Sakarya 509. hafta: Siyasilerin Değil Halkın İsteklerine Bakın!

 

2015-06-sakarya-509-hafta-1

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 509. hafta açıklamasında seçim sonrası tabloda siyasilerin değil halkın beklentilerine bakılması gerektiği çağrısı yapılarak, neoliberal politikaların yol açtığı sosyal ve iktisadi tahribat eleştirildi

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 509. hafta açıklamasını Diriliş Saati Dergisi’nden Muhammed Emin Duman okudu. “Seçim sona erdi. Sonuçları ve koalisyon ihtimalleri tartışılıyor. Siyasilerin beklentilerinden çok, halkın ne istediğinin önemsenmesi ve irdelenmesi gerektiğine inanıyoruz.” diyen Duman, açıklamada 1980 sonrası uygulamaya sokulan neo-liberal politikaların toplumsal sonuçları eleştirildi. Duman, “Liberal ahlak tüm toplum katmanlarını sarmış durumda… Bireyin çıkarı için meşru-gayri meşru, helal-haram ayrımı yapılmadan her fiilin mübah görüldüğü bir noktaya geldik… Torpil, rüşvet, yolsuzluk gibi olumsuz kavramlar normalleştirilerek yaşamın bir gerçeği haline dönüştürüldü… Allah’ın şiddetle men ettiği “faiz” de bu süreçte normalleştirildi. 20-30 sene önce basit bir havale işlemi için gittiği bankalarda görülmeyi zul addeden Müslümanlar bugün hayatın her alanında faizli kredi kullanmayı caiz görür hale geldiler.” dedi.

Neoliberal politikanın iktisadi sonuçlarının da sorun olduğuna işaret eden Muhammed Emin Duman, açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi: “Allah’ın affetmeyeceği iki günahın şirk ve kul hakkı olduğu sürekli tekrarlanmasına rağmen, çalışanların emeğini sömürürken rahatsız olmayan, bunun en ciddi kul hakkı ihlali olduğunu görmezden gelen bir iş adamı sınıfı ürettik. Asgari ücretle geçinmenin ne anlama geldiğini çok iyi bilmesine rağmen sorunu liberal ahlak çerçevesinde arz ve talep dengesi olarak niteleyen bu yerli burjuva sınıfı İslam ahlakına karşı hep gözleri kapalı, kulakları tıkalı bir duruş sergiledi. Aynı iş adamı sınıfı para kazanmanın meşruiyetini sorgulamadan veya bu konudaki soruları yok sayarak yoluna devam etti.” dedi. Dış politika tercihlerinin de bölgedeki kaotik ortamı büyüttüğüne dikkat çekilen açıklamada, “Yapılması gereken fert ve toplum olarak liberal ahlakın dayattığı değerleri sorgulamak ve İslam ahlakını etkin hale getirmektir.” mesajı verildi.

2015-06-sakarya-509-hafta-2

509. Hafta Basın Açıklaması

 NEO-LİBERAL POLİTİKALARA HAYIR!

Seçim sona erdi. Sonuçları ve koalisyon ihtimalleri tartışılıyor.

Siyasilerin beklentilerinden çok, halkın ne istediğinin önemsenmesi ve irdelenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Halkımız 1980 sonrası uygulamaya sokulan neo-liberal politikaların sancısını fazlasıyla çekiyor.

Liberal ahlak tüm toplum katmanlarını sarmış durumda… Bireyin çıkarı için meşru-gayri meşru, helal-haram ayrımı yapılmadan her fiilin mübah görüldüğü bir noktaya geldik.

Köşe dönmek, yükselmek adına birçok günahın mübaha dönüştürüldüğü bir süreci yaşıyoruz.

Torpil, rüşvet, yolsuzluk gibi olumsuz kavramlar normalleştirilerek yaşamın bir gerçeği haline dönüştürüldü.

