Ankara 362. hafta

Başörtüsü tahammülsüzlüğüne her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Açık Öğretim Fakültesi Güz Dönemi 1. Ara Sınavı’nda GAP Kız Lisesi’nde gözetmenlik yapan Melahat Erdemonar yasakçı zihniyetin mağduru oldu. Öğretmene sınıfta bu şekilde bulunamayacağını söyleyip, sınav evrakları üzerindeki ismini karalayarak, yedek görevlinin ismini yazan yasakçı Profesör Ramazan Sağlam başörtülü öğretmeni zorla sınıftan çıkardı. Profun sığındığı argüman yönetmelik.

Bağlı bulunduğu sendikanın çağrısı üzerine çağdışı kılık ve kıyafet yönetmeliğini protesto etmek için başlatılan işe serbest kıyafetle gitme eylemlerine katılan Diyarbakır Evliya Çelebi İlköğretim Okulu Öğretmenlerinden Kadriye Sevgi Yılmaz, derslere başörtüsü ile girmeye çalışınca okul müdürü tarafından öğrencilerinin gözleri önünde yaka paça dışarı atıldı. Müdürün sığındığı argüman yönetmelik.

Daha önce Gıda Mühendisi Betül Koç’un başvurusunu başörtülü fotoğraf verdiği gerekçesiyle kabul etmeyen Gıda Mühendisleri Odası yeni bir skandala daha imza attı. Gıda Mühendisleri Özlem Şahin ve Alime Büşra Nur Sarıoğlu Canbulut’un başörtülü fotoğraf verdikleri gerekçesi ile Gıda Mühendisleri Odası’na yaptıkları üyelik başvuruları kabul edilmedi. Odanın sığındığı argüman yönetmelik.

Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı ve Atatürk Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç, geçtiğimiz hafta cuma günü yaptığı final sınavında, ‘Laik bir ülkede din ve vicdan özgürlüğü devletin korumasında ise başörtüsü yasağı olabilir mi?’ sorusunu sordu. Çekiç, cevap şıkları arasında yer alan ‘Kamusal alanda devlet vatandaşların giyimine karışabilir’ şıkkını doğru cevap olarak kabul etti. Çekiç’in sorduğu iddia edilen bir başka soruda “Laik sistem bireyi özgürleştiren bir sistem olduğuna göre, öğrencinin başörtüsüne neden karışır?” ifadeleri yer alırken, doğru cevap olarak ise, “Kamusal alanda kamunun kuralları geçerlidir ve herkes o kurallara uymak zorundadır” ifadeleri yer aldı.

İçinde yaşadığımız ülkede halkın büyük çoğunluğunu Müslüman nüfusun oluşturuyor olmasına karşın; devlet ve devletin resmi ideolojisi müntesiplerince İslam’ın ibad-i rükünleri üzerinden yıllar boyu Müslümanlara yapılan baskı hız kesmeksizin sürdürüle gelmiştir. Son dönemde yapılan mevzii çalışmalarla inanca dair baskılarda kısmi yumuşama olmuşsa da özellikle başörtüsü, namaz ve sakal konusunda Müslümanlar hala keyfi baskı ve yasaklamalarla karşı karşıya kalmakta ve telafisi mümkün olmayacak şekilde mağdur edilmektedirler. Özellikle kılık kıyafet yönetmeliği adı altında yapılan laikçi baskı ve dayatma Müslümanların önünde aşılması zor bir engel olarak durmaktadır. Ülkenin farklı yörelerinde yaşanan olaylar bir kez daha göstermektedir ki; başörtüsü yasağının sadece üniversitelerde keyfi olarak kaldırılmış olması sorunun yalnızca çok küçük bir parçasının çözümü niteliğindedir. Anayasada tanımlanan haklara rağmen çıkarılan keyfi yönetmelikler bir an önce uygulamadan kaldırılmalı, üniversite eğitimini başarıyla tamamlayarak mesleğini yapmaya hak kazanan insanların önüne kişisel ideolojik saplantılarla set çekmeye çalışanlar bir an önce cezalandırılmalıdır. Sözde demokrasi, hukuk devleti, özgürlük, eşitlik gibi söylemlerin ayyuka çıktığı şu dönemde, çağdışı ideolojik uygulamalarla bu söylemlerin boş sözler olmaktan öte gitmediği aşikârdır. Bu ülkede Müslümanlara yönelik baskı ve başörtüsü yasağı çözüme ulaşmadığı sürece iktidarın bütün özgürlükçü söylemleri içi hava dolu balonlardan ibaret kalacaktır.

İsmi daha evvel bir çok skandalla birlikte anılan ve bu coğrafyanın kalbine bir hançer gibi saplanmış olan incirlik hava üssünden yeni bir skandal haber daha geldi. Haberlere yansıyan olayda üste bulunan Amerikan askerlerince üsteki camii tahrip edilip içindeki Kur’an-ı Kerim parçalanmıştır. Olayın aydınlığa kavuşması için derhal aralarında STK’larında olduğu bağımsız bir komisyon kurulmalı, tesbit edilen sorumlular derhal cezalandırılmalıdır. Bu vesile ile buradan bu ülke yöneticilerine seslenerek onlarca yıldır milyonlarca insanın ölümüne ve sakat kalmasına, doğanın ve tarihi mirasın geri dönülmez bir şekilde tahrib olmasına sebeb olan ve ülkelerin zenginliklerini yağmalayan emperyalist Amerika ve batı devletlerinin ve onların çirkin yüzünü maskeleme görevini üstlenmiş NATO’nun bu ülke topraklarından bir en evvel kovun diyoruz. Aksi halde yapılan her zulmün ve işlenen her bir cinayetin ortağı olmaktan kurtulamayacaksınız.

Güven içinde yaşanabilir bir dünya için din, dil, ırk, renk, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın her bir bireye eşit haklar verilmesi ve bunların sıkı bir şekilde korunması için gerekli önlemler alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki kaosun hâkim olduğu bir yerde hiç kimse güven içinde olmayacaktır. Zulüm sürdüğü müddetçe zulmü ve zalimi deşifre etmeye ve onlarla mücadele etmeye devam edeceğiz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU ADINA

İHH ANKARA YÖNETİM KURULU ÜYESİ

Serkan CODAL

Bir cevap yazın