Sakarya 491. hafta: İç Güvenlik Paketine Hayır!

2015_0210-sakarya-491-hafts

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu adına 491. hafta açıklamasını Sakarya Dayanışma Derneği’nden Kadir Balçın okudu.

Başkanlık sisteminin ilk gündem maddesi olduğu açıklamada “Toplumda hiçbir karşılığı olmayan bu suni tartışma aslında herkesçe çok iyi bilindiği üzere, tek bir kişinin siyasi kariyerini garanti altına almasına dönük. AKP vekil adayları da kendi kariyerlerinin peşinde tamamen bu hedefe yönelmiş durumda, “başkanlık” sisteminin ne muhteşem bir şey olduğunu pazarlama, ama aslında lidere sadakatlerini ispat etme yarışındalar. Siyasetin tamamen sıfırlanıp tek kriter olarak lidere sadakatin esas alınması, iktidar partisindeki çürümeyi saklanamayacak hale getiriyor.” ifadeleri kullanıldı.

Kıdem Tazminat Fonu’nun da gündem olduğu açıklamada, Kadir Balçın, emeğe ve alın terine karşı yürütülen bu saldırı karşısında grev kararı alan sendikaların hükümet kararı ile engellenmesini eleştirerek, “İş cinayetlerinden, asgari ücret köleliğine, oradan grev hakkına kadar emek üzerine çullanmış politikaları pervasızca uygulayan iktidar, sorunları uzlaşarak değil bastırarak çözme niyetinde olduğunu göstermiş durumdadır” dedi.

Bu hafta genel kurula gelecek olan “İç güvenlik paketi”ne de değinen Balçın, “Eğer bu paket meclisten geçerse, hak talep eden her türlü gösteri, basın açıklaması, yürüyüş gibi eylemler hiçbir savcı kararı olmaksızın mülki amirin idari tasarrufuyla engellenebilecek, dahası sırf bu yüzden, itiraz hakkını kullanan insanlar keyfi olarak 48 saate kadar gözaltına alınabilecek” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin içinde bulunduğu kaosun ve kutuplaşmaların, siyaseten sorumlusunun 12 senelik AKP iktidarı olduğunu söyleyen Balçın, “Ancak onu ne pahasına olursa olsun destekleyen; icraatlara dönük en küçük bir eleştiri getirmediği gibi yapılan her türlü yanlışı da desteklemek için Allah’ın en net hükümlerine bile takla attırma gayretine düşen, İslami camianın âlimleri, ilahiyatçıları, kanaat önderleri, şeyhleri ve üstatları da geldiğimiz tablonun sorumlularındandır” dedi.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu 491. Hafta Basın Açıklaması

Aziz Sakarya halkı, değerli basın mensupları

Ülkenin seçim sath-ı mailine girmesiyle birlikte “başkanlık” meselesi de tekrar geçici süre kaldırıldığı raftan indirildi.

Toplumda hiçbir karşılığı olmayan bu suni tartışma aslında herkesçe çok iyi bilindiği üzere, tek bir kişinin siyasi kariyerini garanti altına almasına dönük.

AKP vekil adayları da kendi kariyerlerinin peşinde tamamen bu hedefe yönelmiş durumda, “başkanlık” sisteminin ne muhteşem bir şey olduğunu pazarlama, ama aslında lidere sadakatlerini ispat etme yarışındalar.

Siyasetin tamamen sıfırlanıp tek kriter olarak lidere sadakatin esas alınması, iktidar partisindeki çürümeyi saklanamayacak hale getiriyor.

Siyaset yapabilmenin, tek bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştırıldığı bir yerde;  insana, topluma, emeğe, adalete ilişkin tek bir anlamlı icraatın ortaya konulamaması bu açıdan garip değil.

Sakarya’nın emekçi insanları,

Hatırlayacağınız üzere, Ekonominin ihracat ayağındaki en kritik sektörü olan metal sanayiinde istihdam edilen, ağır iş koşullarında çalıştırılan on binlerce işçi; asgari ücretin biraz üstünde ücretle çalıştırılmaları yetmiyormuş gibi bir de kıdem tazminatlarına ilişkin yeni düzenlemeye muhatap oldular.

