Sakarya 482. hafta: Batı’dan Bağımsız Bir Türkiye’yi İnşa Etmeliyiz

2014_1206_sakarya-482-01

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 482. hafta basın açıklamasında Türkiye’nin komşu ülkelerle sorunlarını çözerek, ABD öncülüğündeki Batı Bloku’ndan bağımsız bir siyaset geliştirmesi gerektiğini söyledi

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu’nun 482. hafta basın açıklamasını Diriliş Saati Dergisi’nden Muhammed Emin Duman okudu. Türkiye ile Rusya arasındaki görüşmelerin değerlendirmesiyle başlayan açıklamada Duman, “Türkiye’nin bağımsız dış politika izlemesi halinde farklı seçeneklerin her zaman söz konusu olabileceğini, dünyada Amerika ve batılı müttefiklerini tek güç merkezi olarak gören kompleksli yaklaşımdan uzak durulması gerektiğini bu meydanda sürekli ifade ettik. İktidarın 2010 yılına kadar sürdürmeye çalıştığı “komşularla sıfır sorun” merkezli dış politikanın doğruluğunu hep tekrarladık. Putin’in son ziyaretinin bu bağlamda yeni bir adım oluşturmasını temenni ediyoruz. Bu ziyaretin Amerika ve Avrupa’yı rahatsız etmesini anlamlı buluyoruz. Türkiye’nin sanal bir tehdit algılaması ile NATO’ya dahil olduğu tarihten bu yana iç ve dış tüm politikalarımız üzerinde Batı blokunun belirleyiciliğini gözden geçirme zamanı geldi geçiyor… Türkiye, Amerikan emperyalizminin vurucu gücü olarak kullanılan NATO’dan ayrılmalıdır. Türkiye’nin Batı bloku ile olan ilişkileri ise karşılıklı saygı ve adalet merkezli olarak sürdürülmelidir.” dedi.

19. Milli Eğitim Şurası’nda gündeme gelen din kültürü dersleri tartışmasının da değerlendirildiği basın açıklamasında Muhammed Emin Duman, “Türkiye’nin laik elitleri İslam dini ve dindar kesimle ilgili değerlendirmelerinde sürekli hata yapmaya devam ediyorlar. İslam’ı ya Ortaçağ Hıristiyan dogmatizmi, ya Amerikancı/Ilımlı İslam ya da IŞİD gibi şiddet örgütleri üzerinden anlama/yorumlama gibi bir yanlışı ısrarla sürdürüyorlar… Özellikle CHP çatısı altında kümelenen bu zihniyet acilen kendi özeleştirisini yapmalıdır. Bu ülkenin çocuklarının dinlerini öğrenmelerinin aydınlık bir geleceğin önünü açacağını unutmamaları gerekiyor. Sürekli din istismarı üzerinden gerçekleştirdikleri muhalif söylem ve tutum, ilgili kesimlerin çoğunluğu oluşturan dindar halk nezdinde mahkum olmaları sonucunu doğuruyor. Bu durum, dindar-laik çatışmasını körüklediği gibi yanlış din algısının gelenek haline gelmesinin önünü açıyor.” dedi.

Din kültürü derslerinin, kapitalist hayat kültürünün yaygınlaştığı gerçeğinin üstünü örtmemesi gerektiğine dikkat çekilen açıklama şu ifadelerle son buldu: “Kapitalist yaşam biçiminin, modernitenin kutsandığı veya normalleştirildiği bir ortamda şekilsel reformlarla değişim oluşturamazsınız. Öncelikle kapitalist tüketim anlayışına dur diyecek tedbirler alınmalı, saraylar/konaklar yaptırmaktan vazgeçilmeli, emeğin ve kaynakların sömürülmesi engellenmeli, adil bir gelir bölüşümü sağlanmalı, Allah’ın haram kıldığı tüm davranış biçimleri fesad olgusu üzerinden reddedilmeli; sonra arzu edilen toplumsal dönüşüm için yapısal reformlar hayata geçirilmelidir. Aksi takdirde kapitalist- muhafazakar olarak tanımlanabilecek ucube bir nesilden başkasını yetiştiremezsiniz. Kapitalist ahlak Müslüman şahsiyetin ahlakı olamaz. Kapitalist ahlak ile dindarlık asla yan yana gelemez. Dolayısıyla kapitalist ahlak anlayışı ile hesaplaşmadan, kapitalist paradigmayı kökten reddetmeden şekilsel reformlarla Müslüman bir nesil inşa edemezsiniz.”

2014_1206_sakarya-482-03

482. Hafta Basın Açıklaması

BAĞIMSIZ TÜRKİYE’Yİ İNŞA ETMELİYİZ!

Türkiye, Rusya Devlet Başkanı Putin’i ağırladı. Ukrayna krizi nedeniyle Amerika ve Avrupa’nın ambargosu ile karşı karşıya olan Rusya ve Türkiye arasında ekonomi ağırlıklı önemli müzakereler gerçekleşti.

Türkiye’nin bağımsız dış politika izlemesi halinde farklı seçeneklerin her zaman söz konusu olabileceğini, dünyada Amerika ve batılı müttefiklerini tek güç merkezi olarak gören kompleksli yaklaşımdan uzak durulması gerektiğini bu meydanda sürekli ifade ettik. İktidarın 2010 yılına kadar sürdürmeye çalıştığı “komşularla sıfır sorun” merkezli dış politikanın doğruluğunu hep tekrarladık.

