Sakarya 541. Hafta: Davos, Küresel Kapitalizmin Meclisidir!

2016-0128-sakarya-541-hafta

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 541. Hafta açıklamasında Davos Zirvesi’ni, sosyal adaletsizlikleri, Suriye krizini ve başta mültecilik olmak üzere sebep olduğu insani sorunları gündemine aldı. Platform adına Diriliş Saati Dergisi’nden Muhammed Emin Duman’ın okuduğu açıklamada “Küresel kapitalizmin sermayedarları, entelektüelleri ve siyasetçileri Davos’ta toplandı. Davos buluşmasını Siyonizm’in ve küresel kapitalizmin sorunlarına çözüm aradığı gizemli toplantılar olarak nitelendiren İslami ve sol kesime mensup birçok şahsiyetin son yıllarda Davos yollarına düşmesini çok manidar buluyoruz… Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’ın raporuna göre dünyanın en zengin 62 kişisinin serveti dünya nüfusunun yarısı olan 3,6 milyar insanın toplam servetine denk geliyor. Dünyada gelir dağılımının ne denli adaletsiz olduğu bu rakamlarla bir kez daha ortaya çıkıyor. Küresel kapitalizmin insanlığı getirdiği nokta açıkça ortadadır. Küresel kapitalizm ile yüzleşmeden kalkınma edebiyatı yapan siyasetçilerimiz ve aydınlarımızın nasıl bir yanılgı içinde oldukları da aşikar.” ifadeleriyle, uygulanan ekonomi politikaları eleştirildi.

Platformun 541. hafta açıklamasında Suriye ve Libya krizlerinin can güvenliğini tehdit ettiği milyonlarca insanın Avrupa’ya sığınma yolunda her gün hayatlarını kaybettiğine vurgu yapılırken, sığınmacılara yönelik bazı yanlış davranışlar da eleştirildi. Konuyla ilgili “Mülteci krizi olanca yakıcılığı ile devam ediyor. Türkiye ve Yunanistan deniz sahasında batan mülteci botları ve kıyıya vuran mülteci cesetleri ile ilgili haberler hemen her gün gazete ve televizyonlarda yer buluyor. Diğer tarafta ülkemizde yaşam mücadelesi veren, barınma ve iş problemlerini çözmeye çalışan milyonlarca mülteci… Suriye ve Iraklı mülteciler konusunda halkımızın duyarlılığı Batılı ülkelere örnek olacak cinsten… Ancak zaman zaman bize yakışmayan bazı hataların da yapıldığını vurgulamak istiyoruz.” denilen açıklamada “Mültecilere evlerini kiralayanların bu insanların mağduriyetlerini dikkate almaları, talep fazlalığını bahane ederek kira bedellerini normalin üstüne çıkarmamaları bir insani ve İslami bir sorumluluktur. Çalışan mültecilere haklarının tam olarak ödenmesi ve emeklerinin sömürülmemesi de önemli sorumluluklarımızdan.” vurgusu yapıldı.

Suriye sorununun barış müzakereleri ile çözüme ulaştırılması çağrısı yapılan açıklamada “Viyana müzakerelerinin devam etmesi ve Suriye’de barışın tesisi milyonlarca mültecinin yegane umududur. Türkiye dahil, Viyana müzakerelerinde taraf olan ülkelerin birtakım kırmızı çizgiler oluşturarak barış görüşmelerini tıkaması büyük bir vebaldir. Suriye’de savaşı tetiklemeye devam etmek milyonlarca mülteciye ihanettir. Suriye’de sürekli kırmızı çizgiler koyarak barışı engellemek Ege Denizi’nde daha fazla mültecinin boğulmasının önünü açmak demektir. Bölgemizdeki gerilimin, iç savaşların yegane galibi Amerika ve İsrail’dir. İslam coğrafyasındaki mezhebi ve etnik fay hatlarının böylesine kırıldığı başka bir tarihi dönem bilmiyoruz. Bu depremin acilen aşılarak yaraların sarılması ve ümmet bilincinin tekrar yeşertilmesi zaruridir. Ülkemizde ve bölgemizde sorunlu alanlarda barış masasının tekrar kurulmasından başka çözüm yolu yoktur. Ülkemizde Kürt sorunu, bölgemizde Suriye, Irak, Yemen, Libya, Bahreyn gibi ülkelerdeki sorunlar için barışı öne çıkarmak amacıyla mücadele etmek hepimizin sorumluluğudur.” denildi.

541. Hafta Basın Açıklaması

DAVOS, KÜRESEL KAPİTALİZMİN MECLİSİDİR!

Küresel kapitalizmin sermayedarları, entelektüelleri ve siyasetçileri Davos’ta toplandı.

Davos buluşmasını Siyonizm’in ve küresel kapitalizmin sorunlarına çözüm aradığı gizemli toplantılar olarak nitelendiren ve uzun yıllar bu toplantıların boykot edilmesini savunan İslami ve sol kesime mensup birçok şahsiyetin son yıllarda Davos yollarına düşmesini çok manidar buluyoruz.

Maalesef idealizmin dip yaptığı, faydacılığın, çıkarcılığın zirve yaptığı bir süreçten geçiyoruz.

Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’ın raporuna göre dünyanın en zengin 62 kişisinin serveti dünya nüfusunun yarısı olan 3,6 milyar insanın toplam servetine denk geliyor.

Bu araştırmanın diğer bir bulgusu da dünyanın en zengin %1’inin serveti, %99’unun toplam servetine denk geliyor.

Dünyada gelir dağılımının ne denli adaletsiz olduğu bu rakamlarla bir kez daha ortaya çıkıyor.

Dünyada servet küçük bir azınlığın eline geçmiş durumda. Fakirler gittikçe daha fakirleşirken, zenginler gittikçe daha zenginleşiyor.

Küresel kapitalizmin insanlığı getirdiği nokta açıkça ortadadır. Küresel kapitalizm ile yüzleşmeden kalkınma edebiyatı yapan siyasetçilerimiz ve aydınlarımızın nasıl bir yanılgı içinde oldukları da aşikar…

Yeni bir medeniyet inşasından söz eden çevrelerin tarihleri ile övünerek oluşturmaya çalıştıkları medeniyet tasavvurunun içinin ne kadar boş olduğunu bir kez daha vurgulamak ihtiyacı hissediyoruz.

Küresel sisteme entegre olarak, küresel sermayenin cirit atabileceği bir ortamı sunarak, tüketim artışı üzerinden büyüme hayalleri kurarak ve en önemlisi gelir dağılımı adaletsizliğine bakmadan kalkınma hedefleri koyarak yeni bir medeniyet inşa edilemez. Olsa olsa gayri adil küresel sistemin güvenilir bir parçası olunur.

Düne kadar Amerika ve NATO eksenine karşı duruş sergileyen, bu ekseni küresel kapitalizmin ve emperyalizmin ekseni olarak nitelendiren; bugün ise iktidar nimetinden yararlanma karşılığında Amerika ve NATO ile iş tutan siyasetçi ve entelektüellerimizin çelişkisi de tam olarak budur.

Ak Parti’nin “Yeni Türkiye” vizyonu da “küresel kapitalizme entegrasyon” merkezli olduğu sürece tüm Müslümanları yanıltan, hatta aldatan içi boş bir söylemden öteye geçemeyecektir. Olan yıllarını heba etmiş, enerjisini tüketmiş, değerlerini yitirmiş Müslüman halkımıza olacaktır.

Tüm halkımızı küresel kapitalizme ve ülkemizdeki operasyonlarına karşı durmaya davet ediyoruz.

Mülteci krizi olanca yakıcılığı ile devam ediyor. Türkiye ve Yunanistan deniz sahasında batan mülteci botları ve kıyıya vuran mülteci cesetleri ile ilgili haberler hemen her gün gazete ve televizyonlarda yer buluyor. Diğer tarafta ülkemizde yaşam mücadelesi veren, barınma ve iş problemlerini çözmeye çalışan milyonlarca mülteci…

Suriye ve Iraklı mülteciler konusunda halkımızın duyarlılığı Batılı ülkelere örnek olacak cinsten… Ancak zaman zaman bize yakışmayan bazı hataların da yapıldığını vurgulamak istiyoruz.

Mültecilere evlerini kiralayanların bu insanların mağduriyetlerini dikkate almaları, talep fazlalığını bahane ederek kira bedellerini normalin üstüne çıkarmamaları bir insani ve İslami bir sorumluluktur.

Çalışan mültecilere haklarının tam olarak ödenmesi ve emeklerinin sömürülmemesi de önemli sorumluluklarımızdan… Yasal güvenceleri olmaması nedeniyle mültecilerin emeklerininin sömürülmesi eğilimi kabul edilemez. Müslüman olmak önce adaleti gerektirir. Adalet üzerine bina edilemeyen bir anlayış İslami değildir ve Allah katında çetin bir hesabı gerektirir.

Suriye sorununun barış müzakereleri ile çözüme ulaştırılması acilen gereklidir. Viyana müzakerelerinin devam etmesi ve Suriye’de barışın tesisi milyonlarca mültecinin yegane umududur.

Türkiye dahil, Viyana müzakerelerinde taraf olan ülkelerin birtakım kırmızı çizgiler oluşturarak barış görüşmelerini tıkaması büyük bir vebaldir.

Suriye’de savaşı tetiklemeye devam etmek milyonlarca mülteciye ihanettir.

Suriye’de sürekli kırmızı çizgiler koyarak barışı engellemek Ege Denizi’nde daha fazla mültecinin boğulmasının önünü açmak demektir.

Bölgemizdeki gerilimin, iç savaşların yegane galibi Amerika ve İsrail’dir. İslam coğrafyasındaki mezhebi ve etnik fay hatlarının böylesine kırıldığı başka bir tarihi dönem bilmiyoruz. Bu depremin acilen aşılarak yaraların sarılması ve ümmet bilincinin tekrar yeşertilmesi zaruridir.

Ülkemizde ve bölgemizde sorunlu alanlarda barış masasının tekrar kurulmasından başka çözüm yolu yoktur.

Ülkemizde Kürt sorunu, bölgemizde Suriye, Irak, Yemen, Libya, Bahreyn gibi ülkelerdeki sorunlar için barışı öne çıkarmak amacıyla mücadele etmek hepimizin sorumluluğuduR.

Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir cevap yazın