ARŞİV- 3. Yılında Sakarya’daki Adalet ve Özgürlükler Eylemleri (2007-2008)

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-01

Sakarya’da 2005 yılında başlayan başörtüsüne özgürlük eylemlerinde okunan basın açıklamaları 3. yılında da devam ederken, her cumartesi günü kamuoyu önünde okunan metinlerde, hem yerel hem de küresel gündemin şahitliğini yapılmış oldu.

Başörtüsü yasaklarının, Kürt meselesinde şiddet sarmalının, AK Parti’ye kapatma davasının, yargı kararlarıyla yapılan siyasal mühendisliklerin sık sık gündeme geldiği o dönemki açıklamalarda, ayrıca sık sık Ergenekon operasyonlarıyla başlayan sürecin değerlendirmeleri de yapılıyordu.

Yaşanan gelişmelerin her defasında bir sistem sorunu olduğuna yapılan vurguların dikkat çektiği 3. yıl açıklamaları, 144. haftadan itibaren Sakarya Adalet Girişimi çatısı altında yapılmaya başlandı.

Diriliş Saati Dergisi, İlim ve Hikmet Vakfı, Ribat Eğitim Vakfı, Sakarya Dayanışma Derneği ve Vahdet Vakfı Sakarya Çalışma Kolu’nun bileşenlerini oluşturduğu SAGİR, başörtüsüne özgürlük eylemlerine destek vermeye başladığı o haftadan itibaren, metinler Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu imzasıyla kamuoyuna duyuruldu.

Aşağıda 3. yılında, eylül 2007 ile eylül 2008 yılı arasında yapılan bazı basın açıklamalarından pasajlar bulacaksınız.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-02

YASAKÇILAR GÖZLERİNİ KARARTSA DA GERİ ADIM ATMAYIZ!

On yıllardır baskı ve yasaklamalarla, darbe ve muhtıralarla susturulup sindirilen Müslüman halkın, inanç ve değerlerine olan bağlılığı ve yapılan tüm saptırmalara rağmen onlardan vazgeçmiyor olması egemenlerin işine gelmiyor. Bunca zamandır meydanı boş bulup inancın, ahlakın, İslami değerlerin içini boşaltıp istedikleri gibi manipüle eden bu kesimler planlarının tutmadığını görünce farklı kavramlar ve söylemler üzerinden son kozlarını oynama durumunda gözüküyorlar. İslam’a ve Müslümanlara olan düşmanlıklarını bu şekilde ortaya koyuyorlar. 28 Şubat ile azgınlaştırılan İslam’ın sosyal hayattan silinip atılması politikası, yapılan tüm baskılara rağmen tutmayıp halkın İslam’a olan ilgi ve teveccühünün artması, içlerindeki kin ve nefretin İslam’la nihai hesaplaşma boyutuna vardıracak kadar gözlerini kararttığı anlaşılıyor.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 107. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-03

CENAZELER ÜZERİNDEN DEVŞİRİLMEK İSTENEN KİTLELER!

Son günlerde ülkede yaşananlar, bugüne kadar yaşanan elem ve kederi aratacak boyutlara işaret ediyor. Düşünmeden, sorgulamadan, yargılamadan, şiddet ve cenazeler üzerinden ülke halkını önü alınmaz bambaşka bir çatışma ve anarşi ortamına çekmek istiyorlar… Sistem artık en kutsal saydığı şeyler üzerinden politika devşirmeye çalışmaktadır. Vatandan, bayraktan sonra kullanılacak başka bir malzeme kalmayacak ve korkarız ki bu cinnet hali en başta sağduyunun, aklıselimin katili olacak ve kaybeden yine bu ülkenin insanları olacaktır…

Yıllardır hep yığın olarak gördükleri ve kişiliksizleştirmeye çalıştıkları halkın acısını istismar eden egemenler kürt sorununun temelinde yatan ideolojik problemi gözden kaçırmanın telaşı içindedirler. Atılan sloganlar  ABD ve İsrail’e inandırıcı gelir mi bilinmez ama oynanan oyun, Ortadoğu’nun Müslüman halkları üzerinde oynanan kirli oyunun bir parçasıdır.

Zaman,  toplumsal adalet ve sağduyunun sağlanmasına yönelik hamleler yapılması zamanıdır. Zaman seküler ulus temelli siyasetlerin bu coğrafyada kan ve gözyaşlarından başka bir şey getirmediği gerçeğinin görülmesi zamanıdır. Bizler, Sakarya Başörtüsü Platformu olarak, halkımızı kin ve nefreti körükleyen bu tezgaha karşı uyanık olmaya, adil düşünmeye davet ediyoruz.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 111. Hafta basın açıklamasından.

 

YAŞASIN TÜRK VE KÜRT HALKLARININ KARDEŞLİĞİ!

Sorgulanması gereken, neden iki kardeş halkın karşı karşıya getirildiğidir? Kürt sorununun kendi iç dinamikleri ile neden çözüme kavuşturulamadığıdır? Sorgulanması gereken Kürt sorununun çözümü için her iki tarafın ulusçu güçlerinin neden ABD desteğini arkalarına almak istedikleridir? Bu sığınmacı yaklaşım, akabinde büyük bir yanılgıyı getirmekte ve buradan ne Türk ve ne de Kürt halkı değil, ABD ve İsrail kazançlı çıkmaktadır?

Bizim, Sakarya Başörtüsü Platformu olarak dikkat çekmek istediğimiz husus şudur: Türkiye’nin, 2004 Haziranında İstanbul’da yapılan NATO zirvesinden bu yana soyunmuş olduğu Büyük Ortadoğu Projesinin taşıyıcılığı misyonu ortaya çıkarmıştır ki; Büyük Ortadoğu Projesi’nin bölge halkları ve Müslümanlar için demokrasiyi, insan haklarını, barışı, kalkınmayı ve adaleti değil; emperyalizmin çıkarları doğrultusunda bölünmeyi, sömürüyü, iç çatışmaları, asker veya sivil suçsuz ölümleri ve yoksulluğu getirmekte olduğudur. Bu coğrafyanın çocuklarının kanları üzerinden oynanan ve aslında başkalarının çıkarlarına hizmet eden bu oyun bozulmalıdır… Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!

Sakarya Başörtüsü Platformu, 112. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-04

KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ NEDEN YİNE ASKERLERE HAVALE EDİLDİ?

