Sakarya 537. hafta: Siyonizm ile ilişkiler meşrulaştırılamaz

?????

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 537. Hafta açıklamasında Türkiye-İsrail ilişkilerinin onarılması yönündeki süreci protesto ederek “Siyonizm ile ilişkiler meşrulaştırılamaz” dedi.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 537. hafta açıklamasında Türkiye-İsrail ilişkilerinin onarılması için İsviçre’de varıldığı belirtilen mutabakata tepki gösterdi. Platform adına Diriliş Saati Dergisi’nden Muhammed Emin Duman’ın okuduğu açıklamada, “Bugün ise varılan ön anlaşma ile birlikte İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yolunda kritik bir eşiğin aşıldığından söz ediliyor. Basına yansıyan haberlere göre, İsrail’in Mavi Marmara şehitlerinin ailelerine 20 Milyon dolar tazminat ödemesi karşılığında, Türkiye’nin İsrail askerlerine açtığı davadan vazgeçmesi, bunu TBMM ‘den kanun olarak geçirmesi, HAMAS’ın Türkiye’deki aktivitelerini sınırlandırması, HAMAS komutanlarından Salih El Aruri’nin sınır dışı edilmesi, geri çekilen büyükelçilerin karşılıklı olarak yeniden gönderilmesi ve İsrail doğalgazının Türkiye’de kullanılması ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması öngörülüyor. Şunu açıkça belirtmeliyiz ki; hür vicdanlarda karşılık bulması mümkün olmayan bu anlaşmanın bizim için şaşırtıcı bir yanı bulunmuyor.” denildi.

Anlaşmanın AK Parti Hükümeti’nin yanlış dış politikasının bir neticesi olduğuna dikkat çekilen açıklamada “Beş senedir İsrail ile ilişkilerinde yapısal bir değişime gitmeyen AK Parti Hükümeti’nin, İslam ülkeleriyle yaşadığı sorunlardan kaynaklı dış politika açmazından sıyrılabilmek için İsrail’le yakınlaşma sağlaması ve ilişkileri yeniden diplomatik düzeye çekmesi bizim için hiç mi hiç sürpriz olmamıştır. Ortadoğu coğrafyasında başta İran olmak üzere İslam ülkeleriyle ilişkilerinde etnik ve mezhebi mülahazalarla “sırf sorun” politikası güden hükümet, sıra İsrail’e gelince “dostluk” naraları atmakta ve bunun bölgeye olumlu yansımalarından dem vurmaktadır. Platform olarak, Türkiye’deki idarecilere çağrıda bulunarak bölgede İsrail’in geleneksel müttefikleri olan Suud ve Katar ile birlikte mezhepçi paktlar inşa etmek yerine, ümmetçi bir hissiyatla ABD ve İsrail’den bağımsız birlikteliklerden yana tercih koymaları gerektiğini hatırlatıyoruz. Bu, yaşadıkları açmazın yegane çözümüdür; bunun ötesinde dillendirilen yol ve yöntemlerin karşılığı yoktur.” denildi.

?????
?????

537 Hafta Basın Açıklaması

İSRAİL İLE İLİŞKİLER MEŞRULAŞTIRILAMAZ!

2011’de askıya alınan Türkiye-İsrail ilişkilerinin onarılması için İsviçre’de mutabakata varıldığı ortaya çıktı.

‘One minute’ tartışmasının yaşandığı 2009’dan bu yana Filistin davasının hamiliği iddiasını iç politikada sürekli gündemleştiren Ak Parti Hükümeti, 2010’da yaşanan Mavi Marmara saldırısına müteakiben İsrail ile diplomatik düzeyde köprüleri atmış ve hamilik iddiasını perçinleyecek yeni zeminler bulmuştu.

O zamandan bu zamana, bizler Türkiye-İsrail ilişkilerinde reel düzlemde hiçbir değişikliğin olmadığına dikkat çekmiş; artan ticaret hacmine ve Hamas’ı silahlı direnişten vazgeçirmek için sahnelenen karmaşık oyunlara vurgu yapmıştık.

Zira bu süreçte resmi verilere göre daha önce 3 milyar dolar olan ticaret hacmi 5 milyar dolara yükselmiş, savunma alanındaki ihracatın bu rakama dâhil edilmediği iddiaları ise sıkça dillendirilmişti.

