Nekbe, 72 Yıllık Büyük Felâket!

Nekbe’nin, yani Filistin halkının ‘Büyük Felâket’inin üzerinden tam 72 yıl geçti. Nekbe’nin yıl dönümüyle ilgili olarak BDS gönüllüsü ve akademisyen Selim Sezer ile gazeteci İslam Özkan’ın görüşlerini aldık.  

SELİM SEZER:

Nekbe, tarihte kalmış bir olay değil, bugün de devam eden bir süreçtir

Filistin halkının büyük felaketi olan Nekbe’nin 72. yıldönümünde işgal altındaki Filistin’deki genel tabloya baktığımız zaman gördüğümüz şey, Nekbe’nin tarihte kalmış bir olay değil, bugün de devam eden bir süreç olduğudur. Bugünün 1948’de yaşananlardan farkı yalnızca, toprak gaspı, mülksüzleştirme, demografi değişikliği ve katliam politikalarının o güne kıyasla biraz daha ağır bir tempoyla devam ediyor olmasıdır. 

Siyonist apartheid rejimi, bir yandan koronavirüs salgınını gerekçe göstererek işgal altında tuttuğu topraklardaki askeri kontrolünü ve ağırlığını arttırıyor ve birkaç gün önce Fevvar mülteci kampında 15 yaşındaki bir gencin keyfi olarak öldürülmesi örneğinde olduğu gibi, katliam politikalarını sürdürüyor. Diğer yandan ise, ABD’nin tam desteğiyle işgal ve ilhak politikalarını ilerletiyor. 

Trump yönetimi tarafından hazırlanan “Yüzyılın Anlaşması” isimli tasfiye projesi, 1967 yılından beri İsrail işgali altındaki Batı Şeria’nın önemli bir bölümünün resmen İsrail toprağı haline getirilmesini öngörüyordu. Benyamin Netanyahu’nun da yıllardır Batı Şeria ilhakı için zemin oluşturmaya çalıştığı biliniyor. Şimdi, Gantz’la birlikte kuracakları yeni hükümetin ilk icraatlarından biri Batı Şeria’daki geniş toprak parçalarının ilhakını Knesset’in gündemine getirmek olacak. Diğer yandan uzun yıllardan beri Kudüs’ün doğusundaki arazi gaspları ve ev yıkımları da sürdürülüyor ve yine ABD’nin Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanıması, bu uygulamaların hızlandırılması konusunda İsrail’in elini güçlendirmiş oldu. 

İşte bu sebeplerden ötürü Nekbe, geçmişte kalmış ve yılda bir kez anılacak bir olay değil, 72 yıldır olduğu gibi bugün de devam eden bir gerçekliktir; topraksızlaştırmanın, insansızlaştırmanın ve etnik temizliğin ta kendisidir.

İSLAM ÖZKAN

Bu işgal batılı devletlerin çıkarlarını maksimize etmek için tasarlanmıştır

Nekbe, Filistin’in İsrail’in yalanlar üzerine kurulu Siyonist tarih teorilerinin uluslararası toplumda ikna edici bulunmasıyla gerçekleşen trajik ve travmatik tarihinin bir özetidir aslında. Filistin halkının yaşadığı büyük felaketlerin müsebbibi olsa da Nekbe’nin en önemli yönü, Siyonistlerin yaşadığı katliamlar ya da yerinden yurdundan edilme değildir. En önemli yönü, ırkçı Siyonist ideolojinin post-truth bir mantıkla geliştirdiği tarih tezleridir. Binlerce yıldır orada yaşayan, bunu yaparken de birlikte yaşadığı bir avuç Musevinin inanç özgürlüğüne, gelenek ve kültürüne sonuna kadar saygı duymuş bir halka reva görülen zulüm, aslında modern dünyanın iktidar ve güç algısına ilişkin önemli ipuçları sunmaktadır.  Bu algıdan güç alan ve beslenen Siyonizm, bir toprak parçası üzerinde yaşayan, binlerce yıllık geleneği olan bir toplumu rahatlıkla oradan söküp atacağını düşünebilmektedir. Batılı devletlerin çıkarlarını maksimize etmek için tasarlanan bu işgal düzeninde, milyonlarca Filistinlinin nereye gideceği, nereyi yurt edineceği, bundan sonra başına ne geleceği, nasıl bir felakete duçar olacağı umursanmamıştır. Bunun da ötesinde Arap dünyasının entelektüel sermayesi olan ve nispeten daha müreffeh olan Filistin’in başına gelenlerden sonra bölgede barış ve istikrarın geleceğine ilişkin de kaygı duyulmamış, insanların topraklarının işgal edildiği ve halkların katliama maruz kaldığı kaotik bir bölgesel düzende İsrail’in bir barış ve demokrasi adacığı olacağı yanılgısına kendilerini kaptırmışlardır. Ancak yaşananların da gösterdiği gibi işgal ve katliam politikaları, onun düzenleyicilerine hiçbir zaman huzur getirmemiştir.

Platform Haber

Bir cevap yazın