Konya’da eylemler 235. haftasında

365 günün neredeyse her bir güne kutlanacak anılacak değerler bulup günleri onların arasında bölüştürdüler. Seküler yaşamın ulusal anlayışın hümanist yaklaşımların günlerini kutsallarını belirlediler.

Dünyevileşme sekülerleşme beraberinde getirdiği değerlerle bireyselliği ön plana çıkarıp başta aile olmak üzere hayatın temel taşı olan pek çok değeri tehdit etmektedir. Sanayi devrimi ile birlikte ortaya çıkan ucuz iş gücü ihtiyacı kadını bir iş gücü argümanına dönüştürmüş onu bulunmuş olduğu yüce konumundan indirip basit bir ekonomik meta haline dönüştürmüştür.

Kadını bireyselleştiren onu kutsal aile ortamının en etkin üyesi olmaktan çıkarıp tehlikelerle dolu sokağa bırakan anlayış feminizm gibi kadın hakları gibi pek çok sloganın arkasına sığınarak kadını kendisini kuşatan koruyan zırhlardan arındırmış onu sokağa Özgürleştirmek iddiası ile yapa yalnız salıvermiştir.

8 Mart dünya kadınlar günü kadını annelik gibi sadık bir zevce olmak gibi aile yuvasını koruyup yücelten önemli bir konumdan basit bir iş gücüne sıradan bir bireye dönüştürme ve indirgeme günüdür.

Kadınlar bireysel ve ekonomik özgürlük koca kahrı çekmeme gibi cafcaflı süslü laflarla kandırılıp sokağa itilmekte sokağın ve iş hayatının tehlikeleriyle karşı karşıya bırakılmaktadırlar.

Son günlerde ülkemizin zoraki günlerinden birisi kadına şiddet ve kadını koruma ile ilgili kanundur. Bu yasa ile kadına pek çok ayrıcalıklı haklar verilmekte kadın güya erkek baskısından kurtarılmakta dört duvar arasından çıkartılarak sosyalleştirilmektedir. Kadına şiddete hayır diyerek yola çıkanlar onlarca yıldır kadını şiddeti görmemekte onların inançlarından dolayı örtünmelerine savaş açıp başörtülerini yasaklayabilmektedirler. Ülkemizin kangrenleşmiş sorunu olan başörtüsü yasağı bu ülkede kadına yönelik en büyük şiddet değil midir.4+4+4 uygulamasıyla başörtüsü sorunu çözmeden liseyi de zorunlu hale getiren bir anlayış kızlarımıza yönelik büyük bir şiddet uygulamış olmuyor mu?

Başörtüsü sorununa köklü bir çözüm getirmeden kadına yönelik şiddetten ve onun kaldırılmasından bahsetmek hangi anlayışın ürünü olabilir. Öncelik kadınların inançlarından dolayı gördükleri bu şiddettin kaldırılmasında olmalı değil midir? Biz başörtüsü sorunu çözülmeden kadına yönelik şiddetin konuşulmasını öncelikler sıralaması açısından büyük bir haksızlık olarak görüyoruz.

Uygulamaya giren yeni yasa kadına verdiği pozitif haklarla kadını taşıyamayacağı bir yükün altına sokmaktadır. Onu ailenin bir bireyi hatta temel taşı olmaktan çıkarıp bir birey haline dönüştürerek onu yalnızlığa itmektedir.

Kadının ayakları altında olan cennetten mahrum etmek en büyük zulüm değil midir? Onu annelik gibi yüce bir makamdan ekonomik bir üretim haline dönüştürmek en büyük şiddettir.

Kadını aileden uzaklaştıran Allah’a karşı sorumluluklarından çekip alan ona feminist haklar tanıyan her uygulamaya şiddetle karşıyız. Kadın öncelikle bir kul, bir zevce, bir anne olarak seçkin yerini korumalıdır. Feminist saldırganlığın ve tüketim köleliğinin mahkûmu olmamalı ve bireyselleştirerek üretim güçlerine köle yapılmamalıdır.

Var olan her bir varlığa haklarının ilahi bilgi üzere verildiği kimsenin bir başkasının sınırlarına tecavüz etmediği tevhit ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umuduyla hepinizi 236.haftada buluşmak üzere Allaha emanet ediyoruz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

17 REBİ’UL AHİR 1433

10.MART.2012

 

Bir cevap yazın