2011 öncesi Ortadoğu dörtlüsünün talepleri (İsrail’in tanınması, şiddetten vazgeçilmesi, eski anlaşmalara riayet edilmesi) Hamas’a kapalı kapılar ardında ve “tek taraflı arabuluculuklar” şeklinde dayatılırken, 2011 sonrası yeni bir “eksen” kurgusuyla daha karmaşık bir oyun vizyona girmiş, kurulan Türkiye-Körfez ekseni, Hamas’ı içine çekerek silahlı direnişten vazgeçmesini ve müzakere siyasetine ram olmasını amaçlamıştı.

Tüm bunlar olurken, kamuoyunda İsrail aleyhtarı bir profil çizilmiş ve Filistin konusunda geliştirilen perspektifin (1967 sınırları temelinde çift devletli çözüm-müzakere siyaseti) egemen siyasetin parametrelerine muhalif hiçbir içeriği barındırmadığı fark edilememişti.

 ***

Bugün ise varılan ön anlaşma ile birlikte İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yolunda kritik bir eşiğin aşıldığından söz ediliyor.

Basına yansıyan haberlere göre, İsrail’in Mavi Marmara şehitlerinin ailelerine 20 Milyon dolar tazminat ödemesi karşılığında,

 -Türkiye’nin İsrail askerlerine açtığı davadan vazgeçmesi,

 -Bunu TBMM ‘den kanun olarak geçirmesi,

 -HAMAS’ın Türkiye’deki aktivitelerini sınırlandırması,

 -HAMAS komutanlarından Salih El Aruri’nin sınır dışı edilmesi,

 -Geri çekilen büyükelçilerin karşılıklı olarak yeniden gönderilmesi,

 -İsrail doğalgazının Türkiye’de kullanılması ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması öngörülüyor.

 

Şunu açıkça belirtmeliyiz ki; hür vicdanlarda karşılık bulması mümkün olmayan bu anlaşmanın bizim için şaşırtıcı bir yanı bulunmuyor.

Beş senedir İsrail ile ilişkilerinde yapısal bir değişime gitmeyen AK Parti Hükümeti’nin, İslam ülkeleriyle yaşadığı sorunlardan kaynaklı dış politika açmazından sıyrılabilmek için İsrail’le yakınlaşma sağlaması ve ilişkileri yeniden diplomatik düzeye çekmesi bizim için hiç mi hiç sürpriz olmamıştır.

Ortadoğu coğrafyasında başta İran olmak üzere İslam ülkeleriyle ilişkilerinde etnik ve mezhebi mülahazalarla “sırf sorun” politikası güden hükümet, sıra İsrail’e gelince “dostluk” naraları atmakta ve bunun bölgeye olumlu yansımalarından dem vurmaktadır.

Platform olarak, Türkiye’deki idarecilere çağrıda bulunarak bölgede İsrail’in geleneksel müttefikleri olan Suud ve Katar ile birlikte mezhepçi paktlar inşa etmek yerine, ümmetçi bir hissiyatla ABD ve İsrail’den bağımsız birlikteliklerden yana tercih koymaları gerektiğini hatırlatıyoruz. Bu, yaşadıkları açmazın yegane çözümüdür; bunun ötesinde dillendirilen yol ve yöntemlerin karşılığı yoktur.

Bu hafta gündeme düşen bir başka gelişme, İsrail’in Suriye’deki Hizbullah birliklerine saldırısı sonucu Hizbullah’ın önde gelen komutanlarından Semir Kuntar’ın şehit edilmesi oldu. Hizbullah’ın bedelini ödeteceğine inandığımız bu saldırının Türk medyasında yeteri kadar yer bulmaması dikkate değerdir. Türk medyası, hükümetin siyasi tercihleriyle uyuşmayan gelişmeleri gündemleştirmemekte ve ısrarla üzerini örtmeye çalışmaktadır. Bunun bir başka örneği de Nijerya’dır. Anti-siyonist politik tutumuyla tanınan Nijerya İslami Hareketi’ne yönelik katliamda yüzlerce Müslüman şehit edilmesine rağmen, bunun kamuoyuna yansıtılmaması Rabbimizin yüklemiş olduğu adil şahitlik sorumluluğuna gölge düşürmektedir. Hizbullah’a ve Nijerya İslami Hareketi’ne yönelik saldırıları lanetlerken, adil şahitlik sorumluluğumuzun gereği olarak hak bildiklerimizi her zeminde haykırmaya devam edeceğimizi deklare ediyoruz.

 SİYONİZMLE İLİŞKİLER MEŞRULAŞTIRILAMAZ!

 YAŞASIN İSLAMİ VAHDET!

 YAŞASIN ÖZGÜR KUDÜS!

             Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir cevap yazın