Milli Müslümanların Kürt Algısı

Ciğerleri dağlanmış taraflarca başlatılan her süreçte, egosu süreçlerin can kıyımına son verilmesi kutsallığından daha kutsal olanların da her nedense akıl ve fikirleri bu zamana ayarlanmış olarak kemale ermiş oluyor.

Kendilerine ‘biz de varız’ demekle işin içinden vicdan temizleme payesi biçenler kenarda dursunlar, zira alenen sırıtıyorlar.

Şucu, bucu, islami ya da değil, örgütlenmiş ve derlenmiş olanların bugüne kadar bir karşı duruşları olmamışsa kıyılan canlar için, iki taraf arasında başlayan süreçteki terennümleri ağzı oldukları için sadece konuşmak niteliklidir.

28 Şubat sürecinde Müslüman cenah için postalların goygoyculuğunu yapan gazetecilerin, yazarların, medyanın, iktidar erkine göre bukalemun olma hünerini gördük biz.

Meydanı boş bulan Müslüman Türk derlemecilerinin barış tellallığı yaptığı bu süreçteki tavırlarıyla, 28 şubat sürecinde islami kesimi harcayanlar arasında etik felsefe yönünden bir fark yoktur. Süreçte bir halka olmak endişesinden hali değildir.

Basın bildirgelerindeki niyet, bildirgelerindeki gayretten daha çok göze çarpıyor. Asıl vicdan ve şuur faciası da burda başlıyor zaten.

Kürt meselesiyle ilgili sürece  çözüm için baktıkları ana eksen, Kürt meselesine ayaklarına dolanan bir çalı olduğudur. Bunu, insan canının kanının kutsalla olan ilişkisini bir tarafa bırakıp küresel düzleme çıkartarak Türkiye’nin daha güçlü bir Türkiye olması isteğine götürmektedirler.

Sorun daha da büyümeyi küresel yörüngede istememek değil elbette; ama anlaşılan meselenin bunlara göre Türkiye’nin büyümesine engel olmaktan başka hiçbirşeye yaramayan bıkkınlık vermiş bir vakayı adiye gibi olmasıdır.

Geçelim.

Konuşmanın kar ettiği zaman, zor zamanda konuşmaktır. Gerisi ortaya sallamaktır. Bugün bir şeyler konuşuluyorsa ve bu bir sürece dönüşmüşse zerre kadar katkınız olmamıştır. Söyledikleriniz sadece kendi varlığınızı halkların nezdinde tasdiklemektir.

Bugüne kadar 30 küsür yıllık bir sürecin içinden geçtik. Bugün bir araya gelip bilinçaltınızdaki milli duygularınızı islami esaslarla mayalaştırarak uyandırmanız bir duruşu değil ancak bizim de bir lafımız olsun tavrından başka bir şey değildir…

Lafa itibar zor zamanda dile gelendir. 7’den 70’e her yaş gurubundaki bireylerin barış ve süreç hakkındaki lafları sizin sayfalar dolusu bir araya gelip açıkladığınız basın bildirilerinizden daha kıymetsiz değildir…

Yerinde söylenmeyen söz zamanında sıkılmamış kurşun gibidir.

Ve zamanında sıkmadığınız kurşun kendi fikrî intiharınız demektir.

İnsanı ve insana dair bütün kutsalları dernek dernek, vakıf vakıf parçalayanlar, biliniz ki insanlığın değerleri bir bütündür parçalanamaz.

Geç kaldınız.

Ümmetten dem vurup milliyet illetinden kurtulamayanların şifa olacağı hiçbir yara yoktur.     

Belli taraflar arasında başlamış ve halkların yorulmuş ve acıyla yoğrulmuş ciğerlerine ferahlatıcı bir soluk  olan bu umuda dair beklentilerimizin boşuna çıkmaması canlar adına Allah’tan en büyük temennimizdir.

HALİL YAKUT

Yazının tamamı için İpekyol Haber

 

Bir cevap yazın