Haftalardır beklenen buluşma gerçekleşti ve Başbakan, ABD Başkanı ile görüştü. Görüşmeden çıkan en somut sonuç, ABD’nin Somali, Afganistan ve Irak’taki uyguladığı katliam ve işgallere yardımda bulunan Türkiye’ye PKK konusunda yardımın esirgenmeyeceği sonucudur desek herhalde yeterli gelir. Başbakan’ın Bush’tan istediği somut yardımlara bakılınca rahatlıkla anlaşılacaktır ki olayın kontrolü tamamen ABD’nin elindedir. PKK kampları dağıtılacak, lojistik destek kesilecek, lider kadrosu teslim edilecek, uyuşturucu kaçakçılığı geliri önlenecek ve anlık istihbarat yapılması sağlanacak. Buradan çok net anlaşılıyor ki, kendileri siyasi bir irade üretemeyenler, Kürt sorununu güvenlik probleminden farklı bir zeminde göremeyenler, inisiyatifi yerli ve yabancı askerlerin işbirliğine terk etmiştir.  Bush – Erdoğan görüşmesinden sonra Abdullah Gül’ün “bundan sonra askerler konuşacak” itirafı görüşmenin profilini açıkça ortaya koyan veciz bir ifade olarak tarihe geçmiştir.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 113. Hafta basın açıklamasından.

 

SİSTEMİN ÜRETTİĞİ ÇELİŞKİLER!

Ağırlıklı olarak sürdürülen sınır ötesi operasyon gündemleri devam ede dursun, bunun yanında ülkedeki baskıya ve sömürüye dayalı zihniyet de almış başını gidiyor. Kendi bekasını yıllardır Batı’da ve onun yanında olmakta gören ve bunun için vermediği ve veremeyeceği hiçbir taviz olmayan bu anlayışın sahiplerinin tuttukları yolun ahlaksızlığa, yasaklara, baskılara ve acılara yol açtığı gün gibi ortada.

Bir tarafta servet içerisinde hiçbir tasa ve endişe taşımadan tam bir mal yığma tutkusu ile yaşayanlar, diğer tarafta asgari ücretle hayatlarını devam ettirmek zorunda bırakılan milyonlar. Bir tarafta adaletten ve özgürlükten çok uzak iktidar seçkinleri, diğer tarafta ise hayatları onların iki dudakları arasında olan yüzbinler. Bir tarafta israfı karakter edinmiş bürokrasi, diğer tarafta yoksulluktan çocuklarını doyuramayan insanlar. Bir tarafta güya savunma gerekçesi ile türlü oyunlarla çıkartılan tezkere ve buna bağlı olarak çarçur edilen milyarlarca lira, diğer tarafta işsizlikle mücadele eden onlarca insan.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 115. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-05

HEPİMİZ TEVHİDE’YİZ!

En başından beri İslam’la ve Müslümanlarla sorunlu olan ve bu sorun üzerinde yaşayarak bugüne kadar gelen resmi söylem başörtüsü yasağı üzerinden bu tavrını sürdürüyor. On yıllardır yapmak isteyip de yapamadıklarını uygulamaya koyuyor. En son Adana’nın Kozan ilçesinde Tevhide KÜTÜK adlı başörtülü öğrenciye reva görülen de bunun en somut örneklerinden.

Yapılan kompozisyon yarışmasında dereceye giren Tevhide, ödülü almak için sahneye çıktığında protokolde oturan Garnizon Komutanının ve Kaymakamın müdahalesi ile daha ödülünü bile alamadan apar topar sahneden indirildi. Sırf başörtülü olduğu için böyle bir muameleye maruz bırakılan Tevhide Kütük, gözyaşları içerisinde salondan çıkartıldı. Tevhide’nin salondan çıkarken hıçkırarak söylediği ve tüm Türkiye’nin duyduğu;”Hocam bunlar Allah’ın adaletine karşı geliyorlar” sözleri yasakçıların aslında neye karşı olduklarını vurgulayan sözler olarak tarihe geçti. Sakarya Başörtüsü Platformu olarak 116 haftadır söylediğimiz adalet isteğimizi dile getiren Tevhide Kütük’e buradan binlerce selam gönderiyoruz. Bizler onun haykırışını duyuyoruz ve Tevhide’lerin özgürlüğüne kavuşması için direnişimizi sürdürüyoruz. Hepimiz Başörtülüyüz. Hepimiz Tevhide’yiz.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 116. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-07

ONURUMUZU SAVUNUYORUZ!

Kendi özünde olanı değiştirme azmini gösteren bir toplumun, çok daha adaletli yarınlara kavuşması mümkündür. Bugün bizim başörtümüze sahip çıkıyor olmamız aynı zamanda geleceğimizi kurtarabilmek, insanca yaşam şartlarına kavuşabilmek, işsizlik belasından kurtulabilmek, gelir dengesizliğinin önüne geçebilmek, haksızlıkların ve sömürünün çarkında eriyip gitmemek, sosyal adaleti tesis edebilmek içindir. Bugün bizim başörtümüze sahip çıkıyor olmamız; onurumuzu çiğnetmemek, kendimize olan saygı ve özgüvenimizi yitirmemek, yapılan bir haksızlık karşısında susan dilsizler konumuna düşmemek, her şeyden önce Rabbimize hesap vereceğimiz bilincini korumak içindir.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 117. Hafta basın açıklamasından.

 

MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NA AFERİN!

Yasaktan fazla yasakçılaşan zihniyet tüm toplumu kuşatamasa da Milli Eğitim Bakanını çoktan sarıp sarmalamışa benziyor. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik; Tübitak tarafından düzenlenen İlköğretim Bilim Olimpiyatında bronz madalya alan Özel Şefkat Koleji öğrencisi Elif Büşra Doğuş’un başörtülü olarak sahneye çıkarak ödülünü almasına çok sinirleniyor. Hemen Tübitak Başkanı Nüket Yetiş’le görüşen Bakan, rütbe bekleyen bir askerin heyecanıyla “Bu olayların tepki aldığını bildiğiniz halde neden izin veriyorsunuz! Bilerek mi yapıyorsunuz?” diyerek çıkışıyor. Bununla yetinmeyen Bakan başörtülü öğrenciyle hatıra fotoğrafı çektiren AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu ve eşini de tam bir komutan edasıyla uyarıyor. Milli Eğitim Bakanı işi şansa bırakmıyor ve en son olarak olayla ilgili soruşturma başlatılması emrini vererek “aferin”i hak ediyor ve ülkeyi rahatlatıyor!

Sakarya Başörtüsü Platformu, 118. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-06

BAŞÖRTÜSÜNE SAHİP ÇIKAMAYANLARIN KÜRTLERİ GÖRMELERİ MÜMKÜN MÜ?

