Sakarya 539. Hafta: Bölgemizde mezhebi, ülkemizde etnik ayrışma, çatışma istemiyoruz!

2016-0108-sakarya-539-hafta

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 539. hafta basın açıklamasını, MAZLUMDER Sakarya Şubesi yaptı. MAZLUMDER MYK üyelerinin de iştirak ettiği açıklamada, Suudi Arabistan yönetiminin Alim Şeyh Nemr Bakır en-Nemr’in de aralarında olduğu 47 kişiyi idam etmesine tepki gösterilirken, ülkedeki çatışma ortamının da bir an önce bitmesi çağrısı yapıldı. MAZLUMDER Genel Sekreter yardımcılarından Beytullah Önce tarafından okunan açıklamada ‘2016 yılına, 2015 yılının acılarıyla ve çatışmalarıyla girdik. Hem bölgesel, hem yerel gelişmeler, maalesef her alandaki sorunların derinleşeceği ve yaygınlaşacağı zorlu bir döneme işaret ediyor.  Suriye ve Yemen dolayımında yaşananlar, mezhebi fay hatlarını; ülkemizdeki çatışmalı ortam ise etnik fay hatlarını sarsıcı şekilde harekete geçirme potansiyeli taşıyor… Böylesi bir ortamın, özellikle mezhepler arasındaki farklılıkları bir savaşın zeminine dönüştürmek isteyen güçlerin işini kolaylaştırdığı aşikâr. Yine bu gidişatın, İsrail’in işgal politikalarını kalıcılaştırdığı ve Filistin meselesinin üstünü örttüğü de ortada. Böyle bir konjonktürde, Suudi Arabistan yönetimi tarafından, Alim Şeyh Nemr Bakır en-Nemr’in de aralarında 47 kişinin topluca idam edilmesi kesinlikle kabul edilemez.’ denildi.

Açıklamada ‘Ülkemizde ise aylardır devamedegelen şiddet ortamı, her geçen gün daha yakıcı, daha yıkıcı bir hal alıyor. Can güvenliği başta olmak üzere en temel insan hakları ihlallerinin rutinleştiği bu sürecin, Türkiye’yi Suriye’ye dönüştürme riskine karşı, sivil çözüm yollarının bir an önce devreye sokulması elzemdir. Kürt meselesi karşısında, askeri yöntemlerin, operasyonların, siyasi tutuklamaların, siyaset yasaklarının sorunu derinleştirmekten başka sonuç üretmediği defalarca tecrübe edilmiştir. Çözüm için herkes, sorumlulukla hareket etmelidir. Toplumsal barışın ve kardeşliğin tesisi için öncelikle adaletin, hakkın gereği yerine getirilmesi şarttır. Herkesin, siyasal ve kültürel tüm haklarıyla, özgürce yaşadığı adil bir sistem, hepimiz için hava kadar, su kadar hayatidir, değerlidir.’ ifadelerini kullanan Önce, Başbakanlık Genelgesi’yle yapılan Cuma Namazı düzenlemesinin ise özel sektör çalışanlarını ve vakit namazlarını da kapsayacak şekilde genişletilmesinin daha doğru olacağını ifade etti.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 539. Hafta Basın Açıklaması

Değerli basın mensupları, duyarlı Sakarya halkı;

2016 yılına, 2015 yılının acılarıyla ve çatışmalarıyla girdik. Hem bölgesel, hem yerel gelişmeler, maalesef her alandaki sorunların derinleşeceği ve yaygınlaşacağı zorlu bir döneme işaret ediyor.  Suriye ve Yemen dolayımında yaşananlar, mezhebi fay hatlarını; ülkemizdeki çatışmalı ortam ise etnik fay hatlarını sarsıcı şekilde harekete geçirme potansiyeli taşıyor. Sözün yerini silahın, diyalogun yerini kavganın, barışın yerini savaşın alması; bölge halklarında telafisi çok zor yaralar açıyor.

Ateş hattında kalan insanların, kurşunlardan, tanklardan ve bombalardan kurtulsalar; açlıktan ve soğuktan kırıldığı, çatışmalardan kaçan insanların sığındıkları yerlerde türlü yollardan istismar edildiği, daha uzaklara kaçmak isteyenlerin ise her gün Akdeniz’in, Ege’nin kıyılarına cansız bedenler olarak vurduğu bir zaman diliminde, kimsenin gelişmelere karşı seyirci kalmaya bahanesi olamaz.

