Sakarya 508. Hafta: İktidarın Kimliğine Değil Adaletine Bakalım

2015-06-sakarya-508-hafta-1

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 508. hafta açıklamasında “Siyaset; iktidar olma sanatı değil, halkın sorunlarının çözme ve adaleti tesis etme sanatıdır.” derken; iktidarın kimliğinden önce adaletine bakılması gerektiğini belirtti

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 508. hafta açıklamasında gündem seçimdi. Platform adına Sakarya Dayanışma Derneği’nden Kadrican Mendi’nin okuduğu açıklamada, seçim barajı uygulaması eleştirilerek, “12 Eylülün küresel mimarları, darbe sonrası siyasetin kontrol edilebilir olması için %10 barajını ihdas ettiler. Amaç liberal/kapitalist ekonominin uygulayıcılığına soyunan sağ geleneği iktidara taşımak, ancak aynı zamanda da bölünmesini engelleyerek küresel sisteme entegrasyon için gerekli  “istikrar” ortamını sağlamaktı. Sendikalar ve siyasi partiler kapatıldı, toplumsal muhalefet yerle bir edildi ve Özal’ın liderliğinde bir uygulayıcı, sağ seçmene tek aday olarak dayatıldı. 80’li yıllarda ülke bu tek partinin “istikrar” adına ülke kaynaklarını küresel sermayenin hizmetine sunulmasına tanıklık etti… Bu arka planı hatırlamaksızın bugünü anlamak mümkün değildir. Seçim sonrası ortaya çıkacak meclis kompozisyonu öncelikli olarak bu adaletsiz seçim sistemini değiştirmelidir.” dedi.

Siyasetle ilgili olarak ilkelere dair hatırlatmaların yapıldığı basın açıklamasında “İktidarların mutlak ve ezeli olmadığı, emanet olduğu ve el değiştirmesinin de dünyanın sonu olmadığı unutulmamalıdır. İktidar ve muhalefet sistemin aynı derecede hayati parçalarıdır. Muhalefetin muhalefet edemediği ya da iktidar tarafından şeytanlaştırıldığı bir sistem meşruiyetini yitirir… Seçim sonunda doğaldır ki kazananlar ve kaybedenler olacaktır. Ancak bu ülkenin sonu anlamına gelmez. Herkes sonuçlardan kendince bir ders çıkaracak ve yoluna devam edecektir… Siyaset; iktidar olma sanatı değil, Halkın sorunlarının çözme ve adaleti tesis etme sanatıdır. İktidarın, kimliğine bakmaksızın tüm insanlar için adaleti tesis etme yolunda kullanılması gereği, öncelikle kendilerine müslüman diyenlerin üzerinde titremesi gereken bir hakikattir.” denildi.

2015-06-sakarya-508-hafta-2

SAÖP 508. Hafta basın açıklaması

Yarın cumhuriyet tarihinin en kritik seçimlerinden birine şahit olacağız.

Ancak, mevcut seçim sisteminin 12 eylül darbesinin bir ürünü olduğu gerçeğini atlayarak, yarın üzerinde konuşmak doğru olmaz.

12 eylülün küresel mimarları, darbe sonrası siyasetin kontrol edilebilir olması için %10 barajını ihdas ettiler. Amaç liberal/kapitalist ekonominin uygulayıcığına soyunan sağ geleneği  iktidara taşımak, ancak aynı zamanda da bölünmesini engelleyerek küresel sisteme entegrasyon için gerekli  “istikrar” ortamını sağlamaktı. Sendikalar ve siyasi partiler kapatıldı, toplumsal muhalefet yerle bir edildi ve Özal’ın liderliğinde bir uygulayıcı, sağ seçmene tek aday olarak dayatıldı. 80’li yıllarda ülke bu tek partinin “istikrar” adına ülke kaynaklarını küresel sermayenin hizmetine sunulmasına tanıklık etti. 90’larla birlikte tekrar parçalan sağ oylar, küresel sistemin istikrarını tehdit ettiği için küçük “balans ayarları” yapılarak Akp iktidarının önü açıldı.

Bu arka planı hatırlamaksızın bugünü anlamak mümkün değildir. Ülkenin dindarlarının ve özgürlük talebi olan kesimlerinin oyunu alan akp elbette bu oyunun kurallarına göre meşru bir iktidar olarak devam etti.

Ancak akp’yi iktidarda tutan bu %10 barajı oyununun bundan sonrası için hiç bir iktidar için meşruiyet sağlaması mümkün değildir.

Seçim sonrası ortaya çıkacak meclis  kompozisyonu öncelikli olarak bu adaletsiz seçim sistemini değiştirmelidir.

İkinci olarak iktidarların mutlak ve ezeli olmadığı, emanet olduğu ve el değiştirmesinin de dünyanın sonu olmadığı, özellikle iktidar partisi tarafından unutulmamalıdır.

İktidar ve muhalefet sistemin aynı derecede hayati parçalarıdır. Muhalefetin muhalefet edemediği yada iktidar tarafından şeytanlaştırıldığı bir sistem meşruiyetini yitirir.

Bir iktidarın meşruiyetinin en büyük göstergesi kendi dışında kalanlara muhalefet edenlere karşı takındığı tutumdur.

Muhalefeti  vatan haini, satılmış, dinsiz, ajan gibi aşağılayıcı sıfatlarla damgalayan, üstelikte kendi kitlesine tüm muhalefeti hedef gösteren bir iktidar, halkın ekseriyeti gözünde meşruluğunu yititeceğinin farkında olmalıdır.

İktidara bu kadar ölümüne sarılmak “muhalefete düşersek  yok oluruz” gibi bir manaya gelir ki bu akp’ye destek veren insanlara da hakarettir.

Yarın ki seçim sonunda doğaldır ki kazananlar ve kaybedenler olacaktır. Ancak bu ülkenin sonu anlamına gelmez.

Herkes sonuçlardan kendince bir ders çıkaracak ve yoluna devam edecektir.

Aziz sakarya halkı,

Halkımızın ekonomik sıkıntılara, özgürlükler üzerindeki baskılara ve yolsuzluklara karşı haklı bir öfkesi vardır ve iktidar kim olursa olsun bunlara kulak vermek zorundadır.

Siyaset; iktidar olma sanatı değil, Halkın sorunlarının çözme ve adaleti tesis etme sanatıdır.

İktidarın, kimliğine bakmaksızın tüm insanlar için adaleti tesis etme yolunda kullanılması gereği, öncelikle kendilerine müslüman diyenlerin üzerinde titremesi gereken bir hakikattir.

Bu noktada “Küfür ile abad olunur, zulüm ile abad olunmaz” sözünü öncelikle iktidarların kulağına küpe etmesi gerekmektedir.

Bu yüzden oy tercihlerimizde iktidar sahiplerinin kimliği değil adil olup olmadıkları belirleyici olmalıdır.

Halkımız şunu iyi bellemelidir ki yarın başlarına geçecek krallar için değil, kendilerine hizmet edecek memurlar için oy kullanacaklar.

Bu bilinç içinde, toplumsal barışı zedeleyecek her türlü provokasyona karşı uyanık olmalı, siyasal rekabetin toplumsal ilişkilerimize zedelemesine  izin vermemeliyiz.

Bizler AÖP olarak, iktidar kim olursa olsun, halkın ve Hakk’ın  yanında, zulmün ve adaletsizliğin ve ifsadın karşısında durmaya devam edeceğiz.

 

Seçimlerin ülkemiz ve ümmet için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

 

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu adına  Sakarya Dayanışma Derneği

Bir cevap yazın