Rusya’da Müslümanlara Dönük Baskılar Ağırlaştı

2014_0222_rusya-basin-toplantisi

MAZLUMDER İstanbul Şubesi, Rusya Federasyonu’nda genelde azınlıklara özelde ise Müslüman azınlığa yönelik hak ihlallerini, baskı, işkence ve kötü muameleleri tanıklarla beraber bir basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaştı.

Programda ilk olarak MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar açılış konuşmasını yaptı. Sarıyaşar, “Bir kez daha insanlık coğrafyasının acılarlar dolu, ümmetin zulüm altında on yıllarını geçirdiği coğrafyaların sorunlarıyla ilgili bir araya geldik.  Bir kere daha zalimlere karşı, mazlumların yanında adaletin talebi, zulme karşı onurlu duruşun desteği anlamında bir çalışmamızla bir aradayız” dedi.
Sarıyaşar konuşmasında, Rusya’da devletle yakın ilişki içerisindeki Ortodoks Kilisesi haricindeki dini gruplara ve bunların mensuplarına karşı yapılan baskının kaygı verici olduğunu ve özellikle 2002 sonrasında yoğunlaştığını belirtti. Sarıyaşar, “Son yıllarda Rusya’da etnik Müslüman azınlıklar ve bunların kurumları yanı sıra İslam’ı seçen Ruslara ve bunların kurumlarına karşı çeşitli devlet birimleri ve gizli servis tarafından ciddi bir baskı uygulanmaktadır” diyerek kendi ülkelerinde tamamen barışçıl yaşamlarıyla sadece dini tebliğ ve kitap yayın faaliyeti ile örgütlenme özgürlüğünü kullanan Rus Müslümanların en temel haklarından bile mahrum bırakılarak hukuksuz yöntemlerle üzerlerine atılan terör yaftası ve hapislerle ülkelerini terke zorlandıklarını ifade etti.
Cüneyt Sarıyaşar 2002 yılında temel hak ve özgürlükleri hiçe sayan ‘İrtica Faaliyetlerini Önleme’ eksenli bir kanunun hazırlanmasıyla Rusya’daki Müslümanlara zulüm edildiğini, Kur’an meali de dâhil olmak üzere Rusça neşredilmiş İslâmî yayınların terör kanıtı olma gerekçesiyle yasaklandığını belirtti.
Daha sonra Rusya’da faaliyet gösteren Memorial İnsan Hakları Merkezi Asya Bölge Sorumlusu Ponomarev Vitaly Rusya’da Müslümanlara yapılan hak ihlalleri hakkında bir konuşma yaptı.
İrtica ile mücadele kanunu kabul edilemez
Vitaly Rusya’da son 1,5 yılda Müslümanlara baskının artarak devam ettiğini, 2002 yılında kabul edilen irtica ile savaş kanunlarından sonra baskıların arttığını ve kolluk kuvvetlerinin istedikleri gibi hareket etmeye başladıklarını söyledi.
İrtica ile mücadele kanununun ifade özgürlüğünü de kısıtladığını, bir kişinin düşüncelerinden dolayı suçlanabildiğini söyleyen Vitaly sözlerine şöyle devam etti: “Mesela Hizbu-t Tahrir üyeleri hiçbir suç delili bulunmadan hapse atılıyor. Said Nursi’nin cemaati de irtica örgütü olarak nitelendiriliyor. Biz bunları kabul etmiyoruz. Alınan mahkeme kararları uzmanlar olmadan, kapalı kapılar ardında alınıyor. Düzmece raporlarla kişiler ve kurumlar suçlanıyor. İtiraz etme hakları doğmasın diye de mahkeme kararlarını vermiyorlar. Bir mahkemede hakim sanığa ‘Ben seni bir suçun bulunduğu için değil mensup olduğun grup terörist ilan edildiği için tutukluyorum’ dedi.”
Ponomarev Vitaly bugüne kadar Rusya’da 2200’e yakın basılı yayın ya da videonun yasaklandığını ve yasaklanmaya da devam ettiğini belirtti. Toplanan yayınlarda irticaya açık davet bulamadıkları için “gizli davet” diye bir şey uydurduklarını söyleyen Vitaly, geçen yıl Rusçaya tercüme edilen Kur’an’ın da yasaklandığını, uzun mücadeleleri sonrası geçtiğimiz Aralık ayında yasağın kaldırıldığını ifade etti.
Vitaly konuşmasının devamında şunları söyledi: “İrtica ile mücadelede komik şeylerle karşılaşıyoruz. Mesela kişinin sakallı gezmesi diğer kişileri İslam’a girmeye teşvik ettiğinden irticaya kışkırtma sebebiyle suç sayılıyor. Namazdan çıkan kişileri direk tutuklayıp irtica ile mücadele kapsamında tutuklayabiliyorlar. Eskiden irtica ile suçlananları para cezası ile bırakabiliyorlardı. Şimdi yeni eklenen kanunlar ile hapis cezaları söz konusu. Cezalar yükseldikçe de eski suçları tekrar gündeme getiriyorlar”.
Rus Hükümeti Mülteci Avında
Orta Asya’dan kaçan muhaliflerden de söz eden Ponomarev Vitaly, dini görüşlerinden dolayı ülkelerinden kaçan birçok Tacikistanlı, Özbekistanlı vs. binlerce Müslüman’ın Rusya’ya geldiğini ancak Rusya’nın mültecileri kabul etmediğini, Rus Hükümetinin bu mültecileri avlamaya başladığını ifade etti. Vitaly konuşmasının sonunda organizasyonlarına başvuran mağdur sayısının her yıl arttığını ve durumun daha da kötüye gideceğini düşündüğünü söyledi. 
 