Tezkereydi, sınır ötesiydi, “önce Bush’a bir soralım”, “anında istihbarat alacağız” falan derken, TSK; bu hafta 4 saat süren bir harekat ile Kandil Dağı üzerine hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmi açıklamalarda ve kartel medyasından yapılan yayınlarda saldırının canlı görüntüleri yayınlandı daha sonra. “İyi çocuklar”ın hamisi de yaptığı açıklama ile  “Terör kampları bizim için BBG evi gibi” diyerek harekatı duyurmuş oldu. Susurluk’tan sonra Şemdinli’de de sınıfta kalan siyasi irade; “iyi çocuklar”ın seçilmişlerden her zaman güçlü olduklarını ispatlamış oldu. Tüm endişelerini koltuk hesapları üzerinden veya yüzdelik dilimler üzerinden yapanların uğrayacakları akibetin öncekilerden farklı olacağını kim garanti edebilir? Adaleti ve kalkınmayı önceleyen bir hükümetin Şemdinli’de de adil davrandığını iddia edemeyiz. Resmi ideolojinin istediği kadar şeffaflık, onun istediği kadar adalet ve özgürlük ve onun bahşettiği kadar lütuf ve ihsan! Tabi lütfü ve ihsanı onların yanında arayanlar için…

Sakarya Başörtüsü Platformu, 119. Hafta basın açıklamasından.

 

HÜKÜMETLERİN GÖREVİ İNSANLARI ASGARİ ÜCRETE MAHKUM ETMEK DEĞİLDİR!

Hükümetlerin görevi topluma hizmet etmektir. Halkın hak ve taleplerine cevap vermektir. Halkın sorunlarına somut ve tutarlı çözümler üretmektir. Halkın sahip olduğu inanç ve değerlerini korumak ve onların bu inanç ve değerlerini yaşayabilmeleri için özgür ve uygun zeminler hazırlamaktır…

Hükümetlerin görevi adaletli bir şekilde herkesin insanca yaşam standardına ulaşmasını temin etmektir. Yoksa asgari ücret adı altında hayatı sürdürebilmenin imkansız olduğu bir gelirle insanları buna mahkum etmek değildir. Evine ekmek götürebilmek, çocuklarını okutabilmek, belli bir sosyal ve kültürel imkanlar çerçevesinde hayat sürdürebilmek herkesin hakkıdır. 419 YTL’den 435 YTL’ye çıkartılan asgari ücret açıkça göstermektedir ki, bu ülkede hiçbir şeyin emniyeti yoktur. İnsanların canları, malları, namusları, akılları ve çocukları belirgin ve gözle görülür açık bir tehlike ile tehdit altındadır.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 120. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-08

DİRENİŞ HAREKETLERİ EMPERYALİZMİN HEDEFİNDE!

Kapitalizm hiçbir değer yargısı tanımadan, kimsenin gözünün yaşına bakmadan, insani tüm değerlere kendince bir tanım ve boyut getirerek, öteki olarak algıladığı bütün olguları dışlayarak,  bunlara karşı olan ezici üstünlüğünü devam ettirirken, aynı zamanda içine düştüğü çukuru görememek gibi bir açmaz ve aymazlığı da yaşıyor. Daha da ötesinde bulunduğu çukura tüm dünyayı çekebilmek için her türlü planı ve tuzağı devreye sokmaktan da çekinmiyor. “Ben batacaksam dünya da benimle birlikte batar” der gibi korkunç bir politika izliyor.

Yeniden şekillenen dünyada herkes bu süreci en az zararla nasıl atlatırımın derdine düşmüş durumda. ABD’nin başını çektiği azgın emperyalizm; İran’ı yalnızlaştırarak, Ortadoğu’daki Hizbullah, İslami Cihad ve Hamas gibi Müslüman halka umut olmuş hareketleri yok ederek veya diz çöktürerek tek ve alternatifsiz bir güç olmanın hesaplarını yapıyor. Azme ve sebata dayalı bir direnişin tüm engelleri ortadan kaldıracağı muhakkakken, işbirliğine alıştırılmış siyasi hükümetler halkı mevcut sömürü çarklarına eklemlemek için emperyalizme payanda olmanın sakıncalarının farkına varamıyorlar…

Sakarya Başörtüsü Platformu, 121. Hafta basın açıklamasından.

 

HİCRET, HER ALANDA ADALET İÇİN MÜCADELEDİR!

Hicretin 1429. yıldönümünü idrak ediyoruz… Hicret, iki taraflı bir eylemdir. İslami kimliği kuşanmaya yönelik, muttaki olabilmenin ilk adımıdır. İkinci yönü ise, cahiliyeden ve küfürden arınmak, onlardan kopup ayrılmaktır. Hicret imandan sonra, insanın kendi hayatında hiçbir boşluğa izin vermeden,  köklü ve kalıcı bir dönüşüm yapabilmesidir. Hicret, sadece coğrafi veya sadece tarihi bir değişiklik değildir. Hicret, bilgiyle inançla ve eylemle, bir bütünlük içerisinde gerçekleştirilebilecek onurlu bir tutumun adıdır.

Bu ülkede Hicret, onurunu korumaya adanmış olabilmektir. Hukuksuzluklara, baskılara, yasaklamalara, darbelere karşı özgürlüğü savunabilmektir. Her türlü yalan ve yanlışlara karşı, vahyin sarsılmaz doğrularının etrafında, Hazreti Muhammed’in örnekliğini, en güzel bir şekilde yaşayabilmektir. Bitmek tükenmek bilmeyen İslamizasyon politikalarına karşı,  arı duru bir inancı yaygınlaştırabilmek için, Kur’an’ın aydınlığının etrafında, merhamet ve hassasiyetlerimizi bütünleştirebilmektir. Bu ülkede hicret, Katil ABD ve Siyonist İsrail’in işgal ve katliamlarına sesini yükseltebilmek ve hakkı haykırabilmektir. Katillerin ve işgalcilerin taşeronluğunu kabul edenleri, akıllarını başlarına almaları için uyarmaktır.

Bu ülkede hicret, tevhid için, adalet için ve özgürlük için mücadele etmektir. Ülkenin her tarafına yaygınlaştırılan yasağın, sona ermesi için baskı ve yasakçılara dur diyebilmek onuru ve kimliği uğrunda direnebilmektir. Hicret, gelecekleri ipotek altına alınmaya çalışılan geniş halk kesimlerinin özgürlüğü için çaba içerisinde bulunabilmektir. Hicret, Susurluk’tan Şemdinli’ye kalıcılaşmaya çalışan askeri vesayet sistemindeki tüm kirlerden kurtulabilmektir. Kendi halkına aslan kesilip, yeryüzünün efendiliğine soyunanlara ses çıkartamayanlara aldanmamaktır. Hicret, net ve tavizsiz bir duruşla İslam’ın tertemiz örnekliğini hayata geçirebilmektir. Amerikalı zenci Müslüman lider Dhoruba’nın söylediği gibi; “Hicret, adalet için her alanda mücadele edebilmeyi öncelemektir.”

Sakarya Başörtüsü Platformu, 122. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-09

YASAK, SİSTEME ENTEGRASYON AMACIYLA MI KALDIRILACAK?

AK Parti ile MHP’nin bir araya gelerek başlattıkları ve ülkede büyük gürültüler kopartan başörtüsüne özgürlük ile ilgili görüşmeler sonuçlandı ve bu iki parti Anayasa’nın iki maddesi ile YÖK Kanununda yapılacak değişikliklerle başörtüsünü üniversitelerde serbest bırakmak konusunda anlaştılar. Gelinen bu noktayı 27 Nisanın Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin 367 dayatmalarının ve pek tabi 22 Temmuzda sandığa yansıyan manzaranın kaçınılmaz bir sonucu olarak değerlendirmek mümkündür. Gelinen bu noktanın ülkenin tıkanan damarlarına yapılan bir by-pas korkunç bir hızla çöken merkez siyasetine AKP ve MHP eliyle yapılan acil bir müdahale olarak değerlendirilmesi de gözden kaçırılmaması gereken bir husus olarak dikkate alınmalıdır. Zira Başbakan’ın başörtüsü ile ilgili yapılan düzenlemenin laiklik eleştirisinde yoğunlaşması üzerine söylemiş olduğu “başörtülülerin de laiklikle barışık yaşayabilecekleri” şeklindeki çıkışı AKP ve MHP’nin asıl hedeflerinin ne olduğunu ortaya sermesi açısından ilginç ipuçları vermektedir. Laik sistem, bu düzenlemeye izin vererek başörtüsü üzerinden geniş müslüman kesimleri sisteme entegre edebilmenin formüllerini arıyor olabilir.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 125. Hafta basın açıklamasından.

 

YASAKÇI ÇIRPINIŞLAR BEYHUDEDİR!

Başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılması ile ilgili anayasa değişikliği oylamaları beklendiği gibi Mecliste büyük bir çoğunlukla kabul edildi. On yıllardır mutlu bir azınlığın geniş halk kesimlerine olan tahakkümüne ses çıkartmayan kartel medyası bunu; “411 el kaosa kalktı” manşeti ile duyurdu. Hatta bununla yetinmeyip Tayyip Erdoğan için Menderes benzetmesi yapanlar, toplumun bundan böyle bölüneceğini iddia edenler, AKP’yi kapatılmakla tehdit edenler ve “laiklik elden gidiyor” feryadıyla halkı tahrik etmeye çalışanlar da oldu.

Yıllardır hukuksuz bir şekilde devam ettirilen ve bunun üzerinden İslam’a ve müslümanlara saldırılan başörtüsünün sadece üniversitelerde özgür hale getirilmesi, bu laikçi elitlerin İslam’a, Müslümanlara ve başörtüsüne nasıl ve ne şekilde baktıkları da ortaya çıkmış oldu. Anayasa değişikliğinin oylanmasından sonra kampüs önlerinde takibe başlayan bu malum medyanın muhabirleri başörtülü öğrencileri hangi üniversite içeri alacak hangisi almayacak onun derdine düştü… Ne yaparlarsa yapsınlar Müslüman halkın dinlerine ve başörtülerine olan bağlılığına hiçbir zarar veremeyecekleri ortada. Kinleri ve nefretleri ancak ve ancak kendilerine zarar verecek.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 127. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-10

KÜRESEL 28 ŞUBAT’A KÜRESEL İNTİFADA!

27 Şubat 1997’de alınan Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla, İslami inanç ve değerlere karşı ‘bin yıl sürecek bir savaş’ ilan etme cüreti gösterenlerin, bugün geldikleri nokta ibret vericidir. Topluma yönelik her türlü baskıyı meşru kabul edenler, bugün kendi elleriyle kurdukları düzeni ayakta tutabilmek için bir avuç rektör azınlığının arkasına sığınıyor. Anayasa Mahkemesi’ne, hukuku bir kez daha ayaklar altına alması için baskı yapılıyor. Kartel medya, tıpkı 28 Şubat sürecinde olduğu gibi provokatörlük görevini kimseye bırakmıyor. Hiçbir toplumsal desteğe sahip olmayan bir takım ‘sözde’ sivil özde ‘militer’ toplum kuruluşları, başörtüsü üzerinden İslami değerlere saldırıyor. Tüm bu yaşananlar, açık bir ‘savaş’ ilanının 11. yılında nasıl bir yenilgiye doğru gittiğini; yasak ve şiddet kullanarak, hiçbir toplumsal soruna çözüm getirilemeyeceğini ortaya koyuyor… Ne kadar kuru gürültü çıkarırsa çıkarsınlar, yaşananlar, yasakçıların kayda değer bir toplumsal tabana yaslanmadıklarını ortaya koyuyor.

Sakarya Başörtüsü Platformu, Türkiye’de, Irak’ta, Filistin’de, Çeçenya’da, Afrika’da, Afganistan’da, Pakistan’da ve zulmün gezindiği tüm coğrafyalarda barışın, huzurun, adaletin, güven ve kardeşliğin ancak İslam’la mümkün olduğunu savunmaktadır. Yerel ve küresel 28 Şubatçı zorbalara karşı Küresel İntifada çağrısı yapmaktadır. Çağrımız vicdan sahibi herkesedir: Gelin, adil ve özgür bir gelecek için dayanışma içinde yükselen bir ses de biz olalım!

Sakarya Başörtüsü Platformu, 129. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-11

DANIŞTAY’A YASAK, YARGITAY’A KAPATMA DAVASI TEPKİSİ

Danıştay, YÖK Başkanının üniversitelere göndermiş olduğu, başörtüsünün üniversitelerde özgür kılınmasına yönelik anayasa değişikliği ile ilgili düzenlemeyi genelge hükmünde değerlendirerek yürütmesini durdurma kararı aldı… Danıştay’ın nezdinde sistem için kıstas kesinlikle hukuka uygunluk veya hukuka aykırılık değildir. “Darbeci mantığa uygun mudur; değil midir?” Tek ve değişmez kıstas budur! 

Yine dün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından Ak Parti’nin “laiklik karşıtı fillerin odağı haline geldiği” iddiası ile açılan kapatma davası gündeme bomba gibi düştü. Başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılması ile ilgili düzenlemeye de ilk olarak adeta muhtıra gibi bir tepki veren Yargıtay’ın son yapılan seçimlerde yüzde elliyle yakın oy almış bir partiyi kapatmak için dava açması kendisi ile birlikte Türkiye’deki hukuk sisteminin de nerelerde durduğunun anlaşılması açısından çok önemli bir gelişmedir.

Türkiye’deki baskıcı, yasakçı ve darbeci anlayışın sürmesini isteyen kesimler adına Yargıtay’ın yapmış olduğu şey aslında halkın iradesini yok saymaktır. Bunların anlamadığı ya da anlamak istemediği şey halkın hak ve talepleridir. Halkla sürekli çatışma halinde olan bu seçkinci elit kesimler; arkasına sığındıkları suni gündemler, sahte kavramlar ve kendi yarattıkları fetişlerle kurmuş oldukları sistemin iflas ettiğini görmek istemiyorlar. 

Sakarya Başörtüsü Platformu, 131. Hafta basın açıklamasından.

 

LAİK AZGINLIK NEREDE DURACAK?


Geçen haftadan bu yana ülkenin gündemi AK Partisine karşı açılan kapatma davasına odaklanmış durumda… Biz Sakarya Başörtüsü Platformu olarak, AK Partisine açılan bu kapatma davasının ülkede zaten var olan yargı hegemonyasının varlığını pekiştireceğini, Türkiye’deki laiklik ve başörtüsü üzerinden devam ettirilen tartışma ortamının aslında ulusalcı oligarşik çevreler ile müslüman halk arasında olduğunu, vesayet rejiminin baskı ve yasaklarla sürdürmek istediği darbe ortamının iflas ettiğini, müslüman halkın da sahip olduğu hak ve talepleriyle, inandığı değerlerle her yerde var olmaya çalıştığını ve bundan sonra da çalışacağını düşünüyoruz.

Ancak geniş halk kesimlerini laiklikle seçkinci elit kesimlerle ve sistemin fetişleriyle barıştırmayı üzerine vazife edinmiş ve hükümette olduğu altı yıldan bu yana izlediği politikalarla AB süreci hariç hiçbir ciddi adım atamayan müdahaneci bir partinin ve bunun kadrolarının da üzerlerine vazife edindikleri bu görevin ne kadar da tehlikeli ve anlamsız bir iş olduğunu anlamaları gerektiğini vurgulamak istiyoruz.Ve bundan sonra da daha da sertleşecek bir karşılıklı atışmanın olacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. 

Sakarya Başörtüsü Platformu, 132. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-15

SEÇKİNCİ ELİTLERLE UZLAŞMA OLMAZ!

Son günlerde dile dolanan sağduyu, uzlaşma ve diyalog söylemleri Türkiye’nin içine bulunduğu iddia edilen çatışma ve kaos ortamından çıkışın tek çaresi gibi sunulmakta ve bilhassa önce kapatma davası ve ardından Ergenekon operasyonu ile ilgili tutuklamaların ardından geliştirilen suni bir olgudur. Burada kimin kiminle uzlaşacağı, kimin kime tahammül edeceği, kimin kimle diyaloga girmesi gerektiği bellidir. Burada hedeflenen şey laik dayatmacılığın kabullenilmesi, seçkinci elitlerin heveslerine göz yumulması, devam ede gelen sömürü çarklarının görmezden gelinmesi üzerine kurulu bir faydacı, pragmatik ve dayatmacı bir pratiktir. Ülkenin ihtiyaç duyduğu şey ise kesinlikle bu değildir. 

Ülkede ihtiyaç duyulan şey Susurluk-Şemdinli-Ergenekon sürecinin ne pahasına olursa olsun ortaya çıkartılarak özellikle bu çeteci yapılanmaların en başından en sonuna kadar kimlerin bu yapılanmaları örgütlediğinin açıkça ilan edilmesidir. Ülkede ihtiyaç duyulan şey adaletin tesis edileceğine ilişkin kuvvetli ve önemli işaretlerin alınabileceği adımların atılmasıdır.  

Sakarya Başörtüsü Platformu, 133. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-13

AKP, EGEMEN ZİHNİYET İLE HESAPLAŞMALIDIR

Yargı eliyle gerçekleştirilen bir darbenin ardından ortaya çıkan fiili durum; nasıl bir ülkede yaşadığımız gerçeğini gözler önüne seriyor. Refah içinde şımarmış bir avuç azınlık; halka karşı her türlü tehdit, baskı, şantaj ve provokasyon silahına başvurabiliyor. Çıkar düzenlerini kaybetmek istemeyenler; yıllardır bildikleri yöntemleri uygulamaktan vazgeçmiyor. Şiddet, kargaşa ve muhtemel bir kaos ortamı hazırlayarak, durumdan vazife çıkarabileceklerini umuyorlar. Ve hiç utanmadan; bu olayların sebebi olarak başörtüsünü göstermeye çalışıyorlar.

İçinde bulunduğumuz süreç, herkese önemli sorumluluklar yüklüyor. Öncelikle AKP; sırtını mutlu azınlığa, yüzünü mustazaf çoğunluğa dönmeli; ülkeyi yıllardır halkı baskı altında tutan militer zihniyetten arındırmak için daha fazla çaba göstermelidir. Şayet Kenan Evren ekranlara çıkıp darbeyi savunabiliyorsa, başörtülü hanımlara dil uzatabiliyorsa, başörtüsü zulmüne arka çıkabiliyorsa; bu durum, Evren’in cesaretinden değil; ondan hesap sorma cesareti gösteremeyenlerden kaynaklanmaktadır.

O halde AKP; ülkeye egemen olan militer, totaliter ve zorba gelenek ile bir an önce hesaplaşmalıdır. Mahkeme sürecinde illa ki yer alacaksa, bunu davanın hukuki değil siyasi zeminde açıldığını göz ardı etmeden yapmalıdır. Kesinlikle “özde laik, özde Kemalist biziz; siz bizi yanlış anladınız” şeklinde tevilci bir anlayışa sığınmamalıdır. Aksine, davadan hareketle; yıllardır halka yapılan haksızlıkları gündeme getirmelidir. Hesap vermek yerine hesap sormalıdır. Bu sefer de, daha önce yaptığı gibi temel sorunlara dokunmamayı ve fincancı katırlarını ürkütmemeyi gözeten bir yaklaşım sergilerse, vesayet geleneğini tasfiye etmek yerine onunla uzlaşırsa, hak ve özgürlükler konusunda tutarlı ve bütüncül değişikliklere gitmezse, hiçbir özür yapacakları tarihi hatayı affettiremeyecektir!

Sakarya Başörtüsü Platformu, 135. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-14

HAKLI TALEPLER, ŞİDDETLE SUSTURULAMAZ!

