Gezi’yi anmanın yolu

2013_0615_gezi-parki

Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesine gösterilen tepkiyle başlayıp sonrasında iktidara karşı ciddi bir tepkiye dönüşerek kitleselleşen gösterilerin ardından bir yıl geçti

Gezi’de ne olduğu sorusu bir yılın en çok konuşulan konulardan biri. Foti Benlisoy da bu konuda çeşitli yazılar yazdı. Son yazısında ise Gezi’nin nostalji ve anma boyutunun ötesinde ne anlama gelmesi gerektiğine işaret eden Benlisoy şöyle diyor:

“Gezi’yi hatırlayalım, hatırlatalım. Dört bir yanımızın kuşatıldığı, bir kez daha nefes alamadığımız bu günlerde Gezi deneyiminin hepimizde nasıl bir muktedirleşmeye sebep olduğunu hatırlayalım. Ancak hatırlamak da anmak da yetmez. Aktif ve militan bir belleğe, dün gerçekleşememiş, eksik kalmış olanları bugün başka biçimlerde gerçekleştirmek için seferber olan bir hafızaya ihtiyacımız var.

Geziyi olmuş bitmiş, üzerinde herkesin uzlaştığı konformist bir anma nesnesi haline getirmeyelim. Gezi bir son değil, sadece bir başlangıçtı hem de mütevazı bir başlangıç. Bu başlangıcı senevi anma ayin ve ritüellerinin konusu kılmayalım; eleştiri ve sorgudan azade bir menkıbe haline getirmeyelim.

Gezi’nin hatırasına sahip çıkmak, onun egemenlerce binbir tezvirat ve komplo teorisi eşliğinde yerlerde sürüklenmesine izin vermemek anmayla değil, bugünün mücadelelerinde Gezi’ye sadakatle mümkün. Bu manada bugün Gezi isyanını anmanın belki de en iyi yolu, iş cinayetlerine ve taşeronlaştırma-güvencesizleştirme rejimine karşı kitlesel bir hareketin inşası için taş üstüne taş koymak mesela… (Farkındayız değil mi? Türkiye’nin bir ilçesinde işçiler, iş yerlerinin, yani madenlerin kamulaştırılması için eyleme geçti, iş bıraktı. Gezi’yi mazide, başka yerde aramayalım.)”

Bir cevap yazın