Sakarya, 478. Haftada Mescid-i Aksa İçin Meydandaydı

Sakarya’da faaliyet gösteren İslamî vakıf ve derneklerin çatı kuruluşu olan Sadakat (Sakarya Dayanışma ve Kardeşlik Topluluğu) tarafından organize edilen Mescid-i Aksa’yla dayanışma eylemi, yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

Sadakat adına Serdar Duman’ın okuduğu basın açıklamasında, Siyonistlerin şu anki hedefinin Kudüs’ü Müslümanlardan arındırarak tamamen Yahudileştirmek ve Mescid-i Aksa’yı yıkarak yerine Süleyman Mabedi’ni inşa etmek olduğu vurgulandı.

“Siyonizm, sadece Filistinli Müslümanların değil, tüm Müslümanların hatta tüm insanlığın sorunudur” denilen açıklamada, Türkiye’de 90’lı yıllarda işlenen fail-i meçhul cinayetlerden Lübnan’daki Refik Hariri’nin cinayetine; Sudan’ın kuzey ve güney olarak bölünmesinde oynanan aktif rolden Ortadoğu coğrafyasındaki birçok provokatif eyleme kadar hepsinin altından Siyonistlerin çıktığını söylemenin asla abartılı olmayacağı ifade edildi.

Kudüs’te üçüncü intifadanın ayak seslerinin duyulduğunu söyleyen Duman, geçtiğimiz çarşamba günü Kudüs’te gerçekleştirilen ve Siyonist rejimin bir subayı ile bir polisinin ölümüyle sonuçlanan şehadet eyleminin de Kudüs Müslümanlarının kararlılığının bir göstergesi olduğunu belirterek, Kudüs direnişini selamladı.

“İslam coğrafyasındaki çatışmaların yegâne galibi Amerika ve İsrail’dir. Artık enerjimizi birbirimize karşı değil, Siyonist İsrail’e ve emperyalist Amerika’ya karşı kullanmalıyız” denilen açıklamada, hükümete de Siyonist İsrail’i kınamanın yetmediği; İsrail ile tüm diplomatik, askeri, ekonomik ilişkilerin bir an önce kesilmesi gerektiği hatırlatıldı.

Açıklamanın sonunda ümmetin en can alıcı sorununun Filistin sorunu olduğu ve bu sorunun ancak ümmet bilincini kuşanarak aşılabileceği dile getirilerek, “Bunun için de tüm mezhebi ve etnik tefrikaya karşı durarak ısrarla ümmetin vahdetini savunmak durumundayız. Siyonist İsrail’in ulusal ve uluslararası firmalarını boykot çağrımızı yineliyoruz. Sıcak süreçlerde artan boykot hassasiyetimizi tüm zamanlara şamil kılmalıyız” ifadelerine yer verildi.

Açıklamanın esnasında “Katil İsrail”, “Oluk oluk kan aksa kurtulacak el-Aksa”, “Direne direne kazanacağız”, “Hamas’a selam direnişe devam” sloganları ve tekbirler getirildi. Eylem, İsrail bayrağının yakılmasıyla son buldu.

Açıklamanın tam metni:

KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA MUTLAKA ÖZGÜRLEŞECEKTİR!

Geçtiğimiz Çarşamba günü Siyonist askerler Mescid-i Aksa’nın içerisine girip plastik mermi, ses ve gaz bombaları ile camideki Filistinlilere saldırarak 30 kişiyi yaraladılar, caminin mihrabını ve tüm müştemilatını tahrip ettiler, Kur-an’ı Kerimleri yerlere attılar.

Bir süredir Mescid-i Aksa’ya dönük provokasyonların artarak devam ettiğinin haberlerini alıyorduk. Özellikle son bir haftadır Yahudi fanatikler ve Siyonist güvenlik güçleri Müslümanları mescide sokmamak, taciz etmek ve mescide girmeye çalışmak gibi bir dizi eylemi gerçekleştirdiler.

Siyonistlerin şu anki hedefinin Kudüs’ü Müslümanlardan arındırarak tamamen Yahudileştirmek ve Mescid-i Aksa’yı yıkarak yerine Süleyman Mabedi’ni inşa etmek olduğunu biliyoruz. Bu hedef, onların nihai hedeflerinin bir parçasını oluşturuyor. Nil’den Fırat’a kadar uzanan arz-ı mev’ud’u oluşturan toprakları ele geçirmek ve sonrasında bir dünya hükümranlığı oluşturmak Siyonistlerin nihai hedefidir.

Siyonizm, sadece Filistinli Müslümanların değil, tüm Müslümanların hatta tüm insanlığın sorunudur. Türkiye’de 90’lı yıllarda işlenen ve önemli yazar/bilim adamlarının katledildiği fail-i meçhul cinayetlerden Lübnan’daki önemli siyaset adamı Refik Hariri’nin katledildiği fail-i meçhul cinayete; Sudan’ın kuzey ve güney olarak bölünmesinde oynanan aktif rolden Ortadoğu coğrafyasındaki birçok provokatif eyleme kadar hepsinin altından Siyonistlerin çıktığını söylemek asla abartılı değildir. Dolayısıyla son saldırı da sadece Filistinli Müslümanları değil, tüm dünya Müslümanlarını hedef almıştır.