Türkiye önemli bir süreçten geçiyor. Toplumu ve siyaseti geren uygulamaların kaynağındaki darbeci zihniyet ve Ergenekon gibi paramiliter uzantıları suçüstü yakalanıyor. Ama kuklalar ele geçtiği halde, onların iplerini ellerinde tutanlara ise hâlâ dokunulamıyor. Oysaki adalet ve özgürlük ancak darbeci egemenlik anlayışı ile yüzleşildiğinde sağlanabilir. Aksi takdirde laik-antilaik, Alevi-Sünni ya da Türk-Kürt çatışmaları yaratarak imtiyazlarını korumak isteyenler, geleceğimizi karartmak için her türlü yola başvurabilir… 

İyi anlaşılsın ki; toplumsal sorunlar, baskı ve yasaklarla çözülemez. Haklı talepler şiddetle asla susturulamaz. Bilakis sorunları daha da büyütür. Nitekim Kürt sorunu, egemen zihniyetin yıllardır sürdürdüğü inkârcı zulüm politikalarının sonucunda bu noktaya gelmiştir. Buna rağmen, egemen zihniyet; inkârında ısrar etmekte, Batı’da linç, Doğu’da baskı ve şiddet hüküm sürmektedir…

Sakarya Başörtüsü Platformu olarak, sorunların linç, baskı, yasak ya da şiddetle çözülemeyeceğini bir kez daha vurguluyoruz. Hükümete, çözümün, darbecilerle uzlaşarak değil, ancak bu geleneğin ve uzantılarının tasfiyesiyle mümkün olabileceğini hatırlatıyoruz.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 138. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-18

12 EYLÜLCÜ, DARBECİ, ERGENEKONCU ZİHNİYETLE PAZARLIK OLMAZ!

Sakarya Başörtüsü Platformu olarak, 12 Eylül zihniyetiyle hesaplaşılmadığı; darbecilerin ve darbecilere kuklalık eden yasakçıların yargılanmadığı sürece bu tür haksızlıkların yaşanmaya devam edeceğini bir kez daha hatırlatıyoruz.

Adalet ve özgürlük için öncelikle darbecileri ve yasakçıları besleyen bataklığın kurutulması gerekmektedir. İçinde bulunduğumuz günler bu sebeple hayati bir önem taşımaktadır. Darbe günlüklerinde darbe planlayıcıları; amaçları ve yöntemleriyle birlikte deşifre olmuştur. Ergenekon yapılanmasının kirli ilişkileri belgeleriyle kanıtlanmaktadır. Danıştay saldırısı, Dink cinayeti, Malatya katliamı gibi olaylara karışanlar ne birbirinden bağımsızdır, ne de darbecilerden ayrı bir yapılanma içindedir!

 Bu tarihi süreçte ele geçen fırsatları, Hükümet’in, kendi eliyle darbecilere teslim etmek üzere olduğunu müşahede ediyoruz. Partiyi ve başbakanı kurtarmak için Ergenekon zihniyetiyle pazarlık yapıldığına dair işaretler çoğalıyor. Bu, son derece yanlış ve riskli bir yoldur. Şemdinli’de girilen yanlış yolun sonucunu 27 Nisan muhtırasında görmüştük. Aynı hatayı tekrar yapmanın hiçbir makul gerekçesi olamaz. Hükümet; hem partisini kapattırmamak için gereken girişimde bulunmak, hem de darbeci ve yasakçı zihniyetle hesaplaşmak zorundadır.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 140. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-16

YARGI ELİYLE YAPILAN DARBE!

Yargı eliyle gerçekleştirilen bir darbe ile karşı karşıyayız. Halkın büyük desteğini alarak yapılan başörtüsü düzenlemesi iptal edilmiş ve askeri vesayet altında işleyen sistem, başörtüsü sorununda en ufak bir geri adım dahi atmayacağını göstermiştir…

İyi bilinmelidir ki; iptal kararı, askeri vesayet sisteminin yargıçlar oligarşisi eliyle gerçekleştirdiği yeni bir darbe hamlesidir. Eşi başörtülü cumhurbaşkanı seçtirmemek için alınan 367 kararı gibi yine 27 Nisan süreci işlemiştir. Nitekim Genelkurmay’dan yapılan üst düzey açıklamalarda, yasak olumlu karşılanmış ve saygı gösterilmesi şart koşulmuştur.

O halde soruyoruz: Bugüne kadar İslami kimliğimize ilişkin hiçbir iyi niyetli kararı imza atmayan ve inançlarımıza en ufak saygı göstermeyenlere neden saygı duyalım? Zorbalıklara neden boyun eğelim?

Sakarya Başörtüsü Platformu olarak, alınan bu kararın aynı zamanda halka karşı yürütülen Gayri Nizami Harp” stratejisinin önemli bir açılımı olarak görüyoruz. 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat darbe süreçleri devam ettirilmek isteniyor. Bu sebeple Gayri Nizami Harp Dairesi’nin görev alanının genişletilmesi ve sisteme, resmi ideolojiye ve ulusal kutsallara iman etmeyen herkesin “düşman” tanımı içine sokulması hedefleniyor. Tıkandıkça içe kapanan, içe kapandıkça baskı ve yasakları arttıran sistemin mevcut hali toplumu bir kaosa doğru sürüklerken, hiç kimse bu yangına seyirci kalmamalıdır.

Sakarya Başörtüsü Platformu, 143. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-19

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ BAŞÖRTÜSÜ DİRENİŞİNE KATILIYOR

Başörtüsü yasağının her alanı kuşattığı ve iyice azgınlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Yasakçıların hızını darbe anayasaları dahi kesemiyor. Kışladan alınan emirlerle hareket eden bürokratik elitler hiçbir hak ve hukuku tanımıyor. İnançlarımız, değerlerimiz ve kimliklerimiz yok sayılıyor. Halk üzerinde baskı ve şiddetle kurdukları düzenin çöküş dönemine girdiğini görenlerin yakalandığı bu çılgınlık haline karşı derhal tavır alınmalıdır… 

Yaşanan son süreç, resmi ideoloji muhafızlarının yaşadıkları trajediyi daha çok baskı ve daha çok yasakla aşmaya çalışacaklarını gösteriyor. İyi bilinmelidir ki; hiçbir hak ve hukukun olmadığı, tüm değerlerin çiğnendiği ve her türlü kirli oyuna başvurulduğu bu hesap amacına ulaşamayacaktır. Müslümanlar, imanlarını hayatla sınamaktan ve zulme karşı Hakk’ın şahitliğini yapmaktan asla vazgeçmeyecektir. Zalimler nasıl tek saf ise adalet ve erdemi kuşanan Müslümanlar da mücadele safında buluşacaktır.