Bilindiği üzere, Kıdem tazminatlarının bir fona aktarılmasını öngören yasasının kabulü durumunda; 30 yıl çalışan bir işçinin şu anda ortalama 100 bin lira kıdem tazminatı alması gerekirken, yasa çıkarılıp kıdem tazminatı fona devredilirse sektörün emekçileri 100 bin değil en fazla 40 bin lira kıdem tazminatı alabilecekler.

Emeğe ve alın terine karşı yürütülen böyle pervasız bir saldırı karşısında grev kararı alan sendikalar ise hükümetin grevin 2 ay ertelemesi kararı ile engellenmiş oldular.

İş cinayetlerinden, asgari ücret köleliğine, oradan grev hakkına kadar emek üzerine çullanmış politikaları pervasızca uygulayan iktidar, sorunları uzlaşarak değil bastırarak çözme niyetinde olduğunu göstermiş durumda.

Geniş halk kitlelerinin gittikçe yükselen öfkesini ertelemelerle, manipülasyonlarla savuşturmaya çalışan iktidar bunun sonsuza kadar mümkün olamayacağının da farkında.

Bu sebeple mecliste komisyondan geçen ve bu hafta genel kurula gelecek olan “iç güvenlik paketi” ile yapılmaya çalışılan şey de; hızla kitleselleşen hoşnutsuzluğu polisiye tedbirlerle, hukuku dahi by pass etmeyi göze alan bir cüretle bastırabilmek için “yasal” dayanak elde etmektir.

Eğer bu paket meclisten geçerse, hak talep eden her türlü gösteri, basın açıklaması, yürüyüş gibi eylemler hiçbir savcı kararı olmaksızın mülki amirin idari tasarrufuyla engellenebilecek, dahası sırf bu yüzden, itiraz hakkını kullanan insanlar keyfi olarak 48 saate kadar gözaltına alınabilecek.

Ancak yanıldıkları bir şey var;

Hukuk’un kendisinin öldürüldüğü bir zeminde yasa maddeleri üzerinden meşruiyet elde etme çabası sadece günü kurtarmaya yetebilecektir.

Gelinen aşamada, gerek toplumumu oluşturan farklı kesimler arasında yeniden ortaya çıkma emareleri gösteren laik- dindar kutuplaşmasının keskinleşmesi tehlikesi, gerek hukuka güvenin hızla tükenmesinin yol açtığı meşruiyet krizi ve gerekse ekonominin yapısal kırılganlığının yarattığı endişe, günü kurtarmaya dönük hamlelerle giderilebilecek olmaktan çoktan çıkmış durumdadır.

Bu kaosun siyaseten sorumlusu 12 senelik AKP iktidarıdır.

Ancak onu ne pahasına olursa olsun destekleyen; icraatlara dönük en küçük bir eleştiri getirmediği gibi yapılan her türlü yanlışı da desteklemek için Allah’ın en net hükümlerine bile takla attırma gayretine düşen, İslami camianın âlimleri, ilahiyatçıları, kanaat önderleri, şeyhleri ve üstatları da geldiğimiz tablonun sorumlularındandır.

İçinde yaşadıkları topluma; İyiliğe, adalete, emanete ahlaka ilişkin örneklik edemeyenlerin bu gün devletin bankası Halk bank ile cemaatin bankası olan Asya Finans’ı; yani kapitalist kuşatmanın kaleleri olan bankaları birbirlerine karşı gayret-i diniye ile savunmaları ise ibret arayana yeter.

Halkın yanında halk için siyaset üretemeyenlerin; kendi meşrebi, cemaati, iktidarı dışında adalet, sadakat, liyakat tanımayanların ne halk nezdinde ne Hakk nezdinde felaha ulaşması mümkün değildir.

Önümüzdeki hafta aynı gün ve saatte buluşmak ümidiyle…

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu adına Sakarya Dayanışma Derneği

 

Bir cevap yazın