Putin’in son ziyaretinin bu bağlamda yeni bir adım oluşturmasını temenni ediyoruz. Bu ziyaretin Amerika ve Avrupa’yı rahatsız etmesini anlamlı buluyoruz. Türkiye’nin sanal bir tehdit algılaması ile NATO’ya dahil olduğu tarihten bu yana iç ve dış tüm politikalarımız üzerinde Batı blokunun belirleyiciliğini gözden geçirme zamanı geldi geçiyor… Türkiye, Amerikan emperyalizminin vurucu gücü olarak kullanılan NATO’dan ayrılmalıdır. Amerika’nın NATO eliyle gerçekleştirdiği katliamlara, işgallere ortak olmamak adına NATO’ya hayır demeliyiz. Türkiye’nin Batı bloku ile olan ilişkileri karşılıklı saygı ve adalet merkezli olarak sürdürülmelidir. Batı eksenli küresel hegemonya kesinlikle reddedilmelidir.

Bu vesile ile iktidarın 2010 yılı sonrası dış politikasını özeleştiriye tabii tutarak yeniden dizayn etmesini umut ediyoruz. Suriye başta olmak üzere Irak’ta, Lübnan’da, Libya’da ortaya konulan dış politika hatalarından dönüş bir erdem olarak görülmelidir.

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) militanlarını Türkiye’de eğitme projesi gibi ucube tercihler Türkiye’nin geleceğini karartıyor. Suriye’de halkın iradesine dayanan siyasi çözümün tek yol olduğu net bir şekilde fark edilmeli ve bu çözüme hizmet edecek barışçıl teşebbüsler desteklenmelidir. Suriye’de çatışmanın değil barışın dili hakim olmalıdır. Suriye’deki tüm tarafların dahil edildiği bir barış için önyargılar bertaraf edilmeli, bütün imkanlar/seçenekler değerlendirilmelidir.

2014_1206_sakarya-482-02

İlkokullara din derslerinin mecburi olarak konulması üzerinden yürüyen tartışma Türkiye’nin geçen haftaki gündemine oturdu.

Türkiye’nin laik elitleri İslam dini ve dindar kesimle ilgili değerlendirmelerinde sürekli hata yapmaya devam ediyorlar. İslam’ı ya Ortaçağ Hıristiyan dogmatizmi, ya Amerikancı/Ilımlı İslam ya da IŞİD gibi şiddet örgütleri üzerinden anlama/yorumlama gibi bir yanlışı ısrarla sürdürüyorlar. Kur’an ve sahih sünnetin ortaya koyduğu, tevhid-adalet-özgürlük eksenine oturmuş gerçek İslam’ı anlamak için gayret sarfetmiyorlar. Buna bağlı olarak da din adına söylenen ve yapılan her şeye içeriğine bakmadan karşı çıkıyorlar.

Özellikle CHP çatısı altında kümelenen bu zihniyet acilen kendi özeleştirisini yapmalıdır. Bu ülkenin çocuklarının dinlerini öğrenmelerinin aydınlık bir geleceğin önünü açacağını unutmamaları gerekiyor. Sürekli din istismarı üzerinden gerçekleştirdikleri muhalif söylem ve tutum, ilgili kesimlerin çoğunluğu oluşturan dindar halk nezdinde mahkum olmaları sonucunu doğuruyor. Bu durum, dindar-laik çatışmasını körüklediği gibi yanlış din algısının gelenek haline gelmesinin önünü açıyor.

Din derslerinin ilkokullarda mecburi kılınması hususunda iktidara da söyleyeceklerimiz var. Kapitalist yaşam biçiminin, modernitenin kutsandığı veya normalleştirildiği bir ortamda şekilsel reformlarla değişim oluşturamazsınız. Öncelikle kapitalist tüketim anlayışına dur diyecek tedbirler alınmalı, saraylar/konaklar yaptırmaktan vazgeçilmeli, emeğin ve kaynakların sömürülmesi engellenmeli, adil bir gelir bölüşümü sağlanmalı, Allah’ın haram kıldığı tüm davranış biçimleri fesad olgusu üzerinden reddedilmeli; sonra arzu edilen toplumsal dönüşüm için yapısal reformlar hayata geçirilmelidir. Aksi takdirde kapitalist- muhafazakar olarak tanımlanabilecek ucube bir nesilden başkasını yetiştiremezsiniz. Kapitalist ahlak Müslüman şahsiyetin ahlakı olamaz. Kapitalist ahlak ile dindarlık asla yan yana gelemez. Dolayısıyla kapitalist ahlak anlayışı ile hesaplaşmadan, kapitalist paradigmayı kökten reddetmeden şekilsel reformlarla Müslüman bir nesil inşa edemezsiniz.

Dindar kesimin öncülerinin ve iktidar mensuplarının ahlaki kokuşmuşluğu giderecek tedbirler almayı temel strateji edinmediği, iktidar nimetlerinden faydalanmanın sarhoşluğunun yaşandığı mevcut sürecin kökten yargılanması gerektiği kanaatindeyiz.

  Adalet ve Özgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

Bir cevap yazın