Suriye’nin Ölüm Fermanı!

Geçen hafta, The Economist dergisi ‘SURİYE Bir Ülkenin Ölümü’ kapağı ile çıktı. Dergi içindeki değerlendirme yazısının başlığı ise; ‘Geçmişte Suriye diye bilinen ülke’ (‘The Country formerly known as Syria’).

Bu aslında bir ölüm fermanı! Dergi ölüm fermanını basmış. İnsanın kanını donduran, dondurması gereken bir ölüm fermanı! Bu ölüm fermanı çoktan imzaya açılmış, Suriye’de yaşananların hayatlarında hiç yeri olmayan savaş çığırtkanları altına imza atmakta tereddüt etmiyor…

Unutmak/unutturmak, yeni savaşlar, yeni katliamlar, yeni insanlık suçlarının yolunu döşemek için en etkili silah. Irak’ı unutanlar, Suriye’nin ölüm fermanını yazıyor.

Yeni silahları ‘Esadçı’ olmak, ‘kanlı bir rejime destek vermek’ suçlaması. Hakkıyla ‘ne alakası var?’ denilemediği için, mevcut Suriye tablosunda, karşı uç olan Esad rejimini aklayanlar ile anılmak işten bile değil.

Oysa, Esad rejimini aklamadan ölüm fermanına karşı çıkmak mümkün. İnsanlık adına , yanı başımızda yaşayanlar adına yapılması gereken de bu.

Ama artık Türkiye, resmen olmasa da savaşın içinde, öyle olunca ‘düşmandan yana olmak’ ithamı gölgesinde, Suriye’deki iç savaşı durdurmak için farklı siyasal seçenekleri bile tartışamıyoruz.

Türkiye o kadar savaşın içinde ki, Batılı müttefiklerinin bile, ‘artık Türkiye fazla taraf olduğu ve güvenilmediği için muhalifleri eğitmek için Ürdün’ü tercih ettikleri’ iddia ediliyor (The Guardian, 9 Mart/ Radikal 12 Mart)

O kadar taraf ki, Şubat başlarında muhaliflerin lideri Muaz el-Hatip’in rejimle görüşebileceği yönünde verdiği işaretlere ilk karşı çıkan Türkiye oldu. Oysa, silahlı çatışmayı körüklemek yerine rejimi ve uluslararası destekçilerini, muhalifler ile görüşmeye zorlamak yönünde diplomasiye ağırlık vermek gibi bir siyaset öne çıkabilirdi. Öyle olmadı, öyle olması istenmedi. O nedenle kanın durması için diplomatik çabaların öne çıkmasını savunanlar, silahsız muhalefetden yana olanlar, hatta Suriye özel temsilcisi süreki bu konudaki rahatsızlıklarını dile getiriyorlar…

Diğer taraftan, artık şunu görmek lazım; tarih önünde, Suriye’de akan kandan Esad kadar, iç savaşı körüklemeyi çare olarak görenler sorumlu olacak. Türkiye’nin müttefiki olduğu Batı dünyasında, resmi siyaset bir yana, olan biten sorgulamaya, eleştiriye açık bir alan var, bizdeki gibi herşeyi ört bas etmek mümkün değil.

O sorgulamalardan Türkiye’de payını alacak. Keşke bunu, kendi ülkemiz için biz yapabilsek, ‘Esadcı’ propagandası altında ezilip insanlık suçlarına ortak olmaya karşı çıkabilsek. Ancak o zaman yanı başımızda akan kanı durdurmak için küçük de olsa bir katkımız olur.

Keşke, küçük hesapların küçük dünyasından çıkabilenler çoğalsa, iktidarlar adına değil, insanlık adına bir ses verebilse.

NURAY MERT

Tamamı için Birgün

Bir cevap yazın