2015-1220-sakarya-538-hafta

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 538. Hafta basın açıklamasında Kürt illerindeki son gelişmeler gündeme getirildi.

Sakarya Dayanışma Derneği’nden Muhip Üzümcüoğlu’nun okuduğu açıklama şu şekilde:

Değerli Sakarya halkı

Kriz ve kaos ve ölümle dolu bir yılı geride bıraktık.

Yaşanan iki seçimin öncesi ve sonrasında yaşanan Diyarbakır, Suruç ve Ankara’da düzenlenen terör saldırılarında yüzlerce insanımız katledildi. Haziran seçimlerinde ortaya çıkan “koalisyon seçenekli” sonucun ardından ise Kürt siyaseti üzerinden ortaya konan bir “Kaos” programı ile karşı karşıyayız maalesef.

Özellikle kasım seçimleri sonrası yoğunlaşan; gerçekte hiçbir yasal ve anayasal dayanağı olmayan, valilerin ve kaymakamların yetkilerini sınırsızca ve sorumsuzca kullanması durumundan doğan sokağa çıkma yasakları, iddia edildiği gibi halkın huzur ve güvenliğini sağlamamakta, tersine halk üzerinde terör ve korku ortamının oluşmasına, sivil insanların devletin güvenlik güçleri tarafından pervasızca öldürülmesine, kültürel mirasın tahrip edilerek şehirlerin harabeye çevrilmesine neden olmaktadır.

İlk olarak 16 Ağustos’ta Varto’da uygulamaya konan “sokağa çıkma yasakları” adı altındaki ablukalar, şu an Cizre, Silopi ve Sur olmak üzere 3 ilçede devam etmektedir. Bugüne kadar 7 ilin 20 ilçesinde onlarca mahalleyi kapsayacak şekilde 56 kez ilan edilen sokağa çıkma yasakları, toplamda 253 günü bulmuş durumdadır. Yasakların resmi olarak kaldırıldığı ilçelerde de ablukanın fiili olarak devam ettiği bilinmektedir. Beş ilçede ilan edilen son ablukalarda 56 kişi yaşamını yitirdi:

– 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Cizre’de son yasak 14 Aralık 2015’te ilan edildi. On yedi gündür devam eden ablukada 23 kişi; Temmuz 2015’ten bu yana ise toplam 56 kişi yaşamını yitirdi.

– 3 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Silopi’de son yasak 14 Aralık 2015’te ilan edildi. On yedi gündür devam eden ablukada 15 kişi, Temmuz 2015’ten bu yana ise toplam 29 kişi yaşamını yitirdi.

– 6 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Sur’da son yasak 2 Aralık 2015’te ilan edildi. Yirmi sekiz gündür devam eden ablukada 12 kişi, Temmuz 2015’ten bu yana ise toplam 17 kişi yaşamını yitirdi.

– 7 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Nusaybin’de son yasak 24 Arlık 2015’te kaldırıldı. On bir gün süren ablukada 3 kişi, Temmuz 2015’ten bu yana ise toplam 23 kişi yaşamını yitirdi.

– 2 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Dargeçit’te son yasak 29 Aralık 2015’te kaldırıldı. On dokuz gün devam eden ablukada 3 kişi, Temmuz 2015’ten bu yana ise toplam 5 kişi yaşamını yitirdi.

Bu 5 ilçenin yanı sıra 15 ayrı ilçede uygulanan ablukalarda bugüne kadar 131 yurttaş yaşamını yitirdi, yüzlerce yurttaş yaralandı ve sakat kaldı. Toplamda 61 çocuk ve 36 kadın yaşamını yitirdi. Ankara, Suruç ve Zergele’deki katliamlarda da 141 can hayatını kaybetti.

Hükümetin “terörist” olarak lanse ettiği, Silopi’de cenazesi 7 gün boyunca sokakta bekletilen 57 yaşındaki Taybet İnan, keskin nişancılar tarafından acımasızca katledilen henüz 3 aylık bir bebek olan Miray İnce, devlet zulmünün birer sembolü olarak Kürt halkının hafızasına kazındı.

Ablukalar boyunca yüzlerce ev ve işyeri güvenlik güçleri ve “Esedullah Timi” gibi bir takım devlet güçleri tarafından tahrip edildi, yakıldı. Aynı güçler girdikleri mahallelerde duvarların üzerine, okullarda karatahtalara ırkçı ve cinsiyetçi yazılama yaparak halk üzerinde terör estirdi.

Her gün 3-5 kişinin öldürüldüğü Kürt kentlerinde kültürel ve tarihi değerler de yok edilmeye çalışılıyor. UNESCO Kültür Mirası listesinde yer alan tarihi Diyarbakır Surları büyük bir tehdit altında. Sur’da Kurşunlu Camii, Cizre’de Seyyidan Camii gibi kutsal ve tarihi mekânlar pervasızca tahrip edildi.

 

Silopi ve Cizre’de okullar, hastaneler ve belediye binaları askeri karargahlara dönüşmüş durumda. Sokaklarında tankların dolaştığı, mahalle içlerine top atışları yapılan kentlerde halk zamanının çoğunu sığınak olarak kullandığı bodrum katlarında geçiriyor. Halk günlerce aç, susuz ve elektriksiz bırakılarak mağdur ediliyor, eczane ve fırınların kapalı olması insanların temel insani haklardan mahrum kalması sonucunu doğuruyor. Abluka altındaki mahallelerin sağlık hizmetlerine erişimi engelleniyor. Halkın göçe zorlandığı mahallelerdeki yıkım, yer yer geri dönüşleri de imkansız kılacak boyutlara ulaşmış durumda.

Bütün bu yaşananlar medyada ya hiç yer bulmuyor ya da hükümet propagandası çerçevesinde üretilen yalan haberlerle hakikat baş aşağı edilerek sunuluyor. Tarafsız kurum ve gözlemcilerin müdahil olabileceği koşullar da sağlanmıyor.

Bu koşullar altında, Anadoluda yaşayan halkların birarada yaşama iradesinin yok edildiği açıktır. “Ülke bölünecek” feryatlarıyla “silah”ı çözüm olarak işaret edenler, gerçekte bizzat kendileri tüm toplumu bölmekte ve ayrıştırmaktadırlar. Hükümetin, tanklarla mahallelere sokaklara kadar girip, evlerdeki sivilleri öldürmeye kadar varan bu pervasız şiddetinin doğuracağı şey, sadece daha fazla şiddettir. .

Bir ülke, bir toplum, bir devlet, orada yaşayan herkesin özgür rızası ile bir arada yaşayabilir. Halkları birbirine düşürerek iktidarlarını koruyabileceklerini zannedenler çok yanılırlar, lakin bu tür şiddet sarmalına dönüşen süreçlerde, kaybeden sadece “iktidarlar” değil aynı zamanda tüm bir toplum ve ülke de olabilir.

Kürt halkının, özellikle batı illerindeki sessizlik karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşamaları, doğal olarak herkesin diline pelesenk ettiği “Türkler ve Kürtler kardeştir” lafının, artık bir slogandan ibaret olduğunu düşünmeleri bu ülkenin geleceği için en büyük tehlikedir

Bizler platform olarak kürt illerindeki kardeşlerimizi unutmadığımızı ve her zaman olduğu gibi mazlumların yanında yeraldığımızı buradan deklare etmek istiyoruz.

Yaşasın halkların kardeşliği

Yaşasın BARIŞ ÖZGÜRLÜK ve ADALET

SAÖP adına Sakarya Dayanışma Derneği 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir