Irak bu hale nasıl geldi?

2014_0218_irak-bomba

Irak, Müslüman Blokun çökertilmesi ve yeni devletlerin sınırlarının çizilmesi sonucu oluşturulan elli yapay devletten biridir. Nihai sınırları, Musul Vilayeti olarak adlandırılan parçalanmışKürdistan’ın güney topraklarının eklenmesiyle belirlendi.

Sömürge devleti haline getirildiği 1919’dan beri Irak hiçbir dönem istikrarlı bir ülke olmadı. Zaten bütün sömürgeler gibi istikrarlı olmaması kuruluş amacında mündemiçti.

2003’te yeni bir düzene tabi tutulmak üzere ortaklarının desteğiyle Amerika tarafından işgal edildi. Amerika’nın işgal gerekçelerine uygun olarak oluşturulan yeni siyasi sisteme göre; daha önce Sünni Araplardan sayılan Saddam’ın elinde bulunan yönetim, en kalabalık nüfusa sahip Şiilere geçti. Kürdistan’da ise, federal bir Kürt Devleti kuruldu.

Şiiler ve Kürtler; birinci derecede belirleyici oldukları bir yönetim mekanizmasına sahip olurken, Sünni Araplar ikinci planda ve etkili olmadıkları bir konuma düştüler.

Şiiler ve Kürtler; Sünni Araplara dayalıbir diktatörlükle ülkeyi yöneten Saddam’ın zulmünden çok çekmişlerdi. Saddam devrilince, Şiiler ve Kürtler, işbirlikçisi saydıkları Sünni Arapları Saddam’ın suç ortağı gibi gördüler. Bazen açıktan, bazen bilinçaltı dürtüleriyle suç ortaklarından rövanş almaya yöneldiler. Onların yeniden güç sahibi olmalarınıengelleyen tedbirler almayı ihmal etmediler.

Sistemin biraz kenarında tutulan Sünni Arapların son yıllarda dışlanmışlık duygusuna kapıldıkları anlaşılıyor. Süreç içinde memnuniyetsizliği besleyen bu duygu,  şiddete dayalı yöntemlerle ifade edilen tepkilere dönüştü.

Sünni Arapların içinden çıkan gruplar çeşitlişiddet eylemlerine giriştiler.

Silahlı gruplar halktan destek gördü.

Çatışma veşiddet ortamı, şiddet yanlısı örgütlerin gelişip güçlenmesine uygun zemin oluşturdu.

Felluce, Samarra, Ramadi gibi Sünni Arapların ağırlıklı olduğu kentlerde uzun zamandan beri süren çatışmaların büyük ölçüde anılan nedenlere dayandığı sır değil. Bağdat başta olmak üzere diğer bölgelerde süren bombalamaların ve şiddet olaylarının arkasında da aynı gerekçelerin ve örgütlerin bulunduğu açıktır.

Bu yüzden, Musul’un işgali ve ardından süren olayların tek başına IŞİD tarafından yürütüldüğü algısı yanıltıcıdır.Daha çok, medyanın sansasyonel yayınlarla oluşturduğu bu algı aslında gerçeği bütünüyle yansıtmıyor. Arka planı dikkate almadan, halkın desteği ve başka grupların katkısını görmeden gelişen olaylarla sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz.

Mehmet Alkış

Yazının tamamı için kaynak: Milat Gazetesi

 

Bir cevap yazın