IŞİD, Irak ve bölge dengelerini nasıl değiştirdi?

2014_0630_isid

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’nin Irak’ta beklenmedik bir hızla ilerlemesi ülkeyi alt üst etti ve yalnızca Irak değil, bölgesel ve uluslararası güçler için de bölgede dengeleri bozan zorlukları da beraberinde getirdi.

Sahadaki hareketler, başkent Bağdat’ı ve diğer bölgeleri mezhepsel çatışmaların yaşandığı bir kan gölüne, Irak’ı da paramparça olmuş bir ülkeye dönüştürebilir.
Güç durumda kalan Başbakan Nuri Maliki’nin askeri seçenekleri öne sürmesi ve üçüncü dönem için iktidarda kalmakta ısrarcı olması, siyasi çözüm çabalarını büyük ölçüde yavaşlatır ve çatışmaların da şiddetlenmesi riskini doğurur.

Suriye hava kuvvetlerinin Irak sınırı yakınlarındaki IŞİD mevzilerini bombaladığı haberlerinin doğrulanması, her iki ülkede çatışmalara neden olan kargaşaya işaret ediyor ve herkesi eski varsayımları tekrar düşünmeye zorluyor.

* * *

Yaklaşık 40 milyar dolarlık Irak ordusunun çöküşünde Başbakan Maliki’nin siyasi rakiplerinin bir rolü olsun ya da olmasın, IŞİD artık, Şii hâkimiyetindeki iktidarda kendilerini marjinalleştirilmiş ve mağdur olarak gören Sünniler arasında, içinden çıkılamayacak kadar birbirine girmiş bir sorun haline geldi.

Ayaklanma ve çatışmaların sonucunda, ülkede Sünni nüfusun yoğun yaşadığı başlıca bölgeler hükümet kontrolünden çıktı.

Kaybedilen toprakların yeniden ele geçirilmesi ihtimali çok zayıf. Ele geçirilse bile, ordu bölgede ezici olabilir ve dumanı tüten enkazın üzerine devletin bayrağını dikmek uğruna, Sünni nüfusu yerinden edebilir.

Çoğu Iraklı siyasetçi, Sünnilerin kendi bölgelerini ele geçirdikleri gerçeğini kanıksıyor ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyor.

Barham Salih, “1991, Kürt varlığının doğuşunu, 2003 Şii hâkimiyetinin yerleşmesini, 2014 Sünni bölgelerinde şiddetin doğuşunu gördü” dedi.

Bağdat ve diğer bölgelerde yaşanan ve Amerikalılar ile birçok farklı aktörün de dahil olduğu yoğun siyasi hareketliliğin perde arkasında, bazı temel varsayımlar göz önünde bulunduruluyor:

  • Kriz yalnızca askeri yöntemlerle çözülemez
  • IŞİD, Sünnilerin de bir sorunu haline getirilmeli. Sünni topluluklar, kendi geleceklerini belirlemek için siyasi süreçte gerçek bir paya sahip olmalı
  • Merkezi gücün Bağdat’ta toplandığı günler geride kaldı. Gevşek bir federal formül bulunmalı, belki de Kürdistan benzeri bir oluşum Sünniler için de doğmalı
  • Yalnızca bu yolla ayaklanmaya katılan Sünnilerin, 2006-2007’de Anbar vilayetinde olduğu gibi IŞİD militanlarına karşı durmaları beklenebilir
  • Bağdat’taki politikalar doğru giderse, ABD hava kuvvetlerinin de desteklediği Irak ordusuna bağlı unsurlar ve Kürt Peşmerge birlikleri, IŞİD’e karşı ılımlı Sünnileri destekleyebilir
  • Birçoklarının mezhepsel politika izlemekle ve krizi tetiklemekle suçladığı Nuri Maliki, ihtiyaç duyulan uzlaşı ve yeniden yapılanma sürecinin başında olamaz

Irak’ta başbakanlık seçimi gibi Şiilerle ilgili bir mesele olduğunda, son söz İran’ın olur. İran, ülkeyi uçurumun eşiğinden kurtaracak ve tüm tarafların üzerinde anlaşacağı biri için, ayrımcı görülen Maliki’den vazgeçmeye hazır mı?
Üst düzey yetkililer, İran’ın vazgeçmeye hazır olduğuna inanıyor. İran, komşusunu istikrara kavuşturacak bir çözüme ihtiyaç duyuyor. Arap devletleri Sünni mücadelesini kamçılarken, İran hükümeti ucu açık bir mezhep savaşının ortasında Şii lideri savunmayı göze alamaz.

Ancak Maliki ayak diremekte kararlı görünüyor. Eğer İran hükümeti Maliki’den vazgeçmeye karar verdiyse, üst düzey bir politikacının da dediği gibi “artık hiç şansı yok.”

Jim Muir

Analizin tamamı için BBC Türkçe

Bir cevap yazın