ARŞİV- 4. Yılında Sakarya’daki Adalet ve Özgürlükler Eylemleri (2008-2009)

2015-sakarya-platform-yil-4-00

Eylül 2008’deki 157. Hafta basın açıklamasıyla 4. yılına Sakarya Adalet Girişimi çatısı altında giren Başörtüsü Platformu,  her cumartesi günü eylemlerine devam ederken, yerel ve küresel gündeme şahitliğini yapıyordu.

4. yıl açıklamaları, içeride başörtüsü yasakları, darbe tehditleri, yargı baskıları ve bu esnada hız kazanan Ergenekon soruşturmaları hakkındayken, bölgesel gündemde ise İsrail işgal güçlerinin Gazze’yi hedef alan saldırganlığı üst sıralarda yer alıyordu.

SAGİR Başörtüsü Platformu, bu dönemde de hem yerel hem de küresel sisteme karşı ilkeli ve tutarlı bir mücadele kardeşliği çağrısını yinelerken, 12 eylülcü, 28 şubatçı militarist zihniyetle ve sistemin resmi ideolojisiyle yüzleşmeden, hesaplaşmadan ne başörtüsü yasağı gibi dini kimlik ne de Kürt sorunu gibi etnik kimlik üzerinde şekillenmiş sorunların çözülemeyeceğini vurguluyordu.

Aşağıda 4. yılında, eylül 2008 ile eylül 2009 yılı arasında yapılan basın açıklamalarından pasajlar bulacaksınız.

2015-sakarya-platform-yil-4-02

12 EYLÜL DARBECİLERİ YARGILANMALIDIR

Yıldönümü idrak edilen 12 Eylül darbecileri yargılansın diye kamuoyunda hala yoğun bir şekilde baskı ve beklenti vardır. Türkiye bu ihtilal geleneğini yasalarla korumaktan vazgeçerse o zaman insan hakları ihlalleri yapılamayacaktır. Kimse kendini her şeyin sahibi göremeyecek ve bu ülkeyi en çok ben severim iddiasında bulunamayacaktır.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 157. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-01

MİLİTARİST ZİHNİYETLE HESAPLAŞALIM

12 Eylül darbesinin ardından geçen yıllara rağmen, yaşanan siyasal ve toplumsal travma etkisini hâlâ sürdürüyor. Milyonlarca insanın hayatını karartan ve askeri vesayetin siyaset, hukuk, medya ve eğitim gibi alanlarda hâkimiyetini pekiştiren darbenin sonuçları, başta başörtüsü yasağı olmak üzere tüm temel meselelerde karşımıza çıkıyor. Üstelik 12 Eylül’den sonra yaşanan 28 Şubat süreci ve bugüne kadar verilen askeri muhtıralar, darbe geleneğinden beslenen Kemalist egemenlik anlayışının sistem için vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye, her şeyden önce bu gerçekle yüzleşmek zorundadır. Dosdoğru bir adalet ve gerçek bir özgürlük isteyen tüm muhalif kesimler, öncelikle darbelerin arkasında durduğunu söyleyen militarist zihniyet ile hesaplaşmak zorundadır. Son süreçte profesyonel darbecilik anlayışını benimseyen sistemin dayandığı militarist egemenliğin halk nezdinde hiçbir meşruiyeti olmadığı net biçimde ifade edilebilmelidir. Bu gerçekle yüzleşilmediği sürece Kemalist ideolojisi egemenliğini yeniden üretmeye devam edecektir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 158. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-03

ÇÖZÜMÜ EGEMEN SİSTEME HAVALE EDEN SİYASETLER DE SORUNA DAHİL!

Son bir ayda yaşananlar; gözaltında ölümler, çatışmalarda ölen gencecik insanlar, işsizlik, sefalet, TV’lerden taşan yoz ve kokuşmuş kültür herkeste ister istemez bir yerinde sayma duygusuna yol açıyor.

Tablo aslında net; bir yanda ülke insanları diğer yanda hükmetmeye, asıp kesmeye alışmış resmi ideolojinin sahipleri, diğer yanda onlara yanaşmaya çalışan hükümet. İktidarın askeri seçkinleri, Türkiye’yi bir kez daha militarizmin safında hizaya sokmaya çalışıyor. Yeni stratejik ortaklar ve yandaşlar edinerek, halk üzerindeki zorba egemenliklerini eskisi gibi pekiştirebilmek azmindeler. Oysa içeride ve dışarıda değişen dengeler karşısında içine düştükleri iktidarsızlık krizinden kaynaklanan agresif tepkiler veriyorlar. Medya önünde açığa çıkan öfkeleri bu yüzden. Yıllardır sorgusuz sualsiz korudukları egemenlikleri artık sorgulanıyor, eleştiriliyor ve kınanıyor.

2015-sakarya-platform-yil-4-04

Medya üzerinden herkese had bildirmeye yönelik bu tavır karşısında AK Parti Hükümeti’nin derhal hizaya gelmesini ve AK Parti kurmaylarının Genelkurmay’dan yükselen sesleri emir telakki etmelerini ise ibret verici buluyoruz… Şiddetin her geçen gün tırmandırıldığı bir ortamda inisiyatif almayan, başörtüsü yasağı ve Kürt sorunu gibi temel meselelerde çözümü yasakçı egemenlere havale eden bu anlayış çözümü değil sorunu beslemektedir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 162. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-05

ZALİME KARŞI HAKKI HAYKIRACAĞIZ

Yakın gelecekte, dünya coğrafyası önemli kırılmalar yaşayacağa benziyor. Ve bu süreç ister istemez tüm dünya ülkelerini etkileyecek. Artık şu görülen bir gerçektir ki, kapitalizm, modernizm, liberalizm, sekülerizm gibi insan mahsulü sistemler yok olma aşamasına gelmiştir. İnsanlık, kendini özüne döndürecek taze bir sisteme ihtiyaç duyuyor. İşte bu noktada, Müslüman bireylerin kendi rollerinin daha fazla farkına varmaları gerekiyor. Eğer bizler doğru temsiliyetler ortaya koyarsak, zulme karşı adaleti savunan dinimiz, bu zorbalıklara, zulümlere ve baskılara verilebilecek en iyi cevabı vererek insanlığa rehber olacaktır. Bu noktada, Sakarya’nın tüm duyarlı insanlarına bir kez daha seslenerek, dinlerinin gereği olan zalime karşı hakkı haykırma görevlerini bir kez daha hatırlatıyoruz. Eğer bizler, gerek başörtüsü konusunda gerekse de İslami hassasiyetleri gerektiren diğer konularda, üzerimize düşen görevleri ifa etmez isek, ömürlerinin son demlerini yaşayan bu sistemlerin sahte bekçileri, Müslümanlar üzerindeki zulüm ve baskılarına devam edecekler demektir. Bu sebeple, yepyeni bir hassasiyet kuşanarak, Rabbimizin bizden talep ettiği görevlerimize daha bir sıkı sarılmalıyız.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 164. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-06

