Gezi Parkı bir forumla değerlendirildi

2013_0614_emek-adalet-gezi-forumu

Gezi Parkı olayları hakkında Emek ve Adalet Platformu’nun çağrısıyla bir basın açıklaması ve forum gerçekleştirildi.

Mazlumder İstanbul Şubesi’nde yapılan forumda, Müslüman camianın farklı kesiminden bir çok erkek, kadın, entelektüel, yazar, sanatçı, öğrenci, işçi vs. katıldı.

Emek ve Adalet Platformu’nun sürece bakışını özetleyen bildirisinin okunmasıyla başlayan toplantı, çeşitli nedenlerle toplantıya katılamayıp, Gezi Parkı olayları genelinde ve de toplantı özelinde düşüncelerini yazı ile aktarma gereği duyan Ahmet Örs, Kadrican Mendi, Ayhan Bilgen, Beytullah Emrah Önce’nin metinlerinin okunmasıyla devam etti. Ardından söz misafirlerimize verildi.

Sözlerine bir kaç meseleyi hatırlatmak isteğiyle başlayan Mehmet Bekaroğlu, şu an yaşanan olayların tek bir şey olmadığını, bütün Türkiye’yi de kapsadığını belirtti. 28 Şubat döneminde Müslüman camianın yaşadıklarını şimdi başka birilerinin aynı yöntemlerle karşılarına geldiğini vurguladı.

Gezi parkında yaşanan olayların tarihte ilk defa gerçekleştiğini belirten Bekaroğlu, bunu bilmek ve anlamanın öneminden bahsetti. Ancak orada ortaya çıkan tepki kadar, bu tepkiye verilen karşı tepkiyi anlamanın da öğreticiliğine dikkat çekti. Bekaroğlu bu mesele hakkında iki konuyla ilgilendiğini belirtti:

İlk olarak çeşitli badireleri atlatan Müslümanların şu anda iktidarda olduklarını ve onların aynı zamanda bir takım haksızlıklara neden olduklarını belirtti. Gezi Parkı özelinde olaylara insanların ilk tepkiyi “Bu ağaçlar bizimdir, bu şehir bizimdir” şeklinde verdiklerini ve bizim bu duruşa sahip çıkmamızın gerektiğinden ve bunun öneminden bahsetti. 

İkinci olarak da aynı zamanda insanların iktidarın yukarıdan bakmasına ve aşağılayıcı söylemine tepki gösterdiğini ve Müslümanların bunlara sahip çıkması gerektiğin belirtti. İnsanların ilk tepkilerinin haksızlığa karşı çıkma ile gerçekleştiğini, bunun yanında durduğumuzu ve iktidarı birikim ve tahakküm aracı olarak kullanmaya karşı olduğumuzu göstermek durumunda olduğumuzu söyledi. Son olarak da toplum içinde ciddi bir kutuplaşmanın olduğunu belirten Bekaroğlu, kutuplaşma üzerinden iktidar olma durumunun Türkiye’nin eskiden beri kullanan bir siyaset yapma biçimi olduğuna vurgu yaptı.

Mehmet Bekaroğlu’ndan sonra sözü devralan Yıldız Ramazanoğlu Hükümetin Gezi’yi okuduğunu, anladığını, ama gözünü kapattığını belirtti.

Hükümetin, hak ve adaletin, bir birini anlama ve gereğini yerine getirmenin yer aldığı “ana yol”a çıkamadığını, hep vandalistlerden ve yıkıcılar bahsettiğini, onları muhatap aldığını, ama Gezi Parkı’ndaki aktivistleri ve orada samimiyetle mücadele içinde olan gençleri muhatap almadığını ifade etti. Kendisinin o gençleri dikkate ve kaale aldığını belirtti.

Yıldız Ramazanoğlu’ndan sonra tartışmaya Ümit Aktaş devam etti.

Olayı, olay içerisindeki farklı bileşenler üzerinden okumanın bizi yanlışa düşürebileceğini belirten Aktaş, buradaki mevzunun haklı bir toplumsal duyarlılığın varlığı ve bu duyarlılığın toplumun bir kesiminde patlama biçiminde ortaya çıktığını ifade etti. Bu patlamayı gerçekleştirenleri eleştirebileceğimiz, ama suçlamamız gerektiğini, biraz da kendimize bakmamızı ve “Neden bu haklı duyarlılık bizde ortaya çıkmadı?” sorusunu kendimize sormamız ve kendimizi sorgulamamız gerektiğini vurguladı. Bu yüzden de haklılık payı üzerinden ortaya çıkan bu olayların yol ve yöntem açısından farkı olsa da aslında özde Bouazizi’den, Tahrir’den bir farkının olmadığını ifade etti. Siyaset, muhafazakarlığı geçmişte karşı çıkacağı AVM, kışla vs.yi savunma durumuna getirdiğini, aslında bu gibi yerlere muhafazakar kesimin karşı çıkması gerektiğine dikkat çekti.

Ayrıca referandum mevzusuna da değinmek istediğini belirten Aktaş, bazı toplumsal şeyler için referandum yapılamayacağını vurguladı. Mesela, Gezi Parkı gibi Sultanahmet Camii’nin yıkılması, tarihi bir çınarın yıkılması vs. Ayrıca referandumla meselenin siyasallaşacağını, siyasallaştıkça da kamplaşmaların ortaya çıkacağını ve bunun sağlıklı bir sonuç ortaya çıkaramayacağını düşündüğünü belirtti. Ayrıca demokrasiyi eleştiren insanların referanduma sarılmasını manidar bulduğunu ifade etti.

Basın toplantısının ardında, Emek ve Adalet Platformu’nun hazırladığı metin üzerine mülahazalar dinlendi ve basına kapalı forum gerçekleştirildi. 

Kaynak: Emek ve Adalet

 

Bir cevap yazın