Grup İslami Direniş: Direniş marşları nesilden nesillere aktarılsın istiyoruz

Grup İslami Direniş, Haykır adını taşıyan ilk albümünü çıkardı. Grup üyesi genç sanatçılar Recep Abdülmetin Gezer, Halil İbrahim Ertan ve Muhammed Osman Kıvanç’la grupları ve müzikleri hakkında konuştuk, kendilerine ilk albüm heyecanını ve albüme ilgiyi sorduk.   

Öncelikle albümünüz hayırlı olsun, tebrik ediyoruz. Albüme geçmeden önce okuyucularımız için Grup İslami Direniş’in serüveninden bahsedebilir misiniz?

Muhammed: Allah razı olsun. Grup İslami Direniş, 1992 yılında çıkardıkları ilk ve tek albümden sonra müziğe ara vermiş bir gruptu. Grubun üyeleri daha sonra Grup Kıvılcım ismi ile müziğe devam ettiler. Biz de 2010 yılında bir müzik grubu kurma kararı aldığımızda abilerin de izni ile bu grubu devraldık. 2015 yılında grup şu anki haline kavuştu. O zamandan beri de gerek sosyal medyada, gerekse çeşitli organizasyonlarda müziğimizi yapıyoruz. Bu sene de geçmişten beri hayalini kurduğumuz albümümüzü çıkardık.

“Haykır” albümü nasıl bir sürecin meyvesi olarak çıktı? Bu albümün en büyük amacı, iddiası nedir?  

Muhammed: “Haykır” albümü yukarıda bahsettiğim kuruluş sürecinden bu yana bir hayaldi ve o zamandan bu yana maddi-manevi olarak hep buna hazırlandık. Biz müzik yapmadan önce iyi birer marş ve ezgi dinleyicisiyiz. Geçmişte ve halen biz hep marşlarla heyecanlandık, heyecanlanıyoruz. Sevincimizi, hüznümüzü, öfkemizi ve nice duygularımızı bu marşları haykırarak yaşadık. Bugün mücadelenin, direnişin ve beraberinde bunu anlatan duyguların yok olduğunu görüyoruz. Biz de bu albüm vesilesi ile tüm duygularımızı eserlerimizde anlatmaya çalıştık. Bir meşale yakmak istiyoruz. Direniş marşları nesillerden nesillere miras olarak aktarılsın ve katlanarak bir marş ve ezgi kültürü oluşsun istiyoruz.

Albümdeki eserler güfte ve bestesiyle büyük oranda size ait. Bu bir tercih midir yoksa benzer çalışmaların yapılmamasından mı kaynaklanıyor? Bu mevzuya girmişken, sizin çizginize yakın çalışmaların durumu hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz? Yeterli bir üretim var mı?

Recep: Evet, bu bir tercih. Albümün tamamının kendi çalışmamız ve çabamız olmasını istedik. Sadece bir eser yakın arkadaşımıza ait. O da, ‘bizden’ diyebileceğimiz kadar yakın bir dostumuz. Gerçekten gönül vererek, dert edinerek, herhangi bir eser değil, iyi bir eser dinleyicinin yüreğine dokunan bir eser olması için elimizden geleni yapmaya çalıştık. Böylece yapılan benzer çalışmalardan ayrılacağına inandık. Şu anda bu tarzda yeni çalışmalar yapan arkadaşlar var hatta bize yazan, akor isteyen kardeşlerimiz oluyor. Ancak mevcut yapılmış yeni çalışmalar maalesef çok az ve azaldı. Daha kat etmemiz gereken çok yol olduğuna inanıyoruz.

Yaptığınız müziğe ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Durduğunuz yerle ilişkide olduğunuz sosyolojiyi birlikte değerlendirirsek karşılıklı etkileşimin sanatınıza yansıması hakkında neler söylemek istersiniz?     

Recep: Tabii bu müziğin belli bir dinleyici kitlesi var. Biz bu kitlenin ilgisini yaptığımız çalışmalarla çektiğimizi düşünüyoruz. Biz bulunduğumuz toplumda da bir mücadelenin içindeyiz ve esas görevimizin dava adamı olmak olduğunu düşünüyoruz. Bu mücadele içinde hayatı nasıl okuyorsak ezgilerimizde de onu anlatıyoruz. Ekinler ifsat edilirken, pınarlar kururken, emekler sömürülüp çalınırken ve tertemiz canlar yitip giderken bizim de buna sessiz kalmamız mümkün değil. Biz de tüm bunları eserlerimizde anlatıyoruz.