BAŞÖRTÜSÜ HER ALANDA SERBEST BIRAKILMALIDIR

Biz Sakarya Başörtüsü Platformu olarak en başından beri vurguladığımız şeyi bir kez daha tekrarlamak istiyoruz. Başörtüsü her alanda hiçbir şart ileri sürülmeden bu zamana kadar yaşanan mağduriyetler giderilerek serbest bırakılmalıdır. Yok, çene altı modeli, yok kelebek modeli veya Anadolu usûlü teklifleri yapılmadan ve rencide etmeye gidilmeden derhal serbest bırakılmalıdır. İnancını yaşamak isteyen Müslüman halk başörtüsünü nasıl uygulayacağını nasıl bağlayacağını yasakçılara soracak değildir. Asırlardır Müslümanlar İslâm Dininin bir gereği olarak başörtüsünü kimlikleri saymışlar ve buna uygun bir örtünme tarzını kendileri belirlemişlerdir. Müslümanların bu konuda hiç kimseden, hele hele Kartel Medyasından ve de İslâm ve Müslüman sevmezlerden asla akıl almaya ihtiyaçları yoktur. Müslümanlar için, uyacakları emir ve yasaklar Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinde ve Allah Rasûlü’nün örnek yaşantısında yer almaktadır. Ve Müslümanlar inanmakta ve bilmektedir ki; İzzet ve onuru yakalamak, hiç şüphesiz Allah’ın rızasında ve Rasûlü’nün yolu üzerinde yaşamakla mümkündür.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 165. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-08

NEDEN HÂLÂ ORADA DURUYORSUNUZ?

Temmuz seçimlerinde önemli sayıda milletvekili çıkaran AKP, milletin hissiyatını dikkate almak yerine, hassas meselelere girmeksizin sadece ekonomik bir takım düzeltmeler yaparak iktidarını pekiştirebileceğini düşündü… Yıllarca daha fazla oy, daha fazla milletvekili; o da yetmedi cumhurbaşkanı çıkaralım vaatleriyle oyalanan geniş halk kesimleri, birilerinin mevki, statü ve dünyalık kazanmaları uğruna istismar edildi ve ihanete uğratıldı. Her ne kadar cevabını bilsek de, AKP hükümetine sormak istiyoruz; dindar halkın en tabii haklarına bile sahip çıkamayacaksanız, Kürt sorununda yıllardır dökülen kanı durduramayacak tam tersine ateşe körükle gidecekseniz, 12 Eylül zihniyetiyle ve askeri vesayetle yüzleşemeyecekseniz; neden hala orada duruyorsunuz?

2015-sakarya-platform-yil-4-13

Ancak madalyonun pek görülmeyen bir de öteki yüzü var: Sorumluluklarını dört yılda bir oy atarak savuşturabileceklerini düşünen milletin kendisi; halkımız, yani bizler. Dünyalık meselelerde kendi işimizi asla başkalarına emanet etmeyen, bir iş için vekâlet vermemiz gerekirse kılı kırk yaran bizler; halkın tamamını ilgilendiren meselelerde maalesef ehil olmayan insanlara vekâlet verip sadece kendi başımızı kurtarmanın derdine düşmüyor muyuz? Zulme sessiz kaldığımız her gün adaleti yitirdiğimizin, adalete sahip çıkmayan bir toplumun ahlâken de çözüleceğinin ayırdına varmaksızın ömrümüzü harcamıyor muyuz? Çözümün hiç de kolay olmadığının farkındayız. Ancak farkında olduğumuz bir şey daha var ki; o da hiçbir sorunun kendi kendine düzelmeyeceği gerçeğidir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 166. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-14

KATSAYI ADALETSİZLİĞİNE SON!

Yasakçı ve özgürlük düşmanı aynı zihniyet öğrenime katkı için belediyelerin verdiği öğrenci burslarını da Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru ile iptal ettirerek, ihtiyaç sahibi öğrencileri sıkıntıya sokmuştur. Öğrencilerden bahsetmişken önemli bir hususu hatırlatmakta fayda görüyoruz: YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, 2010 yılına kadar ÖSS’de köklü bir değişiklik yapılamayacağını beyan etti. Hâlbuki halen ÖSS ile ilgili çalışmalarını sürdüren komisyonun yapacağı en önemli icraatlardan birisinde “KATSAYI ADALETSİZLİĞİ”ni gidermesidir. Dolayısıyla, bu adaletsizlik biran önce giderilmelidir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 169. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-11

GAZZE’YE KAYITSIZ KALAMAYIZ

Gündemimizi oluşturan, en azından oluşturması üzerimize bir yükümlülük olan bir konu da gözyaşları kan haline dönüşmüş olan Gazze’nin durumudur. Bugün, açık cezaevi haline getirilen Filistin, çok şiddetli bir ambargoyla karşı karşıya bulunmaktadır. Yiyecek, enerji, ilaç gibi hayati ihtiyaçların yoksunluğu tahayyül sınırlarımızı aşan noktalara ulaştı. Salgın hastalıklar oldukça yaygınlaşırken, yüzlerce çocuk besin yetersizliğinden solunum cihazına bağlı olarak yaşamak zorunda; elektrik yoksunluğuyla birlikte. Bombardımanlar ise sürekli devam ediyor ve her gün birçok masum şehit oluyor. Artık rahat koltuklarımızdan kalkıp Filistin sahnesine inmemiz gerekiyor. Yoksa bu seyircilik, İslam dünyasının alnında kara bir leke olarak kalacaktır.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 170. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-10

GAZZE’DEKİ ABLUKA CAN ALIYOR

Gazze; işgalci, siyonist İsrail yönetimi tarafından abluka altında. Gazze’de yaşayan 1,5 milyon insan tüm insani gereksinimlerden mahrum bir şekilde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Elektriksiz, ekmeksiz, ilaçsız ve susuz büyük bir hapishaneye dönüştürülen Gazze’de süren bu insanlık dışı abluka Mısır hükümetinin desteği olmadan uygulanamaz. Ablukayı kırabilecek ve Gazze’yi hayata bağlayabilecek tek sınır kapısı olan Rafah Sınır Kapısı Mısır hükümeti tarafından kapalı tutulmaktadır. İsrail yönetimi bölge devletlerinin doğrudan ya da dolaylı desteği olmaksızın ne işgalini sürdürebilir ne de ablukayı devam ettirebilir. Dolayısıyla Filistin’de olan biten her şeyden bölge devletlerinin sorumlu olduğuna inanıyoruz.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 172. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-09

