendilerine de yer açılırsa, siyaset ve bürokrasi de kendilerine açılan bir  yer, kapitalist dünya sisteminin pastasına kendileri ayrılan bir pay olacaksa, sisteme uyum sağlama konusunda ne kadar gönüllü olduklarını beyan ettiler.

Haliyle, kendi elleriyle dokudukları gömleklerini bir kenara bırakıp, kendilerine biçilen gömleği giymekten imtina etmeyeceklerini ortaya koydular.

Bu açıdan 28 Şubat, kaybedilmiş bir imtihandı.

O gün imtihanı kaybedenler, bugün 28 Şubat’la ilgili kamuoyunda arz-ı endam ederken, gerçeği çarpıtmaktan ve hatta kendi hikâyelerini yalandan da olsa kurgulamaktan da hiç çekinmiyorlar.

Neyse ki Allah var, O her şeyi görüyor, biliyor.

Tüm bu hesaplar bittiğinde, elbette asıl Hesap Günü de gelecek.

Asıl o imtihandan nasıl çıktığımız meselesini unutmamak lazım.

Beytullah Emrah Önce

28 Şubat 2016

Bir Cevap Yazın