Bununla beraber bu duyguları paylaşan herkes burada kendinden bir şeyler buluyor. Biz hiçbir zaman “insanlar neyi daha çok dinlerler”den yola çıkarak bir eser ortaya çıkarmadık. Biz, yüreğimizden geçenleri, bizi anlatabilecek şeyleri yazmaya gayret ediyoruz. Yaptığımız işlerde yalnızca Allah’ın rızasını aramaya gayret ediyoruz. Sonuç olarak her şeyin sahibi olan Allah, nasip ederse bir takdir ortaya çıkıyor. Bizi mü’minlerle kardeş kılan Allah, kalplerimizi diğer kardeşlerimizle bir kılıyor. Aynı yüreği, aynı derdi-tasayı taşıyan herkes burada kendinden bir şeyler buluyor ve tüm bunların sonucunda sağ olsunlar bir teveccühte bulunuyorlar. Bizi kardeş kılan Allaha hamdolsun.

Albüm nasıl karşılandı? Albümün Coronavirüs salgınına denk gelmesi tanıtımı etkiledi mi?

Halil: Hamdolsun, albümümüz genel olarak güzel karşılandı, beğenildi. Her parça için ayrı ayrı, güzel yorumlar aldık. Haykır albümü farklı tarzda parçaları bir arada barındırıyor. Bu parçaları yaparken biz çok beğenerek yapmıştık, dinleyicilerimizde de aynı etkiyi uyandırması açıkçası bizi çok sevindirdi. Tabi olumlu eleştirilerin yanında olumsuz eleştiriler de gelmiyor değil. Biz bunları da ayaklarımızın yere daha sağlam basması için çok önemsiyoruz. Eksiklerimizin farkına varmış oluyoruz. Bu noktada bize olumlu, olumsuz eleştiride bulunan, her daim destek olan takipçilerimize de teşekkürlerimizi iletmiş olalım.

Virüs salgını, hem albüm sürecimizi hem de tanıtımımızı biraz etkiledi tabi. CD basım ve bandrol gibi resmi işlemler virüs sebebiyle aksayınca Haykır albümünü mecburen ilk etapta yalnızca dijital ortamda yayımladık. Şu an CD’lerimiz elimize ulaştı ve dağıtımına başladık.

Virüs sebebiyle kültür etkinliklerinin iptal edilmesi de çok istediğimiz albüm tanıtım gününü yapamamamıza sebep oldu. Güzel bir gece tertip etmeyi istiyorduk ama hayırlısı böyleymiş. İlerleyen süreçte bu isteğimizi gerçekleştirebiliriz inşallah. Tüm bunlara rağmen şükürler olsun ki hem dijital ortamdaki dinlemelerde, hem de CD satışında güzel ilerliyoruz. İnşallah böyle ilerlemeye devam eder.

Grup İslami Direniş’in bundan sonraki hedefleri nelerdir? Nasıl bir yol haritası var önününüzde? 

Halil: Biz bu yola çıkarken birçok hedef, amaç uğrunda yola çıkmıştık. Bunun en büyüğü tabi ki Rabbimizin rızasını kazanabilmekti. Bu amacımızı gerçekleştirebilmek ve ömrümüzü bu yolun yolcusu olarak tamamlamak nasip olur inşallah. Onun dışında grup olarak sosyal medyaya büyük önem veriyoruz. Kurulduğumuzdan beri genel olarak sosyal medyada çok aktif olduğumuzu düşünüyorum. Dijital dünyanın özellikle çocukları ve gençleri bu kadar sarıp sarmaladığı, içine çektiği günlerde onlara bir nefes olmayı umut ediyoruz. Buradaki amacımız bir alternatif oluşturmak değil. Müslümanlar olarak bizim müziğimizin, sanatımızın vb. bir alternatif değil başlı başına bir kültür olduğunu düşünüyoruz. Bu sebeple sosyal medyada varız ve hamdolsun güzel bir şekilde ilerliyoruz.

Bundan sonraki süreçte yeni eserler, albümler ortaya koymak, yeni içeriklerle sosyal medyada devam etmek istiyoruz. Bir yandan da müzik/enstrüman olarak kendimizi geliştirmek için çabalıyoruz.

Bir cevap yazın