Daha sonra Rus Müslümanlar Milli Derneği NORM’un Eş Kurucusu ve Medyayla İlişkiler Bölüm Başkanı olan Amir Grigoriy Mavrov konuştu. Hukukçu, gazeteci ve seyyah olan Mavrov, 2013 yılında NORM ve Rus Müslümanlarına yönelik Rusya devletinin kıyımı ve aldığı ölüm tehditleri dolayısıyla ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
Mavrov, gayretlerinden birinin de Rusya’da Rus Müslümanların sayısının az olmadığını göstermek olduğunu söyleyerek “Biz 2004 yılında Tatar Müslüman bir ressamın sergisini organize ettik. Bu kişi ilk ve tek Rus Müslüman Ressamdı. Bunun dışında biz Müslüman ve Hıristiyanlar arasında diyalog görüşmelerini organize ediyoruz. Biz hiçbir zaman terörü desteklemedik ve bir çözüm yolu olarak görmedik ve kanunların dışına çıkmadık, faaliyetlerimizi bu doğrultuda yaptık. Buna rağmen 2008’den itibaren bize karşı baskılar arttı. Başkanımız ülkeyi terk etmek zorunda kaldı, hala da yurtdışında yaşıyor” dedi.
Daha sonra baskılar sonucu Rusya’yı terk ederek Çek Cumhuriyeti’ne kaçan ve hala orada yaşayan NORM Başkanı Harun Vadim Sidorov ile görüntülü bağlantı yapıldı.
Siyasi düşünür, yazar, hukukçu ve iş adamı olan Sidorov, organizasyonlarının faaliyete geçmesinden 1 ay sonra baskıların başladığını ve kendileriyle ilgili basında asılsız haberlerin çıktığını söyledi. Hükümet yetkililerinin kendilerini açıkça tehdit etmeye başladığını ifade eden Sidorov sözlerini şöyle tamamladı: 
“Yaşadıklarımızın bize Allah tarafından verilen sınavlar olduğunu düşünüyorduk ve buna hazırdık. Biz hiçbir terör faaliyetine bağlı değiliz ve sadece insanları İslam’a davet etmeye çalıştık. 2008’den sonra faaliyetlerimize devam edemeyeceğimizi anladık. Faaliyetlerimize devam edebilmek için Rusya’yı terk etmek zorunda kaldım ve Çek Cumhuriyeti’ne geldim. Peşimden Ruslar geldi ve o zaman doğru karar verdiğimi anladım. Beni halk düşmanı ilan ettiler. Ben Rusya’dan ayrıldıktan sonra bizim organizasyonumuza yönelik baskılar arttı, operasyonlar başladı ve birçok kişi hapse atıldı. Ben yurtdışında olduğum halde hem bana hem de aileme, akrabalarıma karşı çok fazla tehdit oldu. Genel resme baktığımız zaman anlıyoruz ki; Rus hükümeti ve birlikleri Rus Müslümanlara karşı baskıları durdurmayacaklar. Rus Müslümanların yurtdışına çıktıklarında orada gördükleri zulmü anlatmalarından çok korkuyorlar çünkü bunun tam aksini göstermeye çalışıyorlar”.
“Kafama geçirdikleri çuvalla boğmaya çalıştılar”