Bu umudun güzel bir örneği olmak üzere Sakarya Başörtüsü Platformu’nun, bundan sonraki mücadelesini Sakarya Adalet Girişimi ile birlikte yürüteceğini kamuoyuna duyurmak istiyoruz. Yeni ismiyle “Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu”, bugüne kadar olduğu gibi, vahyin mesajını ilke ve değerlerinden taviz vermeden hayata taşımaya devam edecektir. 

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 144. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-17

SORUNLARIN TEMELİNDE SİSTEM SORUNU VAR!

Bugün başta başörtüsü yasağı olmak üzere hangi toplumsal sorunu yaşıyorsak, bunun temelinde bir sistem sorunu yatmaktadır. Kurulduğu günden beri halkın kimliğini, inançlarını, dilini, dinini ve hayat tarzını seküler bir ulus-devlet formuna hapsetmeye çalışan bu sistem, Kemalist ideolojiyi halka din olarak dayatmaktadır. Kendi kutsallarını, değerlerini ve hayat tarzını kabul ettirmek için başta eğitim olmak üzere birçok ideolojik aygıt kullanmaktadır. Fakat sistem hiçbir şekilde halkı kuşatamamaktadır. Kışlalarda yapılan hesaplar hayatın sokaklarından geri dönmektedir. Buna karşı, yalnızlaşan egemen azınlık da son kozlarını şiddeti artan bir dozda oynamaktadır.

Son yıllarda peş peşe deşifre olan darbe planları, psikolojik hareket eylem planları ve kapalı kapılar arasında yapılan görüşmeler; sistemin darbeci geleneğini yaşatma gayreti olarak değerlendirmelidir. Kuruluş ve işleyiş ideolojisi vesayetçi, tek tipçi ve baskıcı olan bir sistemin kendisini bu tür gayretlerden azade kılması da doğası gereği mümkün değildir. Sistem yanlış temellerde kurulmuştur ve sorunlara çözüm üretmesi mümkün değildir, çünkü kendisi başlı başına bir sorun teşkil etmektedir…

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu olarak çözümü tevhid, adalet ve özgürlük anlayışını savunan bir mücadele hattının inşasında görüyoruz. Sistemin parçalarını yamamak yerine köklü çözüm önerileri getirmenin gerekliliğine inanıyoruz. Bizim için egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır! Bu sebeple öncelikle insanı insana kul etmeyi hedefleyen ideolojik kölelik düzenini, bu düzenin egemenlik anlayışını ve hüküm sürdüğü sistemin deşifre edilmesini amaçlıyoruz. Kitleleri kısa süreli mitinglerde yapay amaçlar için yan yana getirmek yerine, sahih bilgi, tevhidi inanç ve salih amel temelinde yükselen uzun vadeli bir mücadele pratiği öneriyoruz. “Yan yana gelmekle beraber olunmaz” ilkesinden hareketle, herkesi tevhidi amaçlar doğrultusunda birlikte olmaya, dayanışmaya ve mücadeleye çağırıyoruz.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 146. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-20

SİSTEMİN VE RESMİ İDEOLOJİNİN KRİZİ DERİNLEŞİYOR

Sistemin ve resmi ideolojinin girdiği kriz giderek derinleşiyor. Yıllarca verilen zorunlu eğitime, medya baskısına, muhtıralara ve darbelere rağmen atlatılamayan bu sistem krizi için ufukta bir çıkış yolu görünmüyor…Son günlerde peş peşe deşifre olan planlar ve ilişkiler ağı nasıl bir sistemde yaşadığımızı daha net ortaya koymaktadır. Egemenliğin ve imtiyazların ellerinden kayıp gittiğini görenlerin hazırladıkları eylem planları nasıl bir zihniyete sahip olduklarını göstermektedir. Onlara göre egemenliğin koruyup kollanması için suikast yapmak, naylon terör örgütleri kurmak, uyuşturucu ve silah kaçırmak, kara para aklamak ve banka hortumlamak en etkili yöntemlerdir. Kendi görüşlerini ve hayat tarzlarını paylaşmayan herkes düşmandır ve mutlaka yok edilmelidir.

Yıllardır hüküm süren bu egemen zihniyetin provokasyonlarla, katliamlarla ve yeri geldiğinde darbelerle ayakta tutulmaya çalışılması şaşırtıcı değilse bile dehşet vericidir. Meşruiyeti ve toplumsal tabanı olmadığı için halka karşı paranoyakça yaklaşan, onu sürekli tehdit ve düşman ilan eden; insanların kimlik, inanç ve değerlerini yasaklayan, hak ve özgürlüklerini zorbalıkla gasp eden egemenlerin, kendi menfaatleri uğruna nasıl bir örgütlenme içine girdiği ve ne tür eylem hazırlıkları yapıldığı iyi tahlil edilmelidir. Bu tahlilin neticesinden doğru bir ders çıkarılmalıdır. Durum, belirli imtiyazları elinde tutan gizli örgütlenmelerin veya paramiliter yapılanmaların belirli makamları işgal etmesi olarak görülmemelidir. Krizin kökleri derindir. Mesele, topyekûn bir sistem ve resmi ideolojinin hâkimiyeti meselesidir.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 149. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-22

  1. HAFTA: YÜRÜYÜŞ DEVAM EDİYOR

Bir halkasının daha 150. haftasına girdiği başörtüsü platformları geleneği, kendi tezini ve özgün mücadele stratejisini geliştirmeye, aktüel gelişmelerin yönlendirmelerine kapılmadan hassas noktalara dokunmaya teşhis ve tez üretmeye devam edecektir. Zira başörtüsü meselenin özü ve tamamı değil, sembolü ve görünür halidir. Başörtüsü ne bir eğitim hakları sorunu, ne salt fıkhi bir meseledir. Başörtüsü yasağı Türkiye’de sahih Müslüman kimliğin yozlaştırılması ve içeriksizleştirilmesinin projesidir. Ve başörtüsü platformları bu saldırı karşısında Türkiye’de ki Müslümanların rüşt ispatı, diz çöktürülmeye karşı dik duruşlarıdır.

Başörtüsü zulmü yokmuş gibi davranarak toplumsal sorunlarımıza çözüm istemek ve yanlış adreslerde “uzlaşı” aramak ele geçen tarihi fırsatı heba etmek demektir. Baskı, sömürü, şiddet ve zulüm düzeni tesis edenlerin resmi ideolojisine sığınarak sorunların halledileceğini ummak gerçekleşmeyecek bir hayaldir. Toplumsal sorunlar, o sorunları üreten zihniyetle uzlaşarak çözülemez. Darbecilerin ideolojisini eleştirmeden darbelere, Ergenekon’u üreten zihniyetle hesaplaşmadan Ergenekonculara ve askeri vesayet sistemine dokunmadan baskı ve yasaklara karşı çıkmak ancak havanda su dövmektir.