Suriye ve Yemen’de savaşın, yıkımın ve göçün ağır yükünü milyonlarca insan çekiyor. Komşu ülkelerin işbirliği yerine rekabetçi politikalar geliştirmesi ise krizi derinleştiriyor. Böylesi bir ortamın, özellikle mezhepler arasındaki farklılıkları bir savaşın zeminine dönüştürmek isteyen güçlerin işini kolaylaştırdığı aşikâr. Yine bu gidişatın, İsrail’in işgal politikalarını kalıcılaştırdığı ve Filistin meselesinin üstünü örttüğü de ortada. İşte böyle bir konjonktürde, Suudi Arabistan yönetimi tarafından, Alim Şeyh Nemr Bakır en-Nemr’in de aralarında 47 kişinin topluca idam edilmesi kesinlikle kabul edilemez.

Bu infazların, Suudi Arabistan’ın kendisi de dâhil olmak üzere Irak, Lübnan, Yemen ve Bahreyn gibi komşu ülkelerin ve Hindistan, Pakistan ve Afganistan gibi mücavir ülkelerin toplum yapılarında mezhep temelli kırılganlıkları arttırma riskinden kaygı duyuyoruz. Daha şimdiden Batı medyasında ‘Sünni-Şii savaşı’ şeklinde haber-yorumların yapılması, bölgede nasıl bir geleceğin arzulandığını ortaya koymaktadır. Herkesi, yakıtı mezhepçilik olan bu fitne ateşine karşı sorumlu davranmaya, sorunu yaygınlaştıracak her türlü söylemden ve fiilden mutlak surette sakınmaya davet ediyoruz.

Ülkemizde ise aylardır devamedegelen şiddet ortamı, her geçen gün daha yakıcı, daha yıkıcı bir hal alıyor. Can güvenliği başta olmak üzere en temel insan hakları ihlallerinin rutinleştiği bu sürecin, Türkiye’yi Suriye’ye dönüştürme riskine karşı, sivil çözüm yollarının bir an önce devreye sokulması elzemdir. Kürt meselesi karşısında, askeri yöntemlerin, operasyonların, siyasi tutuklamaların, siyaset yasaklarının sorunu derinleştirmekten başka sonuç üretmediği defalarca tecrübe edilmiştir. Geçmiş hiç yaşanmamış gibi yeniden aynı hataları tekrar etme lüksümüz yoktur. Bu konuda ayrıştırıcı, çatışmacı her türlü anlayış, kaybetmeye mahkûmdur fakat bu süreçte, yapılan hataların ağır bedellerini masum insanların ödemesine kayıtsız kalınamaz. Çözüm için herkes, sorumlulukla hareket etmelidir.

Toplumsal barışın ve kardeşliğin tesisi için öncelikle adaletin, hakkın gereği yerine getirilmesi şarttır. Herkesin, siyasal ve kültürel tüm haklarıyla, özgürce yaşadığı adil bir sistem, hepimiz için hava kadar, su kadar hayatidir, değerlidir. Bunu elde etmek için, her türlü zorluğa ve engele rağmen, sivil siyasetin tüm imkânları, temel çözüm olarak derhal devreye sokulmalıdır. Çatışma değil, diyalog, müzakere ve kalıcı bir çözüm istiyoruz.

Değerli dostlar,

Bildiğiniz gibi bu hafta yayınlanan bir genelgeyle, Cuma Namazı’nı kılmak isteyen kamu çalışanları için mesai saatlerinde düzenleme yapılması kararlaştırılmıştır. İbadet hakkının uzun yıllar sistematik bir şekilde ihlal edildiği göz önüne alındığında, gerekli ve yerinde olan bu düzenlemenin, kanun yoluyla yapılmasının Türkiye şartlarında ayrı bir önem taşıdığı belirtilebilir. Yine, bu konudaki bir düzenleme, sadece kamu çalışanlarını değil, özel sektör çalışanlarını da kapsamalıdır.  Çünkü özelde Cuma namazları, genelde vakit namazları konusunda bazı işyerlerinde ve fabrikalarda engel çıkarıldığı bilinen bir sorundur. Bu konuda şehrimizde de yer yer gündeme gelmektedir. Nitekim geçmişte namaz kılma talebi bulunan kimi çalışanların, farklı gerekçeler ileri sürülerek işten çıkarıldığına da şahit olmuştuk. Bu sebeple, inanç özgürlüğü ve ibadet hakkının bütün toplumsal kesimler ve inanç grupları için, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, vicdani baskılara ve keyfiliğe yer bırakmayacak şekilde temin edilmesi gerekmektedir. Herkesin, haklarıyla, insanca, adil ve özgür bir şekilde, güven içinde yaşaması için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bir cevap yazın