Torpili olmayanın işe girmesi, yükselmesi, ihale alması, hatta imtihan kazanması bile imkansız hale geldi. Bir dönem devlet memurluğu kadroları için adil bir şekilde yapılan imtihanlar bile adam kayırmayı sağlamak için sözlü mülakatlarla taçlandırıldı!

Belediye kapılarına önceleri “Rüşvet alan da veren de mel’undur” yazanlar bir süre sonra bu yazıları unuttular ve rüşveti normal bir olgu haline getirdiler.

Allah’ın şiddetle men ettiği “faiz” de bu süreçte normalleştirildi. 20-30 sene önce basit bir havale işlemi için gittiği bankalarda görülmeyi zul addeden Müslümanlar bugün hayatın her alanında faizli kredi kullanmayı caiz görür hale geldiler.

Allah’ın affetmeyeceği iki günahın şirk ve kul hakkı olduğu camilerimizde, toplantı mekanlarımızda sürekli tekrarlanmasına rağmen, çalışanların emeğini sömürürken rahatsız olmayan, bunun en ciddi kul hakkı ihlali olduğunu görmezden gelen bir iş adamı sınıfı ürettik. Asgari ücretle geçinmenin ne anlama geldiğini çok iyi bilmesine rağmen sorunu liberal ahlak çerçevesinde arz ve talep dengesi olarak niteleyen bu yerli burjuva sınıfı İslam ahlakına karşı hep gözleri kapalı, kulakları tıkalı bir duruş sergiledi.

Aynı iş adamı sınıfı para kazanmanın meşruiyetini sorgulamadan veya bu konudaki soruları yok sayarak yoluna devam etti. Rüşvetle ihale almak, ihaleye fesat karıştırmak, toplumun ortak malı olan ormanlar, sular, madenler gibi doğal kaynakları özelleştirme adı verilen yandaşlara peşkeş çekme operasyonları ile ele geçirip sömürmek gibi gayr-i meşru her yol mübah sayıldı.

Liberal ahlakın yıkımlarından sadece birkaçını saydık. Amacımız tahribatın boyutları ile ilgili bir yaklaşım sağlamak idi.

Yapılması gereken fert ve toplum olarak liberal ahlakın dayattığı değerleri sorgulamak ve İslam ahlakını etkin hale getirmektir.

Bugüne kadar liberal ahlakın yol açtığı tahribata meşruiyet kılıfı uyduran ya da en azından sessiz kalan kanaat önderlerinin kendilerini sorgulamaları zamanının geldiğine inanıyoruz.

Seçim sonuçları bu sorgulama için bir fırsat doğurmuştur. Topluma öncülük eden şahsiyetlerin ülkemizdeki gidişi akl-ı selim ile tekrar irdelemesi ve değerlendirmesi acil bir zarurettir. Aksi takdirde bunun hesabını asla veremezler.

Ak Parti kurmaylarının da öncelikle sorgulaması gereken neo-liberal politikalardır. Bu politikaların oluşturduğu sosyal ve kültürel çöküş tüm boyutları ile tahlil edilmeden doğru sonuçlara ulaşılamaz.

Ak Parti, bütün itirazlarına rağmen, iktidarı süresince küresel hegemonyanın taleplerine boyun eğmiş bir pozisyon aldığını kabul etmelidir. Zaman zaman bazı direnme noktalarının oluşması teslimiyetçi duruş gerçeğini değiştirmez. Bu pozisyonunu iç ve dış siyasette değiştirmediği sürece kan kaybetmeye devam edecektir.

Suriye’de son iki aydır Türkiye’nin Suudi Arabistan ile birlikte verdikleri destek sonucu iç savaşın tekrar kızışması Ak Parti’nin hala bariz gerçekleri kavrayamadığının işaretidir.

Allah’tan hakikatleri görmemizi sağlayacak basiret nasip etmesini niyaz ediyoruz.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

 

Bir cevap yazın