TÜRKİYE-İSRAİL DOSTLUK GRUBU DAĞITILSIN

İsrail’i kınayan, kendilerine saygısızlık yapıldığını belirten, barış sürecine darbe indirildiğini söyleyen AKP iktidarı pratik anlamda tehlikeli çelişkileri bünyesinde barındırmaktadır. Kardeşlerimizi suçsuz yere katleden Siyonist çete israil hâlâ daha Türkiye Cumhuriyetinin stratejik müttefikidir. Tank ve uçak modernizasyonu ihaleleri israil’e verilmiştir.. Topraklarımızda, Konya semalarında Türkiye-İsrail-Amerika ortak hava tatbikatı düzenlenmektedir. Türkiye-İsrail parlamentolar arası dostluk grubu fesh edilmemiştir. İsrail büyükelçisi ve başkonsolosu bütün olanlara rağmen Müslüman Türkiye’nin topraklarındadır.   Tüm bunlardan anlaşılan o dur ki, inananların zaferi işbirlikçi politikalara aldanmak değil, tarih boyunca onurlu insanların yaptığı gibi direnişi azık edinmekle mümkün olacaktır. İslam topraklarını korumak Müslüman şahsiyetini kuşanan kişi ve kurumların işidir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 173. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-15

SİYONİST İSRAİL’LE TÜM İLİŞKİLER KESİLSİN

Gazze’de yaşanan soykırımın ülkemizde doğurduğu infial halkımızın sağduyusu ve vicdanının her türlü örselenmeye rağmen safiyetini muhafaza ettiği gösteriyor. Gazze’deki katliam aynı zamanda İslam dünyasında; halklarla yönetimler arasındaki uçurumu da ortaya çıkardı; işbirlikçi Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan yönetimleri halklarının tepki göstermesine bile izin vermezlerken ümmetin çocukları her şeye rağmen meydanlarda tepkilerini göstermeye, elinden tırnağından arttırdıklarını kardeşlerine göndermeye devam ettiler.

2015-sakarya-platform-yil-4-16

Türkiye ilk günden itibaren halk düzeyinde Gazze’nin yanında olduğunu gösterdi. Ancak devlet düzeyinde aynı desteğin verildiğini söylemek çok zor… Recep Tayyib Erdoğan’ın T.C devletinin başbakanı olarak duygusal konuşmalar yapmak yerine  diplomatik  yollardan tepki göstermesi gerekirdi. 21 gündür süren vahşet karşısında İsrail büyükelçisinin dışişlerine çağrılarak duyulan rahatsızlığın belirtilmesi, nota verilmesi, T.C.nin İsrail büyükelçisini  geri çağırması, İsrail ile yapılan anlaşmaların askıya alınması gibi diplomatik seçeneklerinden hiçbiri yapılmadı. Hatta hükümet nezdinde gösterilen gözyaşlarına rağmen meclisteki İsrail dostluk grubu dahi dağıtılamadı. Dünyanın gözleri önünde yapılan vahşet karşısında Filistin halkı’nın timsah gözyaşlarından ziyade gerçekçi ve yaptırımı olan tutumlara ihtiyacı var.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 175. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-17

DAVOS ÇIKIŞININ DEVAMI GELMELİDİR

23 günlük efsanevi direnişin ardından Gazze daha da güçlenmiş olarak, dimdik ayakta… Ve dünyaya onur dersi vermeye devam ediyor. Gün geçtikçe, İsrail’in Filistin’de uyguladığı vahşet daha fazla gün yüzüne çıkıyor. Daha önce, Cenevre Sözleşmesi’nde yürürlüğe konan savaş kuralları dâhilinde kullanımı yasak olan fosfor bombasının kullanıldığı belgelenmişti. Şimdi ise yine kullanımı yasak olan, aynı anda birçok insana zarar verebilen çivi bombası kullanıldığı ortaya çıktı. Tüm dünya bu sınır tanımaz zulme şahitlik ediyor. Kimi ülkeler sessiz kalarak bu vahşete ortak oluyor, kimileri ise alkışlayarak… Gazze Savaşı ile bir kez daha, İslam ülkelerindeki ‘piyon rejimler’in görevlerini ne de güzel yerine getirdiklerini gördük.

2015-sakarya-platform-yil-4-18

Ve bugün, biz kukla Filistin Yönetimi’nin sözde Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Türkiye’de devlet kademesinde ağırlanması utancını yaşıyoruz. Evet, Filistinlilerin acılarını dindirmek için bağışlanan paraları çalmanın yanı sıra, tek hedefinin İsrail’in emirlerini yerine getirmek olduğu görülen bu ‘devşirme yönetimin’ lideri bugün Türkiye’ye ziyaret gerçekleştiriyor. Bizler, geriye dönüp baktığımız zaman Mahmud Abbas ismini hep ihanetlerle, işbirlikleriyle hatırlıyoruz. Filistinlilerin dahi kendi yöneticisi olarak kabul etmediği bu şahsın, sırf Amerika ve İsrail destekliyor diye, uluslar arası politikada Filistin’in meşru yöneticisi olarak lanse edilmesi ve bir lider edası ile karşılamaların yapılacak olması, Filistin meşru Hükümeti Hamas’a yapılabilecek en büyük ihanettir.

2015-sakarya-platform-yil-4-19

Adaleti savunan Müslümanlar olarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki çıkışını takdir ettiğimizi ifade etmeliyiz. Lakin, bu çıkışın bir devamı olmak zorundadır… Şifahi olarak verilen bu tepkinin fiili olarak da vuku bulmasını, Siyonist devletle Türkiye ilişkilerinin tekrar gündeme alınmasını bekliyoruz. Bu sebeple, bizler bir kez daha şu hatırlatmayı yapmak istiyoruz ki, eğer Filistin halkının acılarını dindirmek, kardeşlerimizin yanında olduğumuzu göstermek istiyorsak; öncelikle onların seçimine saygı duymalı; onların gerçek liderlerini muhatap almalı ve katil İsrail ile olan tüm ilişkileri sona erdirmeliyiz. Bu hususta, bizler de sivil toplum kuruluşları olarak, kendimizin neler yapabileceğimizle hemhal olmalı, bu konuya yoğunlaşmalıyız.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 178. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-20

28 ŞUBATLARA DİRENECEĞİZ

Bugün 28 Şubat 2009. Hatırlayacağımız gibi, eski genelkurmay başkanı Kıvrıkoğlu’nun “bin yıl sürecek” dediği süreci tam 12 yıl geride bıraktık. O gün yapılan MGK toplantısı ve toplantı sonunda açıklanan bildiri, siyasi tarihimize “post-modern darbe” olarak geçmiştir… 28 Şubat, Türkiye’deki asıl iktidar güçlerinin kimler olduğunu çok belirgin bir biçimde açığa çıkarmıştır. Böylece herkes, Türkiye’de hükümet olmanın, mutlak iktidar olmak anlamına gelmediğini ve egemen devlet anlayışının, nasıl hayatımızın her alanına müdahale hakkını kendisinde gördüğünü öğrenmiştir. Bu acı gerçeği, başörtüsü gibi müslüman bireylerin en doğal haklarında hiçbir gelişmenin kaydedilememiş olmasında bir kez daha görüyoruz. Aynı şekilde ÖZGÜRDER hakkında açılan kapatma davası bu baskıların son örneğini teşkil etmektedir. Din ve vicdan özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ihlal edecek nitelikteki bu kapatma teşebbüsü, inanç ve değerlerin resmi ideolojiye kurban edilmesi anlamı taşımaktadır.

2015-sakarya-platform-yil-4-21

28 Şubat, imam hatiplilerin önünü kesmek, Kur’an kurslarını yasaklamak kadar; milletin iradesini bir türlü hazmedemeyenlerin devam etmekte olan hukuksuzluğudur. Üzerinden 12 yıl geçtikten sonra bugün, darbecilerin sanal irtica tehdidiyle gündemi nasıl meşgul ettiği ve bu arada ülkenin nasıl soyulduğu, milletin yolsuzluklar ve vurgunlarla nasıl kuşatıldığı daha iyi görülmektedir. Bugün artık ortalığa saçılan pisliklerin, kirli/karalık ilişkilerin, yolsuzlukların ve vurgunların üzerini örtmeye 28 Şubat’ın da gücü yetmemektedir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 181. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-22

DAVOS’TAKİ SÖYLEM EYLEME DÖNÜŞSÜN!

Türk hükümetinden Davos’taki söylemin eyleme dönüştürülmesini bir kez daha talep ediyoruz. Türk hükümetinin Mısır’daki toplantıya katılması, Mısır’ın tehlikeli barış planını desteklediğini açıklaması ve Cumhurbaşkanının israil’den resmi ziyaret için cevap beklemesi; bize uygulamanın hiç de söylemle örtüşmediğini açıkça göstermektedir. Bu durum, Başbakanın Gazze katliamı ve Davos sürecindeki söyleminin günün koşullarında yapılmış faydacı bir açılım olduğu iddialarını güçlendirmektedir. Türk hükümetinin ikiyüzlü duruşunu acilen değiştirmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 181. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-23

YASAKÇI ZİHNİYET BİTMEDİ

İstiklal marşının kabulünün 88. yıldönümü kutlamaları münasebetiyle Diyarbakır Valiliği ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği törende, 7.Kolordu Komutanlığını temsilen programa katılan subaylar, programa katılmadan önce salonu kontrol etmek amacı ile emrindeki askerler vasıtasıyla program yerini teftiş ettirmişlerdir. Protokol sırasının hemen arkasında bulunan kapalı iki bayandan rahatsız olduklarını belirtmişlerdir. Bunun üzerine Milli Eğitim Müdür Yardımcısı kapalı bayanları arka sıralara geçmeye razı etmiş, fakat askeri elitler bu duruma bile tahammül edemeyip programa katılmadan salonu terk etmişlerdir.

Ey yasakçı zihniyet, biz Müslümanlar olarak buradayız. Zulümler bitene ve haksızlıklar son bulana kadar da meydanları terk etmeyeceğiz. Sadece kendi mücadelemizi değil, gelecek nesillerinde mücadelesine omuz veriyoruz. Özgür olmak bedel ödemeyi gerektiriyorsa biz bu bedelleri ödedik ve ödemeye de devam edeceğiz. Başörtülüler devlet dairelerine, üniversitelere ve bütün kamusal alanlara girene, Müslüman halklarında özgürce yaşamaya başlamalarına kadar…

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 183. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-24

ERGENEKONUN BİR KISMINA MI TAMAMINA MI KARŞISINIZ?

Seçim meydanlarında “kayıkçı kavgası” tüm hızıyla devam ediyor. Her zaman olduğu gibi üsluba ilişkin tartışmalarla esas sorunların es geçildiği tüm bu toz duman arasında inancına, emeğine ve ekmeğine göz dikilen milyonlar figürasyondan öte bir yerde değiller…

Tüm seçim polemikleri içinde ne iktidarın ne de muhalefetin kronikleşen sefalet karşısında, vaad düzeyinde olsun bir öngörüsü olmadığına şahit oluyoruz. Yine Ergenekon davasında tüm kopartılan yaygaraya rağmen paşaların GATA üzerinden salıverilmesine alet olan hükümetin, Ergenekonu oluşturan iktidar yapısının tamamına mı karşı olduğu(!) yoksa tüm mesaisinin sadece iş yapamayacağı, uzlaşamayacağı kadro unsurlarının temizlenmesine mi yönelik olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Halkın inançlarına savaş açanlar Avrasyacı olunca “tehdit”, Amerikancı olunca “bizim çocuk mu” oluyor öğrenmek istiyoruz.

2015-sakarya-platform-yil-4-25

Namaz kıldığı için personelini ihraç eden, başörtülü hanımlara her düzeyde yasak koyan silahlı bürokrasi tüm bu Ergenekon gürültüsünden sonra acaba değişmiş olarak mı çıktı? Yoksa değişenler geçmişte yasakçılara karşı oldukları vaadiyle oy isteyen kadrolar mı oldu cevabını kamuoyunun izanına bırakıyoruz.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 184. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-26

YSK’NIN YASAKÇI KARARINA TEPKİ

YSK,   yayınlamış olduğu genelgeyle, Sandık Kurullarını kamusal alan ilan ederek,  Sandık Kurulu üyelerinin de  hizmet veren konumunda olduğunu belirtmiş ve kurul üyelerinin  başı örtülü olarak görev yapamayacaklarına karar vermiştir. YSK bu kararını herhangi bir yasal  düzenlemeye dayandıramadığı için 2007 yılında verdiği münferit bir kararına istinaden yayınlamıştır… Bu tür hukuk oyunlarının önceki yıllarda da denendiğini unutmadık. YSK bu genelge ile süregelmekte olan “başörtüsüne karşı fiili zorbalığı” yeni bir alana daha yayma girişiminde bulunmuştur. 

2015-sakarya-platform-yil-4-27

Sakarya Başörtüsü Platformu olarak, ülkemizde yaşayan  hiçbir insanın, dini inancından, kimliğinden, ırkından, mezhebinden, meşrebinden dolayı ikinci sınıf muamelesi görmemesi gerektiğini bir kez daha belirtiyor ve yarın yapılacak seçimlerde, bütün Sakarya Halkını, YSK’nın bu hukuksuz kararına karşı direnmeye ve başörtülü seçim görevlilerine sahip çıkmaya davet ediyoruz YSK  bu kararı ile negatif ayrımcılık yapmıştır.Bu kararla toplum  vicdanı yaralanmıştır.   Ancak, bu  yanlışın düzeltilmesi için  bugüne kadar harekete geçmeyen ve doğru dürüst bir tepki dahi vermeyen siyasi partileri buradan kınıyoruz.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 185. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-28

AK PARTİ’NİN BAŞÖRTÜSÜ ŞİKAYETİNE TEPKİ!

İstanbul İl Seçim Kurulundan 28 Aralık 2007 tarihinde başörtülü sandık görevlisi olanlarla ilgili bir yasaklamanın olmayacağına dair bir karar çıkmasına rağmen, Yüksek Seçim Kurulu’nun bunun aksi bir karar çıkardığını gördük bu seçimlerde. Bu dayanaksız ve haksız yasak tüm Türkiye’de yaygınlaştırılarak son sürat uygulanmaya devam ederken, istisnalar hariç, başörtülü mağdurlar dâhil herhangi bir direniş kıvılcımı hissedilmedi. Müslümanlar yine dinlerinin emrini ikinci plana ittiler. Akıllarımızdan hiç çıkmayan ve hiç çıkmaması gereken şu soru seçimler vesilesiyle tekrar gündemimize oturdu: “ Niçin her yasa çeşitli bahane ve fetvalarla Yüce Rabbimizin kurallarının önüne geçecek kadar güçlü?” Aklı başında olan her Müslümanın vicdanını karşısına alıp bir sorgulama yapma vakti gelmedi mi hala?

2015-sakarya-platform-yil-4-29

Başörtüsü zulmü ile ilgili enteresan bir olay da Gaziantep’te yaşandı. Gaziantep’in İslâhiye ilçesinde Demokrat Parti adına seçime girerek seçimi kazanan bayan belediye başkanı için başörtülü olduğu gerekçesiyle AKP tarafından ilçe seçim kuruluna itiraz edildi. Bu olay başörtüsü konusundaki iktidar partisi ile ilgili şüpheleri zirveye taşımıştır. Ak Parti samimiyet sınavında sınıfta kalmıştır. İkiyüzlü tavırlar iktidar partisinin erimesi ile sonuçlanacak bir süreci tetiklemektedir. Bu tavrından dolayı AKP’yi şiddetle kınıyoruz.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 186. Hafta basın açıklamasından.

 2015-sakarya-platform-yil-4-30

SP’Lİ BAŞKANIN YASAKÇI UYARISINA TEPKİ!

Başörtüsü yasağı her geçen gün daha kötü bir yöne doğru ilerliyor. Başörtüsü Platformları, her Cumartesi yaptıkları eylemlerle soruna karşı eylem ve sorumluluk çağrısı yaparken; siyasi parti mensuplarının yasağı kanıksayan bir tavır içinde davranmaları süreci daha da zorlaştırıyor. Özellikle muhafazakâr partilerin tavırları şaşırtıyor. Bir süre önce İslâhiye’de AK Parti’nin başörtülü adayı şikâyet ettiği iddiaları gündeme gelmişti, şimdi de Düzce’nin Cumayeri ilçesinde Belediye Meclis toplantısı öncesi, Saadet Partisi’nden Belediye Başkanı seçilen Yakup Keleş’in, AK Parti’den Belediye Meclisi’ne seçilen Türkan Yağmur’u başörtülü olduğu gerekçesiyle yazılı bir metinle uyardığı ortaya çıktı. Yağmur, geçen dönem de bu şekilde meclis üyesi olarak görev yaptığını belirterek, itirazda bulundu.

Saadet Partisi’nden Cumayeri Belediye Başkanı Yakup Keleş, AK Partili meclis üyesinin itirazı ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Keleş, “Ben sadece yasa gereği tebliği etmek zorundaydım. Bu aslında bir sorun değil.” dedi. Peki, söyler misiniz sorun olan nedir?

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 187. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-31

ERGENEKON DAVASI RÖVANŞA DÖNÜŞMESİN!

Bizler yıllardır Başörtüsü düşmanlarını buradan deşifre etmeye, piyasada görünen kuklalardan ziyade kuklacıyı işaret etmeye çalışıyoruz. Ancak  Ergenekon kapsamında yakalananların ortak paydalarının Başörtüsü düşmanlığı olmasının, ifsadın ortadan kalkması, kalkıyor olması anlamına gelmediğinin de farkındayız. Yapılan operasyonların sistemin ifsad edici azgın ve paganist yapısını değiştirmekten ziyade adeta AKP nin muhaliflerinden rövanş alma şeklinde bir algılamaya yol açmasından rahatsızız. Sorunun temelinde AKP’ye dönük sistematik  muhalefet değil, AKP’nin temsil ettiği vehmedilen değer ve kazanımlara  karşı rejimin aldığı azgınca tavır yatmaktadır. Bu azgınlığın beslendiği ideolojik temel ve buradan beslenen kurum ve yapılar tasfiye edilmeden “Başörtüsü düşmanlığı”nın tasfiyesi mümkün değildir…

2015-sakarya-platform-yil-4-33

Dünyanın ve bölgemizin içinde bulunduğu bu önemli değişim sürecinde maalesef sistemin ideolojik yapısında en küçük bir değişimin işaretinin bile  görünmediğini söyleyebiliriz. Bu noktada hükümetin  devlet içindeki AKP düşmanı “Avrasyacı” ekibin tasfiyesini; “büyük bir değişim”, “bir dönemin sonu” gibi sunmasını kabul etmemiz mümkün değil.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 188. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-34

ERGENEKON DAVASI SULANDIRILMASIN

Bugün, egemenliğin halka verilişinin ve TBMM’nin açılış yıldönümünü kutlayanlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM’nin açılışını ilga etmeye yönelik bir çeteleşme hareketi olan Ergenekon konusunu sulandırma çabaları içersindedirler… Bu soruşturma esnasında, Polis devleti görüntüsünü pekiştiren yanlış uygulamaları tasvip ediyor değiliz. Hatta bu tür yanlış uygulamaların böylesi hayatiyet arz eden bir davayı gölgelenmesinden de endişe ediyoruz. T.C tarihinin bu en önemli soruşturmasının sulandırılmadan başarıya ulaşması gerekiyor. Ergenekon davası, eğer başarıya ulaşırsa, sadece dine karşı alerjik bir zihniyetin deşifre olmasını sağlamayacaktır. Aynı zamanda komplocu, halkı her alanda biçimlendirmeye çalışan bir projenin de iflasını gösterecektir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 189. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-35

İSLAMİ UYANIŞI ENGELLEME PLANLARI

Son zamanlarda, İslam coğrafyalarında gözle görülür birtakım ayrışmaların yaşandığına şahit oluyoruz. Kendisini Müslüman olarak tanımlayan; fakat yeri geldiğinde zalimlere her türlü desteği sağlamaktan geri kalmayan işbirlikçi yöneticiler, gün geçtikçe saflarını daha da belirginleştiriyorlar. Bugün, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Ortadoğu üzerinden kendilerine biçtikleri roller, aslında bu ayrışmanın bir tezahürüdür. Geçmişte, daha sinsi bir şekilde gerçekleştirilen bir takım planlar, artık açıktan açığa deklare ediliyor.

Tüm bu olaylara daha geniş çerçeveden baktığımızda, geçmişte İslami uyanışı engellemek için sinsice gerçekleştirilen planların, artık açıktan açığa gerçekleştiğini ve hakk ile batıl arasındaki ayrışmanın her geçen gün daha da netleştiğini görüyoruz. Bu süreç, Müslümanlar tarafından doğru bir şekilde değerlendirilmeyi bekleyen bir fırsat olarak önümüzde duruyor.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 190. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-36

HÜKÜMET’İN SURİYE-İSRAİL POLİTİKASINA TEPKİ

Ortadoğu karıştırılmaya devam ediyor. İsrail başbakanın, Mısır ve Ürdün’e yaptığı gezi, yine Mısır istihbarat başkanı üzerinden Suudi Arabistan’la kurulan ilişkiler ve sonuçta bölgedeki direniş eksenine karşı israil’le ortak tavır geliştirme kararları tüm ümmet halklarının lanetini kazandı. Filistin ve Lübnan direnişleri ve onları destekleyen İran’a karşı  Müslüman halklar üzerinde psikolojik operasyonlara başlandı. Şia tehlikesine dikkat çeken saray uleması, Hamas, İslami Cihad ve Hizbullahı terörist ve tehlikeli gören üçüncü dünya siyasetçileri bu yeni tezgahın figüranlığına savundular. Bu vesileyle belirtelim ki Türkiye Cumhuriyeti de, Suriye ile İsrail’i yeniden masaya oturtmaya yönelik manevralarıyla direnişi bitirmeye çalışan denklemde yer alıyor maalesef. Hükümet’i buradan uyarıyoruz: Suriye ile İsrail’in masaya oturtulma çabaları aslında, İsrail’in ve ABD’nin Filistin-Lübnan-İran’dan oluşan direniş hattını parçalamak siyasetinin bir parçasıdır… İşbirlikçi Arap ülkelerinin İsrail’le girdikleri ilişkiler halklarının nefretinden başka bir sonuç doğurmamıştır. Türkiye devleti aynı hataya düşmemelidir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 192. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-38

DAVOS RESTİ, DAVOS’TA KALMIŞTIR

MAZLUMDER’in, İsrailli  Yöneticilerinin ”soykırım” ve ”insanlığa karşı suç” işlediklerinden bahisle   cezalandırılmaları için yaptığı suç duyurusu üzerine, dosyanın soruşturma izni için uzun bir süre Adalet Bakanlığında bekletildiğini, bu izin verilinceye kadar dosyanın takipçisi olacağımızı geçtiğimiz haftalarda belirtmiştik. Dosyayı uzun bir süre beklettikten ve konunun gündemden düştüğüne inandıkları uzun bir zamandan sonra Adalet bakanlığı,    İsrail yetkilileri hakkında soruşturma izni vermemiştir. Bunun üzerine    Ankara Başsavcılığı, ”kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar vererek, dosyanın işlemden kaldırılmasını kararlaştırmıştır.

Gazze’ye  yapılan  insanlık  dışı  vahşi saldırı  karşısında  adalet  arayan  ve  en  büyük  tepkiyi  topyekün  bir  toplum  olarak  veren  Türkiye  halkı,  bu  karar  ile  büyük  bir  hayal  kırıklığına  uğramıştır. Seçtiği  ve  icraat  yapma  yetkisi verdiği  hükümet,   halkın  hislerinin  aksine  hareket  etmiştir. Halkın  değil  siyasi  çıkarların  temsilcisi  olduğunu  göstermiştir. Alınan  bu  çok  önemli  karardan  sadece eski    Adalet  Bakanı  Mehmet  Ali Şahin’in  sorumlu  olduğu  düşünülemez. Karar  hükümetin  kararıdır  ve  Başbakan  Recep  Tayip  Erdoğan’ın  Davos’ta sergilediği  ve bu  sırada  desteğimizi  ifade  ettiğimiz  tavrı  yalanlamaktadır. Zulmü örtbas  etmeye  çalışanlara  “one  minute”  diyen  diller,  zalimlerin  sorgulanmasına  izin  vermemiştir. Bu  tarihi  fırsat  bizzat  hükümet  tarafından engellenmiştir. Tüm  dünyada  tartışılabilmiş  bir  Davos  resti   sadece   Davos’ta  kalmıştır.   T.C  hükümeti  ne  askeri  anlaşmaları  iptal  etmiş, ne diplomatik  ilişkilerini  kesmiş,  ne de  en  ufak  bir  yaptırımda  bulunmuştur.  

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 193. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-39

SURİYE SINIRINDAKİ MAYINLARIN TEMİZLENMESİNDE SORU İŞARETLERİ

Kamuoyunda ortaya çıkan kuşkulara rağmen, AK Parti hükümetinin ısrarıyla “mayın tasarısı” mecliste kabul edildi. Bilindiği üzere Suriye sınırı boyunca yerleştirilmiş mayınların temizlenmesi konusu günlerdir yoğun tartışmalara konu olmuş, hükümete yönelik olarak söz konusu arazinin İsrailli firmalara peşkeş çekileceğine dair iddialar, suçlamalar dillendirilmişti. Ve şu anda, yasanın kabul edilmesinin neticesi olarak, Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi işi uluslararası ihale yoluyla gerçekleştirilecek ve karşılık olarak ihaleyi alacak firmaya mayından arındırılacak topraklar, tarım faaliyeti yapmak üzere 44 yıllığına kiralanabilecek. AK Parti Hükümeti, bu girişimi ile birçok soru işaretini de gündeme getirdi… Daha derinlemesine düşündüğümüzde ise, bu hamlenin, Ortadoğu’daki güç dengelerini değiştirmeye yönelik bir girişim olduğunu öngörüyoruz. Tam olarak neyin amaçlandığını bilmemekle birlikte, sınırdaki bu toprakların İsrail’e açılması neticesinde, Ortadoğu’daki kutuplaşmada Suriye’yi nötr hale getirmenin hedeflendiğini düşünüyoruz.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 195. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-42

DARBECİLERLE HESAPLAŞMA MI, RANT PAYLAŞIMI KAVGASI MI?

Son haftaya damgasını vuran “irtica ile mücadele “kapsamında kurgulanan AKP ve Fethullah Gülen’e yönelik  imha etme teşebbüsü tartışmaları ile geçirdik. Ancak tüm bu tartışmalarda, darbecilerle onların karşısına konan mağdurlar arasında nasıl bir çatışma olduğunu tespit etmekte zorlandık. Zira biliyoruz ki coğrafyamızda tüm darbeleri “Kemalizm” adına ordu yapmıştır ve son vaka öncesinde de “Kemalizm” ile darbecilerin hedefi oldukları iddia edilen kesimler arasında tam bir mutabakat olduğunu biliyoruz… Zaten son olayda da Başbakan ve genelkurmay başkanı Ordu ile hükümet arasında sorun olmadığını ve “demokrasiden” -ki kastedilen aslında demokrasi değil “Kemalist Cumhuriyet”tir-taviz verilmeyeceğini özellikle belirtirlerken kimsenin bir itirazı olmadı.  

Evet, biz, bu sözde çatışmayı, tıpkı Ergenekon davasında olduğu gibi; içerde Kemalist sistemin bekası, dışarıda ise ABD ekseninde yeni Osmanlıcılık siyasetleri paydasında uzlaşan kesimlerin egemenlik rantını paylaşırlarken sorun çıkaracak unsurları tasfiye etmeleri şeklinde okuyoruz. Darbecilere meşruiyet zemini veren “Kemalizm”e itaatte birbirleriyle  yarışanların, darbecilere karşı özgürlük havarisini oynamalarını ancak komik olarak değerlendirebiliriz. Aralarındaki sorun, sistem sorunu değil; rant paylaşımından ibarettir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 197. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-44

KURAN KURSLARINDA YAŞ SINIRI KALDIRILMALIDIR

Okulların tatil olması ile birlikte,  çocuklarımız kuran öğrenmek için camilere koştular. Ancak, 28 şubat döneminin kalıntılarından olan ve halen yürürlüğü devam eden, “camilerdeki yaz kurslarına 12 yaşından küçüklerin alınmamasına ilişkin yasal düzenleme” nedeniyle 12 yaş altı çocuklarımız  “kaçak kurs talebesi” sıfatı ile bu kurslara devam etmektedir. 7 yıldır iktidarda olan  AKP, artık bu saçma mevzuatı değiştirmelidir.  Yeni bir düzenleme yapılarak, bu yaş tahdidi kaldırılmalıdır”    Bu yasa, 28 Şubat’ın en hararetli dönemlerinde bile fiilen uygulanamamıştır. Zira bu millet, bu manada Kur’anı’na ve çocuklarına Kur’anı öğretme hakkına sahip çıkmış ve bir şekilde çocuklarını küçük yaşlardan itibaren Kur’an ile buluşturmuştur. Bundan böyle de buluşturmaya devam edecektir. Ancak, artık bu zamanda hiç kimsenin bu milletin çocuklarını “Kaçak Kuran Kursu Talebesi” pozisyonuna koymaya hakkı yoktur.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 198. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-32

DİRENEREK GEÇEN 200 HAFTA

Sakarya Başörtüsü Platformu olarak belirtmek istiyoruz ki; başörtüsü  sorununun çözümü noktasında hiçbir uzlaşıyı ya da geri adımı kesinlikle kabul etmiyoruz; etmeyeceğiz! Hiç kimse haksızlığa sessiz kalmamızı ve zulme rıza göstermemizi beklemesin. Allah’ın ayetlerini yasaklayanlara karşı yürüttüğümüz mücadele bizimle başlamadı; bizimle de bitmeyecektir.       Başörtüsü  davamızda biz asla geri adım atmayacağız ve zafere ulaşana kadar her hafta burada tekrar buluşacağız.

 Dünyada ve üzerinde yaşadığımız bu topraklarda barışın ve adaletin hâkim olmasını, yasakların bitmesini istiyoruz. Bunun, “Müslüman olduğunu” söylemekle değil, Müslümanlığı hayatımızda uygulayarak gerçekleşeceğini bir kez daha belirtmek istiyoruz. “Lâ İlâhe İllallah” kelimesinin sadece camilere hapsedilmemesi, hayatımızın her alanında uygulanması en büyük temennimizdir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 200. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-37

AYŞE ARMAN, REİNA’YA DEĞİL KAMPÜSE GİT; GİDEBİLERSEN!

Muhatapları tarafından görülmek istenmeyen, sorunların içinde en sona konulan başörtüsü yasağı görmek isteyenler açısından gündemdeki yerini muhafaza ediyor. Hafta içinde Açıklanan ÖSS sınav sonuçları 21 öğrencinin başörtüsü yüzünden sınavının iptal edildiğini gösterdi… Sorun çözülmeden kaldığı ve sorunun muhatapları dindar camia tarafından dahi yalnız bırakıldığı içinde, kamuoyunda marjinal bir talep olarak algılanması gibi bir meşruiyet sorunuyla  yüzleşilmek zorunda kalınması gibi bir sonucu da göz ardı etmemek gerek.

2015-sakarya-platform-yil-4-45

Geçen hafta Ayşe Arman’ın  aslında Türkiye’de başörtüsü sorunu olmadığını ispat sadedinde sergilediği ilkokul müsameresi seviyesindeki performansı, başörtüsünün egemen zihniyetin mahzenlerinde nasılda algılandığını ve islamı yaşam tarzlarına nasıl bir tehdit olarak gördüklerini gösteren aktüel bir örnek oldu. Nihal Bengisu’nun cümleleriyle bizde Ayşe Arman’a diyoruz ki; “Ayşe eğer sahiden empati kurmakla filan ilgileniyorsa, Reina önlerinde pazarlık yapmak gibi beyhude işlerle uğraşmayı bırakmalı, gerekirse birkaç ayı bu işe ayırmalı ve olayı yerinde tespit etmek üzere “kamusal alan”a sızmalı… Sıkıyorsa bir üniversiteye girmeye çalışmalıydı Ayşe Arman, sıkıyorsa, bir iş başvurusunda bulunmalıydı. Üniversitelerin sosyal tesislerinde bir kola içmeye kalkışmalıydı, orduevlerine girmeyi denemeliydi. Bir yemin törenine girmeye yeltenmeli, bir mezuniyet törenine katılmalıydı…”

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 201. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-40

YENİ MUHAFAZAKÂRLIK NEYİ GETİRİYOR?

Soğuk savaşın bitimine müteakip, Amerika, problem olarak gördüğü İslam dünyasını yeniden dizayn etme projelerini devreye sokmuştur. Bu projelerin en önemlisi “yeni muhafazakârlık” anlayışının İslam dünyasına hâkim kılınma çabasıdır. Bu anlayış küresel aktörlerle iyi geçinen ve onların emperyal amaçlarına karşı problem oluşturmayan, aynı zamanda milli ve manevi değerlere belirli ölçüde saygılı bir bakış açısını kapsamaktadır. Yeni muhafazakârlık anlayışının Türkiye ayağını AK parti oluşturmaktadır. Bu anlayışın öne çıkması demek Kemalizmin yeniden tariflenmesi veya tasfiyesini gerektirmektedir. Ergenekon davasının temelini de bu kavga oluşturmaktadır. Yani küreselcilerin desteklediği AK Parti ile ulusalcılar arasındaki kavga.  

2015-sakarya-platform-yil-4-46

Bugün  ülkemizde Müslüman halkımızın yanılgısı bu noktada başlamaktadır. Yıllardır kendisini horlayan ve baskı altında tutan Kemalistlere karşı, kendi değerlerine daha saygılı olan muhafazakâr anlayış, doğal olarak, halkımızdan teveccüh görmektedir. Ancak gözden kaçan bir husus vardır. Küreselci anlayış, Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da, Pakistan’da, Somali’de ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslüman’ın katledilmesinde, oluk oluk kan akıtılmasında başrolü oynarken, nasıl oluyor da Türkiye’de yeni muhafazakârlık anlayışını destekliyor?

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 203. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-48

ZULÜM ÇİN’DE DE OLSA TAVIR ALINIZ

Türkiye’de halkın dini ya da etnik kimliklerinden ötürü hakları halen gasp edilmişken, dünyada da İslam düşmanlığının had safhaya ulaştığına dikkat çekmek istiyoruz. Almanya’da geçen ay Merve Şirbini tesettürlü olduğu için öldürülürken, ABD’de ise yine örtülü bir kadın bıçaklı saldırıya uğramıştı. Yükselen İslam karşıtlığının son kurbanı ise Hollanda’da yaşayan Arzu Erbaş kardeşimiz oldu. Aynı şekilde Belçika’da da, Mikail Tekin adlı genç gardiyanlar tarafından işkenceyle öldürüldü.

