Öze Dönüş Platformu: Kardeş kavgasının kazananı yoktur!

2014_0512_oze-donus-platformu

Öze Dönüş Platformu, Kobani Protestoları ile başlayan şiddet olaylarını ve faili meçhul cinayetleri kınadı.

Basın Açıklamasının Tam Metni

Bimillahirahmanirahim

IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacı ile HDP eş başkanlarının halkı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olan protestoculara destek olmaya çağırmasının ardından başta Kürdistan’da olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde başlayan gösteriler, Kürt halkının mütedeyyin kesimini hedef alan saldırılara dönmüş, bu saldırılar sonucu birçok şehirde başta sivil toplum kuruluşları, partiler, kamu kurumları, vatandaşlara ait işyerleri ve arabaları olmak üzere her yer ateşe verilerek tam bir yıkım ve kaos ortamı oluşturulmuştur. IŞİD bahanesi ile özelikle İslami kimlikli kurum ve şahıslara yönelik saldırılar sonucu birçok kişi vahşice katledilerek şehirler savaş alanına dönmüş, çok sayıda masum insan hayatını kaybetmiştir. Son olarak Bingöl’ün Karlıova ilçesinde bir Hüda Par üyesinin IŞİD’çi olduğu bahanesi ile katledilmesi birilerinin Kürdistan’ı kaos ortamına sürüklemek istediğini göstermektedir.

Hiç şüphesiz Kobanî halkına yönelen İŞİD saldırıları gayrimeşru ve haksız saldırılardır. Yüz binlerce insanın en temel haklarını ihlal eden bu saldırıları protesto etmek Kürt halkının en temel hakkıdır. Ancak protesto eylemlerinin başka insanların hak ve özgürlüklerini ihlal etmesi, şiddete dönüşmesi, toplumu kutuplaştırarak, ayrıştıran bir kimliğe bürünmesi; protestoların hem farklı bir amaca hizmet etmesine sebep olmuş hem de meşruluğunu sorgular hale getirmiştir. Zalimi protesto etmek, zulme karşı çıkmak, bireylerin en doğal hakkıdır. Fakat zulmü protesto ederken geride bir enkaz bırakarak zalimleşmek, yeni fitnelere davetiye çıkarmak, kardeş kavgasını körüklemek, Kürt halkı arasında yeni bırakujilerin oluşmasına zemin hazırlayacak tavırların içine girmek, Kürt halkının yararına bir duruş olmadığı gibi kabul edilebilir bir durum da değildir. Bu durum sadece Kürt halkının düşmanlarını sevindirir dostlarını da üzer. Geçmişte yaşanan olaylar da bize göstermiştir ki kardeş kavgasının kazananı yoktur, tek bir kazananı vardır o da Kürd halkının temel özgürlüklerini gasp eden güçlerdir.

Yüzlerce mağaza, market, kuyumcu ve bankanın yakılarak yağmalanmasını, yolların ve arabaların ateşe verilmesini, masum insanların vahşice katledilmesini sıradan bir olay ve protesto gösterisi olarak göstermek de başlı başına trajedidir. Kendilerinden olmayan insanlara karşı kışkırtıcı söylem ve tutumlarıyla gençleri sokağa dökenler, bölgeyi yangın yerine çevirenler ve masum insanların katledilmesine zemin hazırlayanlar sadece farklı kimliklerden insanlar ve kesimler için değil, aynı zamanda kendileri için de bölgeyi yaşanmaz hale getirdiklerini artık idrak etmelidir. Kontrol edemediğin bir gençliği sokağa çağırarak Kürt halkı arasında uzun yıllar sürecek kin ve düşmanlığın temellerini atmak ve Kürtler arasında meydana gelecek olaylara sebep olmak büyük bir vebal ve sorumluluktur. Şu da bilinmelidir ki kontrol edemediğin güç senin gücün değildir. Olayların seyri izlendiğinde de derin devletin olayların birçok noktasında belirleyici güç olduğu anlaşılacaktır.

Kobane’de yaşanan insanlık dışı tablonun doğrudan ya da dolaylı bir şekilde müsebbibi olmayan kişilere, sivil toplum örgütlerine ve siyasi partilere yönelik kör bir şiddete dönüşmesinin, yaşanan acıları hafifletmeyeceği, bilakis yeni acılara ve krizlere yol açabileceği unutulmamalıdır. Doksanlarda meydana gelen ve Kürt halkına büyük acılar ve travmalar yaşatan olayların tekrarlanması halkımıza büyük felaketler yaşatacaktır.

Medyaya sorumsuzca beyanlarda bulunanlar, Diyarbakır’da 400 IŞİD bağlantılı dernek var gibi tamamı ile asparagas haber ve yorumlarda bulunanlar; meydana gelen üzücü olayları kınayarak toplumdan ve mağdurlardan özür dilememiştir.

Sakallı veya tesettürlü oldukları için tüm İslami kesimi IŞİD’çi göstermek veya böylesi bir algı oluşturarak bu algı üzerinden İslami kesimi köşeye sıkıştırmaya çalışmak, halkımıza yapılabilecek en büyük zulüm ve ihanettir. IŞİD bahanesiyle Müslümanları düşman olarak göstermek, İslami kimliğe saldırmak, halkımızı bir felakete doğru sürüklemekten başka bir şey değildir. Kürdistan’daki tüm güçler artık İslami kimliğin Kürdistan’ın asli kimliği ve tek ortak paydası olduğu gerçeğiyle yüzleşmek ve bunu kabul etmek zorundadır.

Masum sivillere yönelik, göstericilerden ya da polisten kaynaklanan ihmal ve hak ihlallerini önlemeyen devlet de yaşanan vahşice cana ve mala yönelik ihlallerin sorumlusudur. Bu sorumluların yargı ve toplum önünde açık bir yüzleşmeyle hesap vermesi zaruridir. Tüm bu olaylar ciddi bir kaosun habercisi iken, Emniyet güçlerinin ve hükümetin tüm bu yaşananlara ilgisiz kalması düşündürücüdür. Geçmişte yaşanan ve hala hafızalarda canlı olan devlet destekli kışkırtma ve yönlendirmeler toplumun hafızasından silinmiş değildir. Eğer devlet bu olayları yeterince araştırmaz ve üzerine gitmez ise bu olayların devletin bilgisi dâhilinde gerçekleştiği şüphesini güçlendirecektir.

Kürdistan’da farklı fikirlere, inançlara, ideolojilere mensup birçok parti, hareket ve siyasi görüşten kurum ve kuruluş vardır. Kürdistan halkının çıkarı ve Kürdistan’da barış ortamının oluşması her farklı fikir ve düşüncenin hoşgörü ile kabul edilmesi ve farklılıklara tahammülü ile gerçekleşecektir. Silahı ve gücü elinde bulunduranların kendileri dışındaki güçlere yaşam hakkı tanımaması ya da bu güçleri baskı altına alarak Kürdistan’da alan hakimiyetini pekiştirmek istemesi veya rakip olarak görülen yapıları ezmeye ve sindirmeye çalışması kabul edilebilecek bir durum değildir.

Öze Dönüş Platformu olarak öncelikle olaylar nedeniyle vefat edenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılara şifa diliyoruz. Olaylarda şiddete başvuran, cana ve mala kasteden kişileri şiddetle kınıyoruz. Öldürülenler ile ilgili adil, etkin ve hızlı bir soruşturmanın derhal yapılarak faillerin yargı önüne çıkarılmasını talep ediyoruz.

ÖZE DÖNÜŞ PLATFORMU

Bir cevap yazın