Rus Müslüman liderlerden hatip, avukat, gazeteci ve insan hakları aktivisti olan Salman Maxim Baidak ise Saint Petersburg şehrinde yaşadığını, orada İslami yayınların mütercimliğini yapıp İslam’a davet ile uğraştığını söyledi.
2010 Ağustos ayında sabah 08.00’da evine yapılan bir baskınla politik bir sipariş üzerine tutuklandığını, işkencelere maruz kaldığını söyleyen Baidak, toplantı sırasında katılımcılara da izlettiği yakalama anının görüntülerinin tüm Rus basınında büyük bir başarı gibi yayınlandığını ifade etti.
Yakalanma sebebinin İslam ile ilgili yazdığı bir yazı olduğunu söyleyen Baidak, “Ben kanun dışı hiçbir şey yapmadım. Suçladıkları şey hapisteki Müslümanlara yardım etmekti; Hapiste düşünceleri dolayısıyla tutulanları anlatmak, onlara helal gıda ve kitaplar ulaştırmaktı. Beni evimden aldıktan sonra kafama geçirdikleri çuvalla boğmaya çalıştılar. Beni götürdükleri yerde tüm suçlamaları kabul ederek verdikleri kağıdın altına imza atmamı istediler ve bunu yapmazsam beni öldüreceklerini söylediler. Savcı da beni işkence ile tehdit etti ve önüme koyulan her suçu kabul etmemi istedi. Hiçbir delilleri yoktu ve Elhamdülillah hakim politik karar vermedi ve beni serbest bıraktılar ve bunu fırsat bilerek yurtdışına kaçtım” dedi.
“Rus askerler bizlere sarhoş şekilde işkence yapıyorlardı”
Son olarak ise Tatar Müslümanlardan Ressam Molla Nur yaşadıklarını anlattı. 2004’te yakalanarak 2 ay hapiste kaldığını ve elektrik, aç bırakılma, dayak gibi birçok işkence maruz kaldığını söyleyen Molla Nur, o dönemde başka Müslüman arkadaşlarının da yakalanıp ormanda öldürülerek kaybedildiğini belirtti.
Molla Nur konuşmasına şöyle devam etti: “Rus askerler bizlere sarhoş şekilde işkence yapıyorlardı. 2008 yılında Moskova’da bir polis müdürü sarhoş bir şekilde bir marketteki müşterileri öldürdü. Düşünün, sıradan vatandaşları öldüren bir polis memuru Müslüman tutuklulara nasıl davranır? Bu insanlara biz derdimizi nasıl anlatabilirdik? Hapisteki Müslümanları eşlerine ve annelerine gözlerinin önünde tecavüz etmekle tehdit ediyorlardı.
MAZLUMDER Rusya’dan ya da diğer ülkelerden canlarını kurtarmak için Türkiye’ye gelen ve ülkelerine iade edilmek istenen mültecilerin geri gönderilmelerine mani oluyor. Memorial da bu konuda çaba gösteriyor ama daha çok sivil toplum kuruluşlarının birlik olması lazım.
 
Toplantı katılımcıların sorularının cevaplandırılması ile son buldu. 

Bir cevap yazın