Alman asıllı bir İngiliz vatandaşı olan Natalie Bracht’ın Yahudi asıllı eşinden boşanmasıyla başlayan ve önce İngiliz hükümeti ardından da Alman hükümetinin baskıları sonucunda 5 çocuğundan ayırılması ile sonuçlanan süreç ise Avrupa’da Müslümanlara yönelik çifte standardın yeni bir örneği olmuştur. Özbekistan’da ise namaz kıldıkları, Risale-i Nur ya da başka dini kitap okudukları için insanları hapse attıran Devlet Başkanı İslam Kerimov ise muhaliflerine kaynar suyla işkence yaptırıyor. Anaların çocuklarından koparıldığı, Fransa’da çarşaflı kadınların fişlendiği, İslam düşmanı siyasilerin Müslümanlara karşı önlem alınması için çabaladığı bir süreçte gerçekleşen bu vahşi hadiseler, tesadüfle izah edilebilir mi?

Ve 11 Eylül sonrası “potansiyel terörist” gibi gösterilen Müslümanların yaşadığı coğrafyalarda ABD, Rusya, İsrail ve Çin gibi ülkelerin işgal ve katliamları devam ederken, ne Birleşmiş Milletler’in ne de İslam Konferansı Örgütü’nün harekete geçmemesi sizce de ibret verici değil mi? Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu olarak, Türkiye’de ve dünyada gelişen olaylara karşı seyirci makamında serzenişte bulunmak yerine, harekete geçmeye, dayanışmaya ve mücadele kardeşliğine çağırıyoruz. Zulüm burada da Çin’de de olsa tavır almak bizim insanlığımızın da inancımızın da gereğidir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 205. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-49

BİR RAMAZAN DAHA BURUK BAŞLADI

Bugün İslam âlemi, Müslümanlarca kutsal kabul edilen; savaşın, kan dökmenin, adam öldürmenin yasak olduğu mübarek Ramazan ayını idrak etmektedir. Ne var ki, kimi gözünü kan bürümüş terörist devletler Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de oluk oluk Müslüman kanı akıtıyor. Pakistan’ın Swat vadisini güya teröristlerin oraya sığındığı bahanesiyle baş terörist Amerika ve yandaşı Batı devletleri tarafından bombalanıyor, yüzlerce insan katlediliyor. Diğer taraftan Çeçenistan’da, Çin’de yine Müslüman kanı akıtılıyor ve medeni, insan hakları savunucusu Batı ve tüm dünya bu katliamlara seyirci kalmaktadırlar.

2015-sakarya-platform-yil-4-17

Diğer taraftan Türkiye, “Demokratik Açılım”, “Kürt açılımı” gibi, sınırları ve içeriği tam netleşmeyen bir tartışmaya kilitlenmiş; iktidar ve muhalefetin zirvesinde sürdürülen tartışmalar, toplumumuzun asla tasvip etmeyeceği seviyesiz ve etik olmayan noktalara kadar götürülmüştür. Endişemiz şudur ki, “cambaza bak, cambaza” dercesine toplumumuzu bu açılım tartışmasına kilitlerken, kendileri de fazla açılıp, bu tartışma içinde boğulup gidecekler. Böylece de toplumun beklediği diğer açılımlar da suya düşecektir…

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 207. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-47

DARBECİLERİN YAKASINI BIRAKMAYACAĞIZ

Bugün, bundan 29 sene önce, Türk’ü, Kürd’ü ile halkın üstüne bir karabasan gibi çöken 12 eylül’ün yıldönümü. İçerde halka; dış mihrakların yol açtığı terörü ortadan kaldırmak için yönetime el koyduklarıgerekçesini yutturmaya çalışan darbeciler, dışarıya ise ilk mesaj olarak NATO ve CENTO’ya imanlarını ve bağlılıklarını bildiriyorlardı. Kapitalist sömürünün jandarmalığını yapan, Amerika’nın “bizim çocuklar” dediği bu pespayelerden geriye kalan son sembol, bugün ölüm döşeğinde can çekişmekte. Bizler din günü mutlaka hesap verecek bu güruha hakkımızı helal etmiyoruz. Ancak sorumluluktan bu kadar çabuk sıyrılamayacağımızın,  dünyada gereken hesabı soramadığımız için altına girdiğimiz vebalin de  farkındayız. Üniformalı-üniformasız, tüm darbecilerin darbeci yalakalarının ve daha önemlisi onların patronlarının yakasını bırakmadık, bırakmayacağız.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 209. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-platform-yil-4-21

BAŞÖRTÜSÜ DİRENİŞİ 5. YILINDA

Sakarya Başörtüsü Platformu, ilkeler üzerinde kuruldu ve bu ilkelerin hayatla sağlamasını yaparak, kendisini geliştirdi ve olgunlaştırdı. Platformun üzerine inşa edildiği üç temel ilkeden ilki; hiçbir çıkar gurubu ve ya siyasal partiyle dirsek teması yapmaksızın, Kur’an’ı ve nebevi mücadeleyi esas alan “Bağımsız bir İslami Kimliği” şiar edinmek idi. Kim olursa olsun zalimin karşısında durmak, kimliği ne olursa olsun ezilen karşısında adil olmak, hak bildiğini “kınayıcının kınamasından çekinmeksizin” söylemek ve söylediğinin arkasında durmak SBP’nin vazgeçmezlerinden ilki oldu.

İkinci ilkesi, “Direniş”i esas alan, teslimiyetçiliği mahkum eden bir yöntemi savunmasıydı. SBP, direnişi, Kur’ani anlamda “sabr”etmenin bir tezahürü olarak kabul eder, ilkelere ve inanılan değerlere sahip çıkmanın güçle, sayısal büyüklükle ilgili bir şey olmadığını savunur. Tarih nice inanmış azınlığın nice azgın kalabalıklara galip geldiklerini gösterirken, yine nice iradesiz kalabalıkların azgın azınlıklar karşısında sessiz kalarak haklarıyla beraber nasıl onurlarını da kaybettiklerini göstermiştir.

SBP ismindeki “Platform” terkibinden hareketle üçüncü ilkesini savunur ki; bu da, gücünü egemenlerden değil, ezilenlerden alma; meşruiyetini iktidar değil, muhaliflerden üzerinden oluşturma çabasına tekabül eder. SBP kararlı mücadelesinde 4. yılı da geride bırakırken hatalarını tecrübeye çevirebilme yeteneği, dosta düşmana ispat ettiği kararlılığı ile bu gün ilk günden daha güçlü, kendinden daha emin ve gelecekten daha ümitli yoluna devam etmektedir. Başlangıçta oluşturulan irade bugün Sakarya Adalet Girişimi’nin ürettiği inisiyatif ile Sakarya’da Tevhid ve Adaletin şahitliğini yapmaya çalışmaktadır. Sakarya’da oluşturulan irade bugün Akyazı, İzmit, Ankara, Konya, Antalya ve Van’da daha güçlü bir iradenin bir parçası olarak kendi tarihini yazıyor.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 211. Hafta basın açıklamasından.

 

Bir cevap yazın