ABD ve Türkiye aynı yöne mi bakıyor?

Suriye krizi Türkiye açısından her geçen gün siyasi, askeri ve ekonomik sorun haline gelirken insani boyutu, Batılı ülkerler için de, göz ardı edilemeyecek bir hal aldı… Kriz bu şekilde derinleşecek olursa sekter bir iç savaş tehlikesi, İran’la girişilecek bir bölgesel rekabetin mahiyet değiştirme riski her gün biraz daha belirginleşiyor.

Tam bu süreçte Amerikan Dışişleri Bakanı Clinton’ın Türkiye’ye gelip en üst düzeyde görüşmeler yaparak, krize aktif olarak müdahil olacakları sinyali vermesi hükümeti rahatlatmış görünüyor. Bu sırada Fransa ve İngiltere’nin de açıkladığı mali yardım, ne muhalifleri zafere ulaştırabilir ne de sınıra dayanan mültecilerin ihtiyaçlarını karşılar…

Politik anlamda Amerika’nın da muhalefete destek verdiği, dahası Türkiye’nin pozisyonunu desteklediği görüntüsü verilse de ayrıntılara girildiğinde durum çatallaşmakta…

ABD Dışişleri Bakanı her şeyden önce sonuç alacak askeri destek vermekten uzak olduklarını belli etti. Türkiye ile Amerikan işbirliğinin Esad sonrası Suriye için farklı projelerinin olduğunun bu stratejik yakınlaşmada ortaya çıkması da ayrıca bir paradoks.

Ne demek istediğimizi açalım: Türkiye, Suriye Ulusal Meclisi’nin Suriye muhalefetinin tek meşru temsilcisi olması için adeta tek başına mücadele verdi. Buna rağmen tüm muhalefet bu çatı altında toplanamadı ve uluslararası camia bunu tek meşru temsilci olarak tanımaya yanaşmadı. Clinton’ın da, Kahire’de farklı muhalif grupların inşa etmeye çalıştıkları oluşuma gönderme yaparken muhalefet arasındaki ayrılığa özel vurgu yapması genelde görmezden gelindi…

Clinton’ın önemli vurgularından biri de Esad sonrası Baas yönetiminin tümüyle çökertilmeden, devlet mekanizması dağılmadan geçişi sağlayacak bir formül arayışıydı. Bu durum, Özgür Suriye Ordusu’nun Baas rejimiyle her türlü ilişkiyi, pazarlığı reddeden açıklamalarıyla birlikte düşünüldüğünde Rusya ile de varılacak bir anlaşma ile geçiş döneminin zeminin hazırlandığını akla getirmektedir.

Bu süreçte Amerikan hassasiyeti ile Suriye’den gelen muhaliflerin işledikleri “vahşet” görüntülerinin birlikte okunmasında fayda var. Esad sonrası Suriye’de silahla kazanılmış bir zafer elde edecek İslamcı unsurları hiçbir zaman görmek istemeyeceği sır değil. Dolayısıyla Amerika, muhalefeti de dizayn etmeyi planladığının işaretlerini veriyor. Muhalefetten emin olmadığı sürece nihai sonuç almayı sağlayacak silahların geçişi de mümkün olmayacak görünüyor.” İslamcıların egemen olduğu” bir Suriye’dense diktatör laik bir Esad her zaman tercih edilecektir…

Sorun derinleşip yayıldıkça Suriye’nin sorunu olmaktan çıkıp bölgesel bir çatışmanın tohumlarını yeşertmeye devam edecek demektir. Amerika’nın, Türkiye tezlerine en yakın durduğu bir resimde bile derin çatlakların ortaya çıkması gittikçe Türkiye’yi içine çeken bir vakuma dönüşecek görünüyor.

AKİF EMRE

Yeni Şafak

 

 

Bir cevap yazın