Seçim sona erdi, Kriz devam ediyor

2012_0509_mendi“Sandık” fetişizmi, 50’lerden itibaren muhafazakar camiaca kabul görmüş, dolayısıyla siyasetin yerine ikame edilmiştir.

28 şubat sürecinde de hatırlanacağı üzere devletin her türlü aşağılayıcı tutumuna karşı muhafazakar camiada “provokasyona gelmeyelim, itaat edelim, çatışma çıkarmayalım, sandığı bekleyelim” şeklindeki zillet havası hakim olmuş; “direniş”ten “müslümanın izzeti”nden bahsedenler bizzat bu camia tarafından “provokatör” ilan edilmiş, marjinalleştirilmişti.

Dolayısıyla muhafazakar/dindar camianın belli bir ahlaki tutarlılığı muhafaza etmekten ziyade iktidarı muhafaza etme şeklindeki refleksi bu seçimde de Erdoğan ve ailesine kazandırdı.

Evet bu seçimin kazananı akp değil Erdoğan ve Erdoğan ailesidir.

Ancak bu zafer ülkeyi mevcut krizi derinleştirmekten başka bir yere götürmez.

Öncelikle mahalli idareler seçiminin bile bir “kurtuluş savaşı” havası ve argümanlarıyla sürdürülmesi ortaya tamamen cepheleşmiş bir politik zemin çıkarmıştır.

Kaybettiğini düşünen % 55, ki iktidarın tüm hegemonik söylemine rağmen aslında “çoğunluk”u oluşturmaktadır- akp üzerinden “İslami bir iktidar”a karşı bilenmiş durumdadır.

Bu aşamadan sonra gemiler yakılmış ve akp iktidarının bu geniş halk kesimine karşı iktidarını “ne pahasına olursa olsun kaybetmeme” dışında bir tutum geliştirebilmesi imkansız hale gelmiştir.

Bu bir savunma pozisyonudur ve savunulan şey İslamın yüce hedefleri değil, Erdoğan’ın kişisel iktidarıdır.

Bu % 55 kendisini tam bir çaresizlik içinde görmektedir ve “sandık dışında çözümler”e de daha önce hiç olmadığı kadar açık hale gelmiş, yani akp iktidarı ağzıyla kuş tutsa dahi yaranamayacağı bir “düşman kitle” yaratmayı başarmıştır.

Krizin ikinci boyutu İslam dünyası açısından AKP siyasetinin yol açtığı kırılmalardır.

İslami camiada çok önemli bir kesim üzerinde “ümmet siyaset”i olarak algılanan bu dış politika maalesef ABD ve NATO menfaatlerine bağımlıdır.

İslami olarak sunulan kısmı ise aslında bir “Osmanlı” vizyonuna dayanan mezhepçi-saltanatçı bir siyasettir.

Gözden kaçırılan çok somut gerçeklikler ortadadır. AKP iktidara ilk geldiğinde abd ile beraber Irak’ı işgale kalkışmış meclisten geçiremeyince de kendi insiyatifiyle bu işgalin lojistiğini üstlenmiştir. Irak’ta ki ölüm ve tecavüzlerin suç ortağıdır.

Afganistan işgalinde yine ABD’nin yanında durmuş ve oradaki Türk askeri varlığını arttırarak devam ettirmiştir.

ABD ve körfez ile birlikte Suriye ve İran’a karşı düşmanca bir tutum benimsemiş, besleme medyasıyla İran ve Hizbullah’a karşı alçakça bir psikolojik savaş yürütmüştür.

Mısır ve Gazze’de kendi “stratejik derinlik”i uğruna İslami hareketleri yanlış yönlendirmiş, yüzüne gözüne bulaştırınca da İhvan ve Hamas’ı kaderlerine terk etmiştir.

Fakat asıl temel kriz ülke Müslümanlarının içinde yol açtığı çürümedir.

Yolsuzluk gibi çok ciddi ve belgelerle delillendirilmiş şaibeler karşısında izah talep etmesi gereken “Müslüman kanaat önderleri” tam tersine bunların üstünü kapatma ya da kılıf uydurma yarışına girmişlerdir.

İslami STK’lar, İlahiyat profesörleri, ulema(!) Erdoğan’a sadakat metinleri yayınlarken diyanet minberden iktidara destek hutbeleri okutmuştur.
Böylesine; islamı kullanarak iktidarı/lideri yücelten, onu her türlü yanlıştan münezzeh gören/gösteren bir anlayış emevi saltanatından beri görülmüş şey değildir.

Tüm bunları seçim öncesi “Müslüman bir iktidarı zor duruma düşürmemek için” yaptığını söyleyenlere ise gereken cevabı Erdoğan’ın bizzat kendisi, balkon konuşmasında oğlu Bilal ile Egemen Bağış’ı kitlesine alkışlattırarak vermiştir.
Erdoğan bir “hanedan” kurma peşindedir ve bunu İslami camiaya onaylatmış ve camianın önderlerinden de “biat” almıştır! Son seçim Erdoğan’ın iktidarı elinde tutma konusunda ne kadar kararlı ve gözü kara olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Burada sergilenen “güç” İslami camiada birçok yapıyı mest etmiş, sadakatini ve ubudiyetini perçinlemişe benziyor.

Ancak bizim açımızdan sadakatin gerekçesi “güç” değil “hak”tır.

Onun için muaviye’ye değil Ali’ye “İmam” diyoruz.

KADRİCAN MENDİ/PLATFORMHABER 

One thought on “Seçim sona erdi, Kriz devam ediyor

  • üstad,17 aralık çerçevesinde değerlendirseydin daha geniş çerçeveden bakabilirdik.hükümetin savunma refleksine zorlanmasının seçimlerdeki payı ve önemi nedir,bu konu üzerinde de durulmalı.nato çerçevesinde hareket eden bir hükümet,neden amerika kaynaklı başka bir dalganın altında kalmaya zorlandı bunun cevabı bulunmalı.

Bir cevap yazın