‘Paralel’ manipülasyon

2013_0110-pari

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına karşı “istiklal ve istikbal” savaşı açan iktidar partisi, kamuoyunda ciddi bir “algı” manipülasyonu kampanyası yürütüyor. Olayın bir “darbe girişimi” olduğu iddiasını inandırıcı kılmak için yürütülen bir “kampanya” bu.

Bu algı operasyonunun en önemli boyutu, devletin “şüpheli” olduğu bütün kirli işlerin aslında “paralel devlet işi” olduğu kanaatini yaygınlaştırmak.

Kampanyanın en önemli “hedef kitlesi” ise, Kürtler. Mesela Paris ve Roboski katliamı “paralel devlet işi” şeklinde yansıtılıyor.

Malum, Paris’te Sakine CansızFidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katledilmeleriyle ilgili katil zanlısı Ömer Güney’e ait olduğu söylenen bir ses kaydı, dikkatlerin bir kez daha MİT üzerinde yoğunlaşmasına yol açtı.

Güney’in isteği doğrultusunda bir “yakını” tarafından internete konulduğu belirtilen kayıtta, Ömer Güney ile kimliği meçhul MİT mensuplarının Avrupa’daki bazı PKK kadrolarının ne şekilde öldürüleceği üzerine planlar yaptığı görülüyor.

Ses kaydı gerçekten Ömer Güney’e mi aittir? Konuştuğu kişiler kimlerdir? Bu soruların yanıtlarını, olayla ilişkisi olduğunu yalanlayan ama öte yandan “idari inceleme başlattık” diyen MİT’ten alabilecek miyiz, göreceğiz…

Fransa, olayı aydınlatmak konusunda hiç kuşkusuz, birinci dereceden sorumluluk taşıyor. Ama Ömer Güney’in kim olup olmadığını açıklaması gereken de Ankara. Cinayetten kısa süre önce Ankara’ya geldiğinde Güney kimlerle temas kurdu? Bu ve başka soruların cevabını MİT ve her dara düştüğünde cansiperane MİT’i savunan Başbakan Erdoğan’ın bildiğini düşünüyorum.

Roboski katliamıyla ilgili ise, neredeyse “muğlâk” hiçbir şey kalmadı.

Çoğu çocuk yaşta 34 Roboskili köylünün hunharca katledilmeleriyle sonuçlanan sürecin “düğmesine” MİT basmış, TSK da harekete geçmiş ve bilinen sonuç… Bu olayda “paralel devlet” kim oluyor?

Onu da paralel devlet yaptı, bunu da onlar yaptı” kampanyası, bu nedenle devletin sorumluluğunu örtbas etme, Kürtlerin kafasını karıştırma gayretidir. Hem Cemaat ile kavgasına “gerekçe” üretmiş oluyor, bir “algı” manipülasyonu yapıyor ve hem de hesap vermekten kaçmış oluyorlar.

Nereye kadar? Sorular ve gerçekler muhataplarının peşini bırakmayacak.

CAFER SOLGUN

Yazının tamamı için Taraf

 

Bir cevap yazın