Siyasetini, kendi kimliğini sonuna kadar sahiplenerek üretemeyen ve muhalif söylemini, resmi ideolojiye sığınmadan inşa edemeyen bir mücadele; kendi meselelerine kalıcı çözümler üretemez. Sisteme karşı köklü bir eleştiri getirmeyen ve haklı taleplerini kendi kimliği ve söylemiyle savunamayan hiçbir mücadele bizi kuşatan bu zorba sisteme karşı halkı kuşatacak sahici bir alternatif üretemez.

Türkiye Müslümanları olarak tevhid, adalet ve özgürlük temelli bir gelecek istiyorsak, bunun İslami kimliğimizi ve değerlerimizi sonuna kadar savunan bir mücadele geleneğinin inşasına bağlı olduğunu unutmamalıyız.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 150. Hafta basın açıklamasından.

 

KAPİTALİZMİN YENİ HEDEFİ MÜSLÜMAN TOPLUMLAR!

Dünya ve Türkiye son derece gerilimli bir süreçten geçiyor. Olup bitenleri anlayabilmek için derin analizler yaparak buzdağının görünmeyen ana kütlesini ortaya çıkarmak gerekiyor. Kapitalizm iki asrı aşkın bir süredir dünyaya hükmediyor. Kendi değerlerini de “Batı Medeniyeti” veya “Küreselleşme” adı altında bütün dünya halklarına dayatmaya devam ediyor. Heva ve heveslerin putlaştırıldığı, dünya menfaatlerinin odak noktası kılındığı, kulun kula köle yapıldığı bu anlayış kısa sürede Hıristiyanlık ve Museviliği deforme ederek kendine uygun bir formata sokmuştur. Sekülerizm ve laiklik diye ifade ettiğimiz bu format bütün dünya halklarına huzurun ve refahın sigortası olarak sunulmuştur. Bu tehlikeli ve karanlık projenin, yani kapitalist projenin önündeki en büyük engel geçmişte de günümüzde de İslam olmuştur. Çünkü İslam dünyanın yerine ahiretin odak noktası kılındığı; heva ve hevesin yerine yaratıcı olan Allah’ın kurallarının esas alındığı ve kulluğun sadece Allah’a yapıldığı bir sistemi öngörmektedir.

Kapitalizm; Müslüman halkları kendi çizgisine getirebilmek için çeşitli yöntemler ve kılıflar kullanmış ve kullanmaya devam etmektedir. Bu bağlamdaki en tehlikeli adım; sahih İslam inancının sulandırılması girişimidir. Kapitalist ruhun İslam ahlakı ile sentezlenmesi şeklinde tezahür eden bu girişim; yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, adalet, zulme rıza göstermeme, iffet, doğruluk, ahireti hayatın merkezi kılma gibi İslam’ın emrettiği erdemlerin yerine; bencillik, kariyer, karizma, şehvet, para için her yolu mübah görme, dünya menfaatini hayatın merkezi kılma gibi kapitalist değerlerin toplumda kök salmasını amaçlamaktadır.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 151. Hafta basın açıklamasından.

2015-sakarya-basortusu-platformu-yil-3-21

İKTİDAR NİMETLERİ İÇİN DEĞERLERİMİZDEN VAZGEÇMEK ZİLLET GETİRİR

Toplumsal ve siyasal alanda sahnenin yeniden düzenlediği bir süreçten geçiyoruz. Halk üzerinde şiddet ve korku egemenliği kuranların imtiyazları el değiştiriyor. Eski statüko sahipleriyle yeni iktidar taliplileri arasında ciddi bir mücadele yaşanıyor. AK Parti’ye açılan kapatma davasından çıkan karar, dengelerin Kemalist seçkinlerinin aleyhinde geliştiğinin bir göstergesidir. Fakat bu kararı sevinçle karşılayanlar önemli bir kararı atlamaktadır. O karar, Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsüne üniversitelerle sınırlı özgürlük girişimini iptal etmesidir.

Anayasa Mahkemesi, mevcut kanunları delerek başörtüsü değişikliğini iptal ederek, Meclis’in yetkilerine ortak olmuştur. Egemenler, yüksek yargı ile halka açıkça şu mesajı vermiştir: “Halkın egemenliği içi boş bir slogandır. Siz seçme ve seçilme hakkınızı kullanın ama yönetim hakkı benimdir ve ancak benimle uzlaştığınız oranda bu yetkiyi paylaşabiliriz!” Başörtüsünü yasaklayarak İslami bir hayat tarzına asla geçit vermeyeceğini kesinkes ortaya koyan egemenler, AK Parti’yi kapatmayarak uzlaşı kapısını aralamak zorunda kalmıştır.

Meclis üzerindeki askeri vesayet sürerken ve Anayasa Mahkemesi AK Parti’yi önce suçlu ilan edip sonra az bir cezaya mahkûm ederken iyimser bir tablo ortaya koyanlar halkı kandırmaya çalışmaktadır. Oysaki Ergenekon davası ortaya koymaktadır ki, ülkeyi taşeron paramiliter örgütler sarmıştır. Kemalist zihniyet komitacı geleneğini sürdürmektedir ve bu zihniyet henüz kendi içinde köklü bir değişim yaşamamıştır. O halde askeri vesayetle işleyen Kemalist sistem gerçeğiyle yüzleşmek kaçınılmazdır. Darbeci gelenekle hesaplaşmadan, küçük uzlaşılarla ortaya çıkan tablolara aldanmamak gerekir! Bugün Ergenekon tasfiye edilebilir fakat onu üreten sistem ve ideoloji ayakta kaldığı sürece, yarın yeni bir Ergenekon’un ortaya çıkmayacağını kim garanti edebilir?

İşte tam böyle bir süreçte Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu olarak herkesi mevcut tabloyu doğru okumaya ve derhal tutarlı bir tavır almaya davet ediyoruz. İktidar nimetlerinden faydalanabilmek için kimliklerinden, değerlerinden ve taleplerinden vazgeçenlerin yapacağı uzlaşı ancak ve ancak zillet getirir! Başörtüsünü İslami kimlikten soyutlayarak içi boş bir din anlayışını ve egemenlerin hoş görebilecekleri bir kimliği Müslüman mahallesine pazarlamaya çalışanların oyunu bozulmak zorundadır!

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 152. Hafta basın açıklamasından.

 

Bir cevap yazın