Ankara 363. hafta

Afrika’nın yaklaşık 20 ülkesini sörmürgeleştiren Fransa, 14 milyon nüfuslu ve halkının yüzde 95’i Müslüman olan Mali’ye; güya Araud, Mali ve Batı Afrika’nın istikrarının tehlikede olduğu bahanesiyle askeri müdahalede bulunmuştur. Asıl amacı altın, uranyum, fosfat, kaolin, kireç taşı, tuz, hidro enerji, petrol ve doğalgaz yataklarını sömürmektir. Fransanın askeri müdahalesine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oy birliği ile destek vermiştir. Bunun yanı sıra Belçika, İngiltere, Kanada, Almanya ve ABD uçak, helikopter, asker ve lojistik destek vereceklerini açıklamışlardır. Bundan cesaret alan Fransa’nın Mali’nin birçok şehirlerini yoğun bir hava saldırısı ile bombalamaya başladığı, ölü sayısının 100’ün üzerinde, ülkeyi terk edip başka ülkelere sığınanların sayısının ise 145 bin olduğu bildirilmektedir. Sivillerin de katledildiği bu vahşete İslâm Birliği Teşkilatı acilen toplanarak bir çözüm üretmeli, Türk hükümeti de Mali’ye askeri müdahalenin karşısında olduğunu net bir dille ifade ederek tavrını belirlemelidir. Bu anlamda tüm sivil toplum kuruluşlarını insanların katledildiği, ülkelerin sömürülmeye kalkışıldığı, insan hak ve hukuklarının ihlal edildiği durumlarda ses getiren ve çözüm üreten ciddi çalışmalar yapmaya davet ediyoruz.

Yine bu anlamda, hemen yanı başımızda kendi halkını kurşunlayan, üzerlerine misket bombası, parça tesirli bomba ve vakum bombası yağdırarak katleden Beşşar Esed ve ordusunu, buradan tekrar lanetliyoruz. Eset yönetimine karşı Mart 2011’de başlayan ayaklanmada şimdiye kadar 60 binden fazla insan ölmüş, 600 binden fazla insan ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır. Bunların, 230 bin kadarı Türkiye’ye iltica etmiştir. Yine Sivil Toplum Kuruluşları’nın, şu soğuk kış günlerinde yaşlı-genç, kadın-erkek, çoluk-çocuk aç-bîilaç mağdur durumda olan bu insanlara yiyecek, giyecek, yakacak vs… yardımları ulaştırmaları konusunda gereken çalışmalarını daha bir hızlandırarak yapmalarını istirham ediyor, bu yönde gayretli çalışmalarını duyduğumuz kuruluşlara da teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Bilindiği gibi, İncirlik Üssü’ndeki ABD 39. Wing Komutanlığı bünyesinde görev yapan ABD’li askerler yılbaşı gecesi üs içerisinde bulunan caminin camını çerçevesini kırıp, minberi yıkmış ve orada bulunan Kur’an-ı Kerim’i yakarak bir alçaklığa daha imza atmışlardır. “Bir alçaklığa daha” diyoruz; çünkü bu yapılan ilk olay değildi. Daha önceleri de Afganistan’daki Bagram Üssünde, Kâbil’in Deh Hodaidat köyünde Kur’an-ı Kerim yakmışlardı. Yine 2011 yılında Rahip Terry Jones “Kur’an-ı Yargılama Ayini” düzenleyerek Kur’an-ı Kerim’i yaktırmıştı. Yine ABD’li askerler 18 Mayıs 2008’de Irak’ta, Kur’an-ı Kerim’i hedef tahtası yaparak kurşun yağmuruna tutmuş, sayfalarını delik deşik etmişlerdi.

Evet, İncirlik Üssü’nde irtikap edilen bu alçakça saldırının faillerinin bir an önce cezalandırılmaları ve bu üssün kaldırılması konusunda ciddi adımların atılması gerektiğini bir daha yetkililerin ve kamu oyunun dikkatlerine arz ediyoruz.

Bugünlerde kılık kıyafet serbestisi için bir çok Sivil Toplum Kuruluşları bir takım faaliyetler yapmaktadır. Bunları hem tebrik ediyor, hem de destekliyoruz. Ancak, bu faaliyetlerde göz ardı edilmemesi gereken husus; gerek eğitim hakkı, gerekse çalışma hakkının kılık kıyafet bahane edilerek engellenemeyeceği konusunun mutlaka Anayasal güvence altına alınması gerektiğidir. Keyfi uygulamaların önüne ancak böyle geçilebileceği asla unutulmamalı ve haklar bu yönde aranmalıdır.

Son olarak; basın özgürlüğüne ve haber alma hakkını önlemeye yönelik, Yeni Akit Gazetesi’nin Bağcılar’da bulunan matbaasına gerçekleştirilen bombalı saldırıyı kınadığımızı bildirir, Akit Gazetesi’ne geçmiş olsun dileklerimizi iletiriz.

Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA

Muhittin ÖZDEMİR

VAHDET VAKFI

Bir cevap yazın