Siyonist işgal rejiminin 1967 Savaşı’ndan bu yana 47 yıldır yapamadığını yaparak kutsalımız olan Mescid-i Aksa’nın içine kadar girip Müslümanlara saldırması ve mescidi tahrip etmesi tüm dünya Müslümanlarına yöneltilen bir hakarettir.

İşgal bölgelerindeki Müslümanlar Siyonistlere tüm güçleri ile, kanları ve canları pahasına direniyorlar. Geçtiğimiz Temmuz ve Ağustos aylarında Gazze direnişinin Siyonistlere nasıl geri adım attırdığını hep birlikte müşahede ettik. Çarşamba gününden itibaren de Kudüs Müslümanlarının şanlı direnişine şahit oluyoruz. Kudüs’te üçüncü intifadanın ayak seslerini duyuyoruz.

Çarşamba günü Kudüs’te gerçekleştirilen ve Siyonist rejimin bir subayı ile bir polisinin ölümüyle sonuçlanan şehadet eylemi de Kudüs Müslümanlarının kararlılığının bir göstergesidir.

Kudüs direnişi ile iftihar ediyoruz ve direnişi selamlıyoruz.

İsrail Parlamentosu’ndaki az sayıdaki Arap milletvekillerinden birisinin bir Türk Televizyonu’na verdiği röportajda söyledikleri bizler için ders niteliğinde… Şöyle söylüyor: “Dünyanın gözü ve dikkati Irak ve Suriye’deki Müslümanlar arasındaki çatışmalara çevrilmişken, Siyonist rejim Kudüs ve Mescid-i Aksa ile ilgili hedeflerini bir oldubitti şeklinde gerçekleştirmeye çalışıyor”. Bu ifadeler İslam coğrafyasının içinde bulunduğu açmazı tanımlıyor. İslam coğrafyasında Müslümanlar arasındaki çatışmaların durdurularak barışın hâkim olmasını sağlamak ümmetin öncelikli sorumluluğudur.

İslam coğrafyasındaki çatışmaların yegâne galibi Amerika ve İsrail’dir. Artık enerjimizi birbirimize karşı değil, Siyonist İsrail’e ve emperyalist Amerika’ya karşı kullanmalıyız. Aksi takdirde hatalarımızdan istifade edenlerin, fırsatları değerlendirenlerin bir gün Kudüs ve Mescid-i Aksa ile ilgili kirli emellerine ulaşma şansını yakalayabileceklerini unutmamalıyız.

Buradan hükümete de sesleniyoruz: Siyonist İsrail’i kınamak yetmiyor. Ortaya pratik koymak gerekiyor. İsrail ile tüm diplomatik, askeri, ekonomik ilişkilerimizi kesmeliyiz. İslam coğrafyasında Amerika ve İsrail’in desteklediği, Suudi Arabistan ve Körfez emirliklerinin payanda olduğu tüm projelere karşı durmalıyız. Hükümet sadece söylem bazındaki çıkışların etkili olmadığını artık görmek zorundadır. Siyonist rejime karşı on binlerce kilometre öteden Venezuela’nın, Şili’nin gösterdiği tavrı gösteremezsek hangi hassasiyetlerimizden söz edebiliriz ki?

Müslüman halkımızı da Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin sorunu konusunda hassasiyetlerini arttırmaya ve bu sorunu merkeze yerleştirmeye davet ediyoruz. Ümmetin en can alıcı sorunu Filistin sorunudur ve bu sorun ancak ümmet bilincini kuşanarak aşılabilir. Bunun için de tüm mezhebi ve etnik tefrikaya karşı durarak ısrarla ümmetin vahdetini savunmak durumundayız. Siyonist İsrail’in ulusal ve uluslararası firmalarını boykot çağrımızı yineliyoruz. Sıcak süreçlerde artan boykot hassasiyetimizi tüm zamanlara şamil kılmalıyız.

Rabbimizin bizleri özgür Kudüs’te, özgür Mescidi- Aksa’da buluşturmasını niyaz ediyoruz!

Rabbimizden müstekbirleri, zalimleri kahretmesini, onların tuzaklarından bizleri emin kılmasını niyaz ediyoruz!

Rabbimizden bizleri öncüler kılmasını, küresel zalimleri bizlerin elleriyle devirmesini niyaz ediyoruz!

Rabbimize Kudüs özgürleşip İsrail uru Ortadoğu’dan silininceye kadar mücadelemize devam edeceğimize söz veriyoruz.

    Sadakat (Sakarya Dayanışma ve Kardeşlik Topluluğu)

 

Bir cevap yazın