AHUD: Barışı erteleme şansımız yoktur!

2014_1013-kobane-sinir

Aksiyoner Hukukçular Derneği, bölge genelinde ve Kobani özelinde yaşanan sorunlar ile bunun beraberinde getirdiği çatışma ortamına ilişkin bir basın açıklaması yaptı

Ortadoğu coğrafyasını özellikle son yüzyılda egemen güçler rantlarına hizmet edecek şekilde dizayn etmişlerdir. Egemen güçlerin bu dizayn şekliyle birlikte bölge halklarına uygun gördükleri siyasal sistemde; eşitlik, adalet ve özgürlükten yoksun farklı isimlerle adlandırılmış çağ dışı ve ilkel sitemler olmuştur. Antidemokratik ve insani değerlerden yoksun bu sistemlerin bölge haklarına ürettiği ne acıdır ki savaş, göz yaşı, göç, kıyım, soykırım ve yoksulluk olmuştur.

Ülkemizde de antidemokratik uygulamalar, inkar ve asimilasyon politikalar  neticesinde ortaya çıkmış olan Kürt meselesi ve bu mesele neticesinde son otuz yılda devam edegelen düşük yoğunluklu savaş, siyasetçilerin takip ettiği günü birlik politikalardan dolayı meselenin çözümü ve şiddet ortamının izalesi güvenlik bürokrasisine havale edilmiştir. Siyasetçilerin bu tutumu ve şiddet ortamının devamı ülke ekonomisine ve bilhassa ülke insanına çok ciddi kayıplar yaşatmıştır.

2013 yılından beri siyasetçilerin eski alışkanlıkları terk ederek başlatmış olduğu barış süreci yavaş işliyor olsa da Türkiye toplumundan çok büyük bir destek alabilmiştir. Siyasal, ekonomik ve insani olarak telafisi mümkün olmayan kayıpların yaşanmasına sebep olmuş bu meselenin sivil siyaset tarafından müzakere yoluyla çözümleniyor olması egemen güçlerin Ortadoğu politikalarını olumsuz etkileyeceği açıktır. Egemen güçlerce son model ve ağır silahlarla desteklenen bu terör örgütünün, farklı etnik ve dini gruplara karşı vahşet içeren eylemler icra ederken egemen güçlerden ve uluslararası toplumdan olumsuz bir tepki almamış olması, bu örgütü daha da cesaretlendirmiş ve vahşet içeren eylemlerini artırmıştır.

Kısa adı IŞİD olan bu terör örgütünün bölge halkını yerlerinden/yurtlarından etmesi karşısında uluslar arası toplumdan bir tepki gelmemiştir. Bu hususta maalesef Türkiye toplumundan da ciddi bir tepki gelmemiştir. Son olarak IŞİD’in ağır silahlarla ekseriyeti Kürt olan, ancak Arap, Çerkez, Süryani halklarından meydana gelen Kobani kantonuna saldırması ve bu saldırı karşısında Türkiye devleti başta olmak üzere uluslararası güçlerin gerekli ve etkili tepkiyi vermemiş olması kabul edilemezdir. Türkiye’nin bu tutumu insanların yanı başında akrabalarına yönelik başlatılmış olan bu vahşet saldırısına ve toplu katliamlara karşı Kobani’deki direnişe destek amacıyla başlattıkları eylemlerin daha sonra şiddete ve bu şiddetin iki farklı yapı arasında cereyan etmesini doğurmuştur. Bu durum da yaşam hakkı ihlallerini sonuç vermiştir.

Dünyadaki sorunlar ve uygulamalar göstermektedir ki şiddet ve silahlı mücadele bugüne kadar hiçbir siyasi sorunu çöz(e)memiştir. Antidemokratik uygulamalar, ret, inkar ve asimilasyon politikaların bir neticesi olarak vücud bulmuş olan Kürt meselesi ve bu meselenin doğurduğu düşük yoğunluklu savaşın bitmesi ve Kürlerin tabii haklarına kavuşması için sivil siyaset tarafından toplumun desteği ile başlatılmış bulunan barış ve müzakere süreci egemen güçlerinin politikalarına kurban edilmemelidir. Dünyadaki örnek ve uygulamalar barış süreçlerinin çetin ve her türlü provakasyona açık olduğunu bizlere göstermiştir. Taraflar bu süreçte karşılıklı güven ilkesine dayanarak barışı hızlandırıcı pratikler geliştirmeli, var olan karşılıklı güvensizlik psikolojisinden uzaklaş(tırıl)malıdırlar.

İnsanların barışa hasret olduğu bir dönemde müzakereci taraflar olabildiğince provakasyonlara karşı dikkatli ve tedbirli olmalıdırlar. Özellikle HDP ve HÜDAPAR taraftarlarının geçmişteki kirli ve karanlık olaylardan ders alarak fikirsel mücadelelerini şiddet ortamından uzak sivil siyaset yoluyla yapmaları toplumsal kutuplaşmayı engellemesi açısından önemlidir.

Devlet, sokak eylemlerine karşı hukuk sınırları içerisinde, orantılı müdahalede bulunması gerekirken; zaman zaman şiddeti izlemiş, zaman zaman da orantısız güç kullanmıştır. Demokratik hukuk devletinde sokak eylemlerini önlemenin yolunun özgürlükleri kısıtlayarak sokağa çıkma yasağı ilan etmekten geçmediğini, toplumun taleplerine kulak vermekten geçtiğini hatırlatmak isteriz.

Türkiye cumhuriyeti devletinin yetkililerini Kobani halkının maruz bırakıldığı bu katliama karşı duyarlı olmaya ve tüm ilgili kesimleri sokak şiddeti nedeni ortaya çıkmış hukuk dışı uygulamaların sonlandırması hususunda sağduyulu olmaya davet ediyoruz. Barışı erteleme gibi bir şansımızın olmadığını kamuoyuna ve taraflara hatırlatmak istiyoruz.

Aksiyoner Hukukçular Derneği

Bir cevap yazın