Demokratik İslam Kongresi veya Öcalan Ne Demek İstiyor?

2012_0521_zilanKuzey Kürdistan’daki İslami camia ve genel olarak siyasetle iştigal eden kişi ve çevreler Öcalan ve PKK’yi tarafsız ve soğukkanlı bir şekilde değerlendirmek ve attığı adımları bilmek durumundadırlar.

Körü körüne PKK karşıtlığı ne kadar anlamsız ise PKK’nin fikri ve ameli tahribatından habersiz olmak da o kadar tehlikelidir. Devrimci-şiddet fikriyatı ve fiiliyatı ile işe başlayan PKK’nin, Kuzey Kürdistan’da vesile olduğu maddi ve manevi tahribatın doğru, tam ve yerinde bir envanteri çıkarılmalıdır.

İkinci husus ise PKK’nin zaman ve mekâna dair intibak kabiliyeti ile dönemeçlerde gösterdiği esneklik iyi okunmalıdır. Bidayetinden beri PKK’de ana kadro ve zihniyet değişmemiştir. Lakin fiiliyata ve örgütlenme tarzına, siyasetin gereği olarak iş tuttuğu partnerlere ilişkin değişiklik söz konusudur. Aynı durum ana muhatap devlet olmakla beraber, devlete hâkim olan zihniyet ve bunun tekabül ettiği kişi, kadro ve kurumlarda da değişiklik söz konusudur.

AKP hükümeti ve MİT üzerinden yürüyen bir diyalog süreci bulunmaktadır. Toplum ve medya desteğiyle genel kabul gören bu süreç olumlu olmakla beraber, Kuzey Kürdistan’a ilişkin belirsizlikler de içermektedir. PKK, üzerinde güçlü bir siyasi, ideolojik ve askeri vesayete sahip olduğu DTK, BDP, HDP, Medya ve STK’lar eliyle Kuzey Kürdistan toplumunu dolayısıyla vesayet altına almıştır.

Dışarıda kalan ve Kuzey Kürdistan halkının yarıdan fazlasını oluşturan kitle ise büyük oranda AKP ve dolayısıyla Türkiye devletinin ve hükümetinin vesayeti altındadır. Huruç harekâtı yapmak isteyen ve bu istidadı taşıyan kurum ve yapılanmalar ise emekleme devrinde ve zayıftırlar. Kültürel ve dini-içtimai faaliyetlere yoğunlaşmış bazı çevreler ise Kürdistan’da özerk bir sivil, kültürel ve siyasal alanın öncüleri olarak çalışmalarını baskı altında ve imkânsızlıklar içerisinde yürütmektedirler.

Bu hengâmede Öcalan’ın önerisi ile Kürdistan Demokratik İslam Kongresi gerçekleşiyor. Öcalan, bu kongreye yön veren mektubu ile birçok konuya açıklık getirmiş bulunmaktadır.  2013 yılı Newroz mesajında olduğu gibi, Demokratik İslam Kongresi mesajında da Öcalan’ın ileriye dönük PKK hareketi için öngördüğü yol haritası netleşmeye başlamıştır.

Bu harita Yeni Türkiye’nin Yol Haritasıyla örtüşmektedir. Yeni Türkiye kendini yenilemek istemektedir, Öcalan da buna uygun bir yol haritasıyla cevap vermektedir. Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi, İslam’ın demokratik yorumunun fiiliyata yansıtılması, İslam’ın kültür mirasının olumlu olarak kabul edilip, Kemalizm’in tahribatından geriye kalan İslami ve diğer kültürel çeşitliliğin, dilin, mezheplerin, meşreplerin, dinlerin Kültürel alanla sınırlı kalmak şartıyla hayatiyetlerini devam ettirmeleri öngörülmektedir.

PKK, bidayetinden beri ve elan devam eden görüşüyle milliyetçiliğin her türlüsünü ret ederek Kemalist inkârın ve Onun önemli silahı olan Türkçülüğün ömrünü uzatmaktadır. Mazlum milletlerin milliyetçiliği ile Said-i Kurdi’nin müspet milliyetçilik tezini de görmezden gelmektedir. Ancak, Kemalizm’in Türkiye için öngördüğü “Kemalist Dönüşüm Projesi”nin Kuzey Kürdistan ayağını bilerek veya bilmeyerek tamamlayan bir hareket olmuştur.

PKK, Kürtlüğü, Kürt tarihini, Kürt şahsiyetleri, Kürdistani hareket ve şahsiyetleri bidayetinde şiddetle reddetmiş, süreç içerisinde bu değerlerle buluşmaya başlamış, bugün ise bu değerlerden istifade ederek ayakta kalmaya, ömrünü uzatmaya çalışmaktadır. PKK, tenakuza düşerek, dün mahkûm ettiğini bugün dayanak yapmaya çalışmakta, dün tahrip ettiğini, bugün ömrünü uzatmada payanda yapmaya çalışmaktadır.   

PKK, doğal Kürtlüğe, Müslümanlığa teslim olmak yerine, Kemalist Dönüşüm Projesi’nin tahribatından geriye kalan kısmı ile bu iki olgudan istifade etmeye çalışmaktadır. Din karşıtı söylemden, aynı manayı ifade eden Yoldaşlık söyleminden “Mümin Kardeşlerim” söylemine gelmiştir. Hz.Ali ve Selahaddin-i Eyyubi’den medet ummaktadır

Din Afyondur” sözü bir kere daha Öcalan ve PKK’nin siyasetiyle doğrulanmakta, Öcalan ve PKK baş edemedikleri bu afyon ile ömürlerini uzatmaya ve Kuzey Kürdistan’da iktidarı Türk(iye) egemenlik sistemi ile paylaşan bir paydaş olarak var olmaya çalışmaktadırlar.

Bunun adı özerklik ama PKK’nin egemen olduğu bir özerk alan. İslam’a biçilen rol ise Kültürel alan ve kolaylaştırıcı, kaynaştırıcı roldür. Zaten Kemalistler de, Farslar ve Araplar da bunu yapıyor. Öcalan da seleflerinin yolundan gidiyor.

Demokratik Cumhuriyeti Mihri Belli’den, devrimci ruhu Kemalist Deniz Gezmiş’ten, İslam Şemsiyesi formülünü sık sık görüştüğü MİT’ten, Demokratik İslam Projesini de halkların taleplerinden ve dolayısıyla İlahi esin-ilham’dan alan Öcalan’ın “bir kararda durmayalım” kuralını ve “değişmeyen tek şey değişimdir” düsturunu rehber edindiği anlaşılmaktadır.

Tek devlet, tek bayrak” zırvasını eleştirirken de Erdoğan’a vekâleten davranmaktadır. Çünkü Erdoğan, siyasi nedenler, konumu gereği ve oy kaygısıyla bunu söyleyemiyor; haliyle bu vazife de müttefiki Öcalan’a düşüyor ve olumlu bir görüştür. Said-i Kurdi de “Birleşik İslam Cumhuriyetleri” diyor, bir farkla onun öngörüsünde manen mündemiç olsa da lâfzen demokratik boyut eksik kalıyor, bunu tamamlamak da Öcalan’a nasip olmuş bulunmaktadır.

Güncel sorunlara dair El Kaide, Hizbullah, Selefiler ve İhvan-ı Müslimin’i aşmak gerektiği, İran ve Arap merkezli İslami anlayışın zararları, buna mukabil, mefhumu muhalifinden Anadolu İslam’ı veya Osmanlı Sünni anlayışının esas alınması gerektiği de anlaşılmaktadır.

Aleviler kızmasın diye Hz. Ali, Kürtler kızmasın diye de Selahaddin-i Eyyubi sosu gereklidir. Kemalizm’e, Baasçılığa, Apoizme en ufak bir eleştiri yok bu metinde ve düşüncede. Fitneci İngilizler Osmanlıyı yıktı, Vehhabiler Sağa saptı, Şiiler ise sola saptı. Demokratik Türkiye Cumhuriyeti ise Hz. Nuh’un Gemisidir; binen biner, binmeyen tufana gark olur, ahrette de rezil olur. Geminin kaptanı Öcalan’dır; kapitalist moderniteye karşı, milliyetçilik mikrobuna karşı, sapkın dini inançlara karşı yegâne çare onun fikirleri ve yol göstericiliğidir.

Öcalan’dan müşfik bir milli lider, yol gösterici bir dini önder çıkmaz, bugünden sonra. PKK’nin de yaptıkları yapacaklarının teminatıdır, haliyle kurtuluşu PKK’den beklemek beyhude bir çabadır. PKK şu anda en güçlü döneminde de olsa; ideolojik açıdan bunalımda, yenilenme sancıları çeken ama yenilenmeye direnen, yapıyormuş gibi yapan, emaneti halka devretmede direngen, oyalayıcı ve muğlâk bir siyaset izleyen bir yapı durumundadır. PKK ile halk arasında, PKK ile Kandil arasında kolaylaştırıcı olan Öcalan’dır. Öcalan da nihayetinde PKK’nin ilk ve son lideridir, bidayetinden beri ve elan yaptıklarından da sorumludur.

SIDKI ZİLAN

Kaynak: Haber Diyarbakır

Bir cevap yazın