Betül Aydoğdu: İnsan/lık kapitalizmin aşırı kâr hırsının talan ettiği dünyamıza daha çok sahip çıkacaktır

Koronavirüs salgınının derinleştirdiği düşünsel tartışmalar çerçevesinde yürüttüğümüz soruşturmamızın altıncı bölümünde Eğitim İlke-Sen Van İl Temsilcisi Betül Aydoğdu’nun değerlendirmelerini ilginize sunuyoruz.

Coronavirüs salgını tahakküm biçimlerine, otoriterliğe ilişkin tartışmaları körükledi. Dijital imkânların, takip sistemlerinin siyasal geleceğe dâir tesirlerini ele alan aktif bir düşünsel atmosferi soluyoruz. Bütün bu toplamla ilgili kanaatleriniz nedir? Daha ürkütücü bir geleceğe mi ilerliyoruz?

Çok sık tekrarlanan ve belki de ilk defa bu kadar ifade ettiği anlama yaklaşan bir söz var: Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel vb. her alanda köklü değişimlerin bizi beklediğini, hatta bizi buna zorladığını söyleyebilirim. Başta çevre ve doğa olmak üzere insan/lık kapitalizmin aşırı kâr hırsının talan ettiği dünyamıza daha çok sahip çıkacaktır diye umuyorum. Aksi takdirde doğaya karşı tutumumuz aslında bir bakıma ona tohum olarak ektiğimiz tohuma, dolayısıyla bizim yapıp etmelerimizin bir sonucu olarak, adeta bumerang gibi bize dönmektedir.

Dijital imkânların insan hürriyetlerini kısıtladığı, bizi kendimize karşı yabancılaştırdığı için biraz da bu sürecin yaşandığı kanısındayım. O yüzden bundan sonrasının daha kötü olmak yerine belki, bu duruma sorgulama ve tartışma imkânı sağladığı için bu görünür ve görünmez bağlardan kurtulmamıza vesile de olabilir.

Tüm bunlarla birlikte biyo-iktidar tanımlamalarında olduğu gibi, iktidarlar her şartta her olayı lehlerine çevirmeyi başarabilirler de.

Daha ürkütücü bir geleceğe mi ilerliyoruz, sorusuna aslında bundan daha kötüsü ne olabilir, diyerek cevap vermek istiyorum. Biz şu anda bu salgın krizinin tüm sonuçları ile karşılaşmış değiliz. Olay hem bizim, hem de dünya için oldukça yeni. Bunun bir süre daha devam ettiğini düşünmek bile yeteri kadar ürkütücü. Yine de bunun bir işaret ve uyarı gibi algılanarak, bundan sonrası için çok daha dikkatli davranmamıza sebep olacağı hüsnü niyetinden hareketle şerde hayır olduğunu düşünmek istiyorum.

Bu tartışma dâhilinde yapay zekânın, robotik araçların eliyle insanlık için başka ve farklı bir geleceğin inşa olunduğu iddialarına İslam düşüncesinden neşet eden bir karşılama var mı?

Teknolojik ilerleme ve gelişmeler şu anda dahî insanlık ve dünyamız için ziyadesiyle tahripkâr olduğu için bu süreci yaşadığımızı düşünüyorum. Belki de bundan sonrası yapay zekâ ya da diğer ileri teknolojik araçlar yerinde şuurlu ve bilinçli tavır ve hareketlerin hayatımızda rol oynamasıyla aşılacağını düşünüyorum. İnsanlığı bu aşamaya getirenin zaten bu teknoloji tutkusu olduğunu, insanın kendini saf dışı bıraktığını, bundan sonra insan olarak daha aktif bir rol oynanırsa normalleşme sağlanacağını düşünüyorum.

Kaynak: Tasfiye Dergisi

Bir cevap yazın