ABD, NATO veya BM mi değişiyor, Türkiye Müslümanları mı?

Hür Beyan Hareketi, Özgür Açılım Platformu ve Boğaziçili Bir Grup Müslüman Öğrenci Türkiyeli Müslümanların belli konularda giderek sessizleşmeleri üzerine bir açıklama yayınladı. Açıklamada Türkiyeli Müslümanlara “hesabını veremeyecekleri kötülüklerden uzak durmaları” çağrısı yapılırken dikkat çekici bir soru soruluyor:

“Türkiyeli Müslümanların, zulme maruz kalmalarına ve dahi katledilmelerine ses çıkartmadıkları bütün “diğer” Müslümanların, Amerika’nın başını çektiği küresel emperyalizm ve kapitalizm oyununda ‘yanlış’ tarafta yer alıyor olmaları tesadüf mü?”

ABD, NATO VEYA BM Mİ DEĞİŞİYOR YOKSA TÜRKİYE MÜSLÜMANLARI MI?

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla!..

Ey insanlar! Sizleri, gözlerinizin önüne çekilen perdeye değil bu perdenin arkasındaki gerçeğe bakmaya davet ediyoruz!

Tağut, şirk ve zulüm sürekli şekil değiştirerek farklı kılıklarda karşımıza çıkıyor. Bizler, dün olduğu gibi bugün de dünyada kendilerine mahsus güvenli ve şatafatlı cennetler kurmak isteyen emperyalist ve kapitalist odakları asla üzerimizde meşru bir otorite olarak kabul etmiyoruz. Fakat dünden farklı olarak bugün, sözümüzü, ulusal çıkarları için her şeyi sineye çeken ve ‘büyük hesaplara’ girdiği için zalimlerle kol kola gezen bölgenin ‘Müslüman’ muktedirlerine ve daha da önemlisi bu muktedirlere kredi açan Müslüman halka söylemek zorunda hissediyoruz:

Bundan yaklaşık bir yıl önce, anti-terörist(!) NATO kuvvetlerinin Afganistan’da 21 Türkiyeli genci şehit etmesini Türkiye kamuoyu sessizlikle karşılamıştı. Tunus’ta ABD’de yayımlanan ahlaksız filmi protesto eden selefilerden dört yüz kişinin en-Nahda yönetimindeki zindanlarda olması ve bu zindanlardaki mahkûmlardan iki tanesinin yaptıkları açlık grevleri sonucunda ölmeleri de Türkiye kamuoyunun dikkatini çekmemişti. Türkiye’de Hizbullah cemaatinin Mustazaf-der’i kapatıldığında da Müslüman camia sessizdi. Umut Davası kapsamında yeni verilen hükümle masum Müslümanların hapisle cezalandırılması da pek gündem edilmiyor. Yine, düzenledikleri bir hilafet konferansı sebebiyle, Hizbu-t Tahrir’den oldukları gerekçe gösterilerek 19 kişiye 119 yıllık hapis cezasının verilmesi de Türkiyeli Müslümanları pek rahatsız etmedi.

Daha sayamadığımız, sessizce üzeri örtülen pek çok vakıa var. Bütün bunlar ve ortada olan sessizlik ne anlam ifade ediyor?

Türkiyeli Müslümanların, zulme maruz kalmalarına ve dahi katledilmelerine ses çıkartmadıkları bütün “diğer” Müslümanların, Amerika’nın başını çektiği küresel emperyalizm ve kapitalizm oyununda ‘yanlış’ tarafta yer alıyor olmaları tesadüf mü?

KCK tutuklamalarındaki hukuksuzlukları veya hakları gasp edilmiş kocaman bir halkı göremeyenlerin, geniş kitlelerce hilafet konferansları veya kutlu doğum programları örgütleyen siyasi cemaatleri de bu kadar kolay göz ardı etmeleri bizce bir tesadüf değil, aksine müstekbirlerle cem oldukça mustazaflardan uzaklaşan uyumcu topluluğunun başat bir karekteristiğidir.

Ve işte Mali! Son günlerde Mali’de yaşananlar ABD, NATO ve BM ile müttefik olmayı seçen bölgedeki hükümetlerin direnişçi İslamcı muhalefetlere karşı nasıl özgün(!) bir irade geliştirdiğini bize bir kez daha göstermektedir. Somali, Afganistan, Çeçenistan ve daha bir çok İslam ülkesindeki Müslüman halkların küresel güçler eliyle ve “bizden” hükümetler vasıtasıyla şeytanlaştırıldığını ya da ehlileştirildiğini ve bu gidişata karşı söz ve tavır geliştirenlerin batıl argümanlarla “terörist” kimliğine mahkûm edildiğini görüyor, gördükçe anlıyor, anladıkça insanlık üzerinde oynanan senaryoya buğzetmeye devam ediyoruz.

Tevhid ve adaleti öncelemeyen politikalar, ortaklık ve dostluklar, eylem, düşünce ve yaklaşımlar her ne kadar Müslümanca kıyafetlere bürünse de küfrün ve şirkin kara lekesini üzerinde taşır. Yapılan büyük hesaplar salihlerin, masumların ve müminlerin harcanmasına endeksliyse dünyada da ahirette de bu hesapların karşılığı acı olur. Emperyalizmin Mali’ye saldırısının ardından bahsedilen kuvvetlerin takındıkları tutum bu ‘bizden olan’ muktedirlerin bizleri Amerika’nın, emperyalist sistemin, kapitalist sistemin oyununu bozup bozmamamıza göre ayırdığını tekrar göstermiştir. Emperyalizm ve kapitalizmin kurguladığı oyunu bozucu olmayan çevreler ve ‘muktedir’ Müslümanlar, bu oyunu bozucu olan Müslümanları hunharca katletmekte, böyle yapmıyorsa katledilmelerine göz yummakta ve katledilmelerinin meşruiyet zeminini temin etmekte bunun karşılığı olarak da iktidarlarını sürdürebilmektedirler. Ne kötü bir ticaret!

Tabiat ve insanlık üzerinde kurulmak istenen zulüm yollu güç ortaklaşmalarını ve zalimane tavır ve tutumları görüp de bu mutabakattan, bu siyasetten el etek çekmeyen Müslümanların hiç olmazsa kendi ülkelerinde etraflarına adalet gözlüğüyle bakmalarını bekliyoruz. Tuttukları rahatsız edici(!) yollar hasebiyle kendi mahalleleri tarafından “terörist” ilan edilmiş İslamcı kurum ve kişilerin varlığının Müslüman ahaliye bir şeyleri hatırlatacağını umut ediyoruz. Müslümanları bu zalimane oyunu oynayanları cezalandırmaya ve yalnız bırakmaya davet ediyoruz.

Müslüman kardeşlerimiz adına endişeleniyor, onları Hakk ve Adalet ekseninde her şeyi en baştan sorgulayarak düşünmeye, hesabını veremeyecekleri kötülüklerden uzak durmaya ve gerekirse erdemliler ittifakını dünyevi zaaflardan azade bir formda en baştan kurmaya çağırıyoruz.

Hür Beyan Hareketi, Özgür Açılım Platformu ve Boğaziçili Bir Grup Müslüman Öğrenci

Sohbete katılın

1 yorum

  1. MAZLUMDER Turkiyeli muslumanlarin hak ve ozgurlukler alaninda Adalet arayisi icin kurduklari ortak bir platform olup 21 yildir bu ozelligini muhafaza ederek kim olursa olsun Zalime Karsi Mazlumdan Yana ilke ve hassasiyetiyle mucadele vermekte iken , Muslumanlardan bahisle MAZLUMDER edim ve faaliyetlerini gormeyerek veya disarda tutarak yapilan degerlendirmeleri cok saglikli bulmadigimi beyan ile soz konusu hatirlatmayi yapan arkadaslarimi da hassaten duyarliliklarindan dolayi tebrik ederim.Rabbim encamimizi Hayr eyleye vesselam…mcs

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir