Sakarya 456. hafta: Soma aslında her gün yaşanıyor!

???????????????????????????????

Sakarya’daki 456. hafta adalet ve özgürlükler eyleminde ülkedeki ve bölgedeki gelişmeler değerlendirildi.

Basın açıklamasını okuyan Sacide Uras, Soma’da bir madenciyi tekmeleyerek gündeme gelen Başbakanlık Başmüşaviri Yusuf Yerkel’in görevden uzaklaştırılmamasına rağmen hakkında herhangi bir disiplin soruşturulması açılmamasına dikkat çektiği açıklamada, işçi ölümleriyle ilgili olarak da “Soma’dan sonra 7 işçi, son beş ayda ise 810 işçi ‘iş cinayetlerinde’ hayatını kaybetti. İş cinayetlerinin gündeme gelebilmesi için illa bir Soma mı yaşanması gerekiyordu? Oysa tek tek ölümleri ele aldığımızda zaten her 75 günde bir Soma faciası yaşanmaktadır.” dedi. Alınan önlemlerin işçiyi değil üretimin devamlılığını baz almasını eleştiren Uras, “Kalkınma hırsıyla işçilerin hayatını gözden çıkaran müstekbirlere karşı ‘meşru otoriteye itaat’ diyerek sessiz kalınamaz. Bu gayri islamidir, zulümdür ve bunun kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur.” dedi.

Diyarbakır’da dağa çıkan çocuklarının dönmesini isteyen ailelerle ilgili olarak “Ailelerin haklı taleplerini kullanarak herkesi bu işte sorumlu gören hükümet, kendi sorumluluğuna değinmemektedir. Hali hazırda çözüm süreciyle ilgili herhangi dişe dokunur bir adım atılmamaktadır.” diyen Sacide Uras, tüm taraflara sorumluluk çağrısı yaptı. Çin’in Doğu Türkistan bölgesinde Uygur Türklerine uygulanan zulmün devam ettiği belirtilen açıklamada “Etnik ve dini ayrımcılığa maruz kalan Uygur Türkleri’nin ilerleyen günlerde bir soykırıma maruz kalabileceğinden endişe ediliyor. Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayanların acısını acımız gibi görüp her türlü tepkiyi göstermek Müslüman olarak hepimizin boynunda bir görevdir.” denildi. Açıklamada Mısır’daki darbe sonrası yapılan seçimlerin faydasız olduğu belirtilirken, Filistin’de sağlanan ulusal uzlaşmanın özgürlük yolunda bir çözüm getirmesi temenni edildi.

456. HAFTA BASIN AÇIKLAMASI

Değerli Sakarya halkı;

Soma’da yaşanan ve 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasının üzerinden 25 gün geçti. Olaydan birkaç gün sonra bölgeye giden Başbakan’ın ortalığı sakinleştirip ailelere destek olması bekleniyordu. Fakat bunun aksine Başbakan tahrik edici konuşmasıyla ortalığı daha da çok kızıştırdı. Bu da yetmezmiş gibi çıkan olaylarda Başbakanlık Başmüşaviri Yusuf Yerkel ve bir grup jandarma bir madenciyi konvoya tekme attığı gerekçesiyle tekmeleyerek darp etti. Tekmelenen kişinin bir provokatör olduğu söylenerek yapılanlar meşru gösterilmeye çalışılsa da, bu olayın kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Yusuf Yerkel’in görevinden uzaklaştırıldığı söylendi; ancak henüz hakkında hiçbir disiplin soruşturması bile başlatılmadı. Bir aylık süre içinde açılması gereken soruşturma 6 gün içinde başlatılmazsa zamanaşımına uğrayacak. Gerekli disiplin soruşturmasının bir an önce açılması ve Yerkel’in görevinden uzaklaştırılması gerektiğini hatırlatıyoruz.

Duyarlı Sakaryalılar;

Gün geçmiyor ki ‘Müslüman bir iktidar’ tarafından kalkınma amacıyla gözden çıkarılan işçilerle ilgili yeni bir iş cinayetlerine tanık olmayalım. Soma faciasından sonra biri Ağaoğlu şantiyesinden olmak üzere 7 işçi, son beş ayda ise 810 işçi ‘iş cinayetlerinde’ hayatını kaybetti. İş cinayetlerinin gündeme gelebilmesi için illa bir Soma mı yaşanması gerekiyordu? Oysa tek tek ölümleri ele aldığımızda zaten her 75 günde bir Soma faciası yaşanmaktadır. Patronlar ve devlet bu ölümlere karşı sorumluluğunu yerine getirmemekte, ölen işçi yakınlarını mağdur etmektedirler. Devlet bu duruma bir an önce son verip aileler için gerekli her adımı atmalıdır.

İş yerleri hunharca, gözünü para hırsı bürümüş sermaye babalarına peşkeş çekilmektedir. İşçiler taşeronlaştırmalarla köleliğe mahkum ediliyor. Alınan önlemlerse ne yazıkki ‘daha fazla üretim için iyileştirme’ çalışmalarından öteye gitmiyor. Kalkınma hırsıyla işçilerin hayatını gözden çıkaran müstekbirlere karşı ‘meşru otoriteye itaat’ diyerek sessiz kalınamaz. Bu gayri islamidir, zulümdür ve bunun kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur. Sendikaya üye oldukları için işten atılmakla tehdit edilen SÜTAŞ işçilerini ve özelleştirmeye karşı 9 aydır mücadele eden Yatağan Termik Santrali işçilerinin yanında olduğumuzu buradan tüm kamuoyuna duyuruyoruz.

Son günlerde medyaya da çokça yansıyan dağa çıkan çocuklar üzerinden gösterilmeye çalışılan duyarlılıksa tam bir gündem saptırmasıdır. Ailelerin haklı taleplerini kullanarak herkesi bu işte sorumlu gören hükümet kendi sorumluluğuna değinmemektedir. Halihazırda çözüm süreciyle ilgili herhangi dişe dokunur bir adım atılmamaktadır. Üstelik sürece rağmen hızla artan kalekol yapımına tepki gösteren Lice halkına saldırılmaktadır. Çocukların dağa çıkmasına zemin hazırlayan sebepler bir bir devlet eliyle hazırlanıyor. Yaşama hakları bile ellerinden bu çocuklar içi  önce devlet üzerine düşeni yapmalı, PKK de ailelerin çağrılarına kulak vermelidir.

Bu vesileyle gündeme gelmesi gereken bir diğer konu da zorunlu askerlik zorbalığıdır. 18 yaşından büyük olup irade sahibi bireylerin zorla askere alınmaları adam kaçırmadır. Vicdani rette bulunarak askerlik yapmayı reddedenlere uygulanan psikolojik baskı da gayri insanidir, yaşam hakkının ihlalidir. Artan asker intiharlarının sorumlusu zorunlu askerlik zulmünü devam ettirenlerdir.

Çin’in Doğu Türkistan bölgesinde Uygur Türklerine uygulanan zulüm devam ediyor. Çin askerleri tarafından 81 Uygurlu Müslüman tutuklanırken dokuzu hemen, üçü de iki yıl sonra infaz edilmek üzere 12 kişi hakkında idam kararı verildi. Etnik ve dini ayrımcılığa maruz kalan Uygur Türkleri’nin ilerleyen günlerde bir soykırıma maruz kalabileceğinden endişe ediliyor. Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayanların acısını acımız gibi görüp her türlü tepkiyi göstermek Müslüman olarak hepimizin boynunda bir görevdir.

Bilindiği gibi geçtiğimiz hafta içerisinde Mısır’da yapılan seçimin sonuçları da belli oldu. Darbeyle yönetime el koyan katil Abdulfettah Sisi resmi kayıtlara göre katılımın %47 olduğu seçimi kazanarak Mısır Cumhurbaşkanı seçildi. Şüphesiz insanların cesetlerine basarak iktidarlarını güçlendirmeye çalışan müstekbirleri her firavun gibi acıklı bir son beklemektedir. Hiçbir seçimin fayda etmeyeceği, kimsenin bir başkasına yardım edemeyeceği o gün muntakim olan Allahın eliyle mazlumlar için de bir kurtuluş ve zafer vardır.

Tüm bunların yanında yaşanan güzel bir gelişmeyi de paylaşmak istiyoruz. Filistin’de HAMAS ve el-Fetih arasında yapılan ulusal uzlaşmayla yedi yıldır devam eden ayrılığa son verildi. Bir aydır devam eden görüşmeler sonucunda geçtiğimiz günlerde ortak bir hükümet kuruldu.

Al-i İmran Suresi 103. ayette, Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah’ın size olan nimetini anın. Düşmandınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz, buyurulduğu gibi bizlerin de duası bu birlikteliğin İsrail’e karşı zaferle sonuçlanacak Filistin özgürlüğünü de beraberinde getirmesi.

Şüphesiz ki zafer inananlarındır.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu adına

Sakarya Dayanışma Derneği

 

Bir cevap yazın