Sakarya 531. Hafta: G-20’ye Ev Sahipliği Yapmak Ağır Bir Utançtır!

????????????
????????????

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 531. hafta eyleminde, G-20 toplantısı, Lübnan ve Fransa’daki saldırılar ve Bangladeş rejiminin Cemaat-i İslami liderlerine yönelik yeni idam kararları gündeme getirildi.

Diriliş Saati Dergisi’nden Muhammed Emin Duman’ın okuduğu basın açıklamasında, Türkiye’nin G-20’ye ev sahipliği yapmasının ağır bir utanç olduğu “Durum böyle iken, G-20 isimli bu karanlık çeteden ayrılma iradesi sergileyeceğine, Antalya’da yapacağı ev sahipliğini gurur tablosu olarak takdim eden hükümet, hem faiz lobileriyle hesaplaşma iddiasını çürütmüş hem de hanesine ağır bir utancı daha yazdırmıştır” sözleriyle ifade edildi.

Lübnan ve Fransa’da ard arda meydana gelen IŞİD saldırılarına da değinen platform, bu tür saldırıların önüne geçilmesi için IŞİD’in temsil ettiği tekfirci düşüncenin panzehiri olan ‘ümmetçilik’ düşüncesinin öne çıkartılması gerektiğini vurguladı.

Son olarak Bangladeş rejiminin Cemaat-i İslami liderlerine yönelik yeni idam kararlarına değinilen açıklamada, “Sırtını bölgesel düzlemde Hindistan’a, küresel düzlemde Amerika’ya yaslayan Bangladeş rejimi kendi eliyle kendi sonunu hazırlamak istemiyorsa idamları acilen durdurmalı ve İslami kimliğe yönelik saldırgan ve faşist tutumundan vazgeçmelidir” denildi.

531. Hafta Basın Açıklaması

G-20’ye Ev Sahipliği Yapmak Ağır Bir Utançtır!

Kapitalist yağma düzeninin sahipleri Antalya’da bir araya geliyor.

1999’da G-20 adı altında örgütlenen ve emperyalist politikalarıyla Müslüman ve Mazlum halkların aydınlık geleceğini ipotek altına alan uluslararası ittifak, yarın Antalya’da dönem toplantısını yapacak.

Halkların ekonomik kaynaklarını sömürerek kapitalist tahakküm ağlarını günden güne derinleştiren G-20’nin en önemli hususiyeti, içinde İsrail’le ilişkisi bulunmayan tek bir devleti bile barındırmıyor olmasıdır.

İsrail’in Ortadoğu’daki işgaline ve gayr-i meşru varlığına arka çıkan bu devletler, Filistin’in ve diğer mustazaf halkların acılarını ranta çevirmekte, askeri işgaller ve vekalet savaşları yoluyla bu acıları daha da derinleştirmenin mücadelesini vermektedir.

11 Eylül olaylarını bahane ederek Ortadoğu’yu ateş topuna dönüştürenler, Afganistan’ı ve Irak’ı işgal edip, Suriye, Libya, Tunus, Mısır gibi İslam beldelerini şiddet sarmalına sürükleyenler G-20’deki lider kadronun ta kendisidir.

Durum böyle iken, G-20 isimli bu karanlık çeteden ayrılma iradesi sergileyeceğine, Antalya’da yapacağı ev sahipliğini gurur tablosu olarak takdim eden hükümet, hem faiz lobileriyle hesaplaşma iddiasını çürütmüş hem de hanesine ağır bir utancı daha yazdırmıştır.

Bizler platform olarak; Ortadoğu’daki savaşların mimarı Amerika ve köhnemiş işbirlikçisi Suudi Arabistan başta olmak üzere, ellerinden Müslüman kanı damlayan zalimleri ülkemiz topraklarında görmek istemediğimizi belirtiyor, halkımızı bu konuda farkındalık göstermeye davet ediyoruz.

Lübnan ve Fransa, ard arda gelen IŞİD saldırılarıyla sarsıldı. 

Yüzlerce kişinin ölümüne neden olan ve aziz İslam’ın imajını karalama amacı taşıyan bu saldırıları lanetliyor, hayatını kaybedenlere başsağlığı diliyoruz.

Paris saldırısının G-20 zirvesinin hemen öncesinde gerçekleşmesi oldukça manidardır. Bizlere 11 Eylül saldırısını hatırlatan, masum insanlar üzerinden oynanan bu provokasyonun akabinde Suriye’ye yönelik daha güçlü bir emperyal müdahalenin ve sivil katliamının gerçekleşmesi muhtemeldir.  

Saldırıları gerçekleştiren zihniyete gelince… Bu zihniyet İslam adına İslam’ı karalayarak emperyalistlerin emellerine hizmet etmeye devam ediyor. Yapılan bu katliamlar bu zihniyetin ne denli insaf ve vicdandan yoksun olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Bu vesile ile şunu da hatırlatmak istiyoruz ki; IŞİD’in temsil ettiği tekfirci düşünce akımının önü alınmadan ve bu akımı besleyen siyasi odaklar ifşa edilmeden bu saldırılar son bulmayacak ve daha da büyük tahribatların yaşanması kaçınılmaz hale gelecektir. Bu nedenledir ki, İslam ülkeleri el ele vererek bu tehlikeyi bertaraf etmeye dönük önlemler almalı, tekfirciliğin panzehiri olan ümmetçiliği öne çıkartmalıdır.

Bu hafta gündeme düşen bir başka gelişme, Bangladeş rejiminin Cemaat-i İslami liderlerine yönelik yeni idam kararları oldu.

Bangladeş’in dikta rejimi, ülkede Cemaat-i İslami’yi tasfiye etmek ve İslami mücadeleyi tamamen etkisizleştirmek adına Aralık 2013’te Abdülkadir Molla’yı, Nisan 2015’te Muhammed Kamaruzzaman’ı idam etmiş, 92 yaşındaki Cemaat-i İslami lideri Gulam Azam ise hapishanede hayatını kaybetmişti. İslami kimliğe tahammül gösteremeyen Bangladeş rejiminin bu hukuksuz uygulamaları ülkedeki Müslümanları hedeflenenin aksine daha da birbirine kenetlemiş ve rejime karşı mücadelede motivasyonlarını arttırmıştı.

Bugün alınan idam kararlarının da aynı sonucu vereceği açıktır. Sırtını bölgesel düzlemde Hindistan’a, küresel düzlemde Amerika’ya yaslayan Bangladeş rejimi kendi eliyle kendi sonunu hazırlamak istemiyorsa idamları acilen durdurmalı ve İslami kimliğe yönelik saldırgan ve faşist tutumundan vazgeçmelidir